Epika
Repertuarları dönemleriyle ilgili bilgiler dışında, genellikle bir ustadan aldıkları eğitim ile kendi dönemlerine kadar ulaşmış bütün eserleri de kapsadığı için o toplumun geçmişe dönük yüzünü de yansıtırlardı. Bu sayede, genellikle erkek muhabbetlerinin kaçınılmaz geleneği olan ve gusle veya tamburanın eşlik ettiği genellikle binlerce dize uzunluğunda süren epik söyleme, yaşadıkları kültür içerisinde ortak geçmişin oluşturulmasında da önemli bir rol oynarlardı.
Balkanların genelinde rastlanan bu eserlerin sözlerine bakıldığında hangi bölgeye veya gruba ait olduğu hemen anlaşılmaktadır, okullarda okutulan resmi tarih kitaplarına bakıldığında kimin yazdığının anlaşılması gibi. çünkü yaşanan olaylar, oluşturulmak istenen ulusal bilince uygun olarak aktarılmaktadır.
İşlenen konulardan en sık karşımıza çıkan Osmanlının Balkanlara yerleşmesinin sembolü olan Kosova Savaşı’nın aktarılış biçimlerine bakıldığında ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılabilir. örneğin ünlü Boşnak Avdo Medjedoviç (1879-1953) Kosovska Bitka (Kosova Savaşı) isimli eserinde ele alış biçimiyle, yenilmelerine rağmen Kosovska Osveta(Kosova’nın rövanşı), Propast Carstva Srpskoga (Sırp İmparatorluğunun Düşüşü), Car Lazar i Carica Milica (çar Lazar ve çariçe Milica), Kosovka Djevojka (Kosovalı Kız) gibi eserlerde ele alınış biçimleri oldukça farklıdır. Bu ele alınış biçimi ile tam 600 sene boyunca taşınanlar, savaşın gerçekleştiği Gazimestan’da 1989 yılında yaklaşık 1 milyon kişinin toplanarak, dağılmanın hemen öncesinde Yugoslavya’nın diğer federal bölümlerine gövde gösterisi yapılmasına ve bu topraklarda yeni bir savaşın daha çıkmasına ön ayak olabilmiştir.
Bir başka konu da, Balkan Savaşları sonrasında Müslüman köylerini basan eşkıya çeteleriyle çatışan Jusuf Mehonjic hakkındadır. Kahramanlıklarını anlatan epik eserler günümüzde İstanbul’da bile çok az da olsa hala söylenmektedir. Ancak kültürel asimilasyon ile bu epik söyleme geleneği tek bir ulusa ait hale getirildiğinden Boşnaklarda bu geleneği yaygın olarak görmek olanaksız hale gelmiştir. Dolayısı ile artık kuşaktan kuşağa aktarılan tarihsel "gerçeklikler" bir ulusun "gerçekliği" olmuş ve diğerleri için kültürel kimlik oluşturmadaki işlevini kaybetmiştir.
Kimilerinin elinde silaha dönüşen gusleler, kimilerinin ise bu kadar uzun hikayeleri dinleyecek sabrı olmamasından mıdır, efsanelere inanan kimsenin kalmamasından mıdır, tam da ortak kültürümüzü oluşturan değerlere daha çok gereksinim duyduğumuz bu çağda evlerde artık eski günlerin hatırına sadece duvarda asılı durmaktadır.
Belma KURTİŞOÄ?LU / belmakurtisoglu@bosnasancak.net



del.icio.us
Digg
Yorumlar (0 Yorum Eklendi):
Yorumunuzu Ekleyin