.:: Türkiye' nin En Renkli En Boşnak Kültür Portalı ::.: Saraybosna'dan BSN için özel röportaj Saraybosna'dan BSN için özel röportaj ================================================================================ jaka on 11 October, 2007 09:11:00 -"Srebrenica’nın öyküsü" isimli kitabımın türkçeye çevrilmiş olmasından ve türk okuyucuyla buluşmasından dolayı gurur duyuyorum -Müslüman halkların sorumluluklarından biri, hem kendilerine hem de dünyaya Srebrenica’yı unutturma izin vermemektir. -Boşnakların kalbinde Türkiye’nin çok özel bir yeri vardır. Aynı şekilde Türkiye medeni dünyada çok önemli yere sahiptir. Münire Coşkun: Sayın İsnam Taljic. Yaşadığınız savaşı ve kitabınız anlatır mısınız? Taljic: Bu kitabı yazmalıydım. O bölgede yani Srebrenica ile sınır şehri olan Bosna’nın kuzey doğusundaki Vlasenica’da doğdum. çocukluk yıllarımdan bu yana Srebrenica ile içiçeydim. Uzun yıllar orada yaşadım. Daha sonra çok sık olarak gazeteci kimliğim ile Srebrenica’da bulundum. O şehirde akarabalarım, dostlarım vardı. Bu arada 1992-1995 savaş yılları başlamadan önce altı kitabım, savaş yıllarında ise üç kitabım yayınlandı. "Srebrenica’nın öyküsü" onuncu kitabımdır. 42 yaşında olmama rağmen yazar olarak yeterli deneyime sahiptim. Böylece çok zor bir konu olan Srebrenica’yı ele alabildim. Bu kitapta öncelikle savunma konumundaki boşnakların kahramanca direnişlerini ve uluslararası camianın ihaneti sonucu yüzyüze geldikleri sırp soykırımını yaşadıkları trajediyi ele aldım. Srebrenica ve Srebrenica’da yaşanaları çok yakından biliyordum. Bu nedenle Srebrenica’da yaşananların unutturulması için her şeyin deneneceği şeklinde müthiş bir korku hissediyor, Srebrenica’nın öyküsünü ben yazmazsam bunu başka hiç kimsenin yazmayacağını düşünüyordum. Dolayısıyla "Srebrenica’nın öyküsünü" yazmayı sorumluluğum olarak kabullenmiştim. Bildiğiniz gibi Srebrenica’da yaşananların gizli kalabilmesi için, delillerin yok edilmesi için herşey denendi. Bu nedenle gerçeklerin ortaya çıkması için barışçıl yöntemlerle büyük mücadele verildi. Bu anlamda dünyadaki dostlarımızın büyük desteğini gördük. Bu yıl Lahey adalet divanında Srebrenica’daki boşnaklara karşı soykırım uygulandığı kabul edildi. Artık tüm dünya Srebrenica’da yaşananları biliyor. Muhtemelen dünya Srebrenica’nın Bosna’da, Bosna’nın Avrupa’da bulunduğunu bilmiyordur. Belki Bosna’nın Avusturya’da, Greenland’da olduğunu sanıyorlardır. Buna rağmen Srebrenica’yı ve orada neler yaşandığını biliyorlar. Dünya insanları, Srebrenica anısını muhafaza ediyorlar. 1996 yılının temmuz ayında tamamladığım ve şu ana kadar boşnakça olarak beşinci baskısı , ingilizce olarak ikinci baskısı yayınlanan bu kitabımın unutturmamak adına katkısından dolayı gururluyum. Son olarak kitabımın türkçeye çevrilmiş olmasından büyük gurur duyuyorum. Bu anlamda öncelikle Allaha şükran borçluyum. Ardından yayınevine ve bu kitabın türkçe olarak yayınlanmasında emeği geçen Bosna dostlarına teşekkür ediyorum. Münire Coşkun: özellikle kitabımı çeviren kişi olmanız nedeniyle size çok teşekkür ediyorum. Burada sizin katkınız çok önemliydi. çünkü kitabımın çevirisi üstdüzey bilgi ve deneyim gerektiriyordu. Kitabımın konusu her ne kadar ağırsa da, okuyucuyu yormayan sürükleyiciliğe sahiptir. Geçtiğimiz günlerde Saraybosna'da "Srebrenica'nın öyküsü" kitabımın beşinci baskısı yapıldı. İngilizce çevirisi Kuala Lumpur'da Malezya'da ikinci baskısıyla yayınlandı. Kitabım bu yıl Malezyadaki okullarda ders kitabı olarak konuldu. Arapça çevirisi de yapıldı. Buıgünlerde Kahire'de arapça olarak yayınlanmasını bekliyorum. Ayrıca Ljubljana'da (Slovenja)'da Sloven diline çevirisi yapıldı ve yayınlandı. Bazı diğer dillere daha çevirisi yapılıyor. Ancak dediğim gibi kitabımın türk okurlarla buluşmuş olmasının bende çok farklı ve ayrıcalıklı bir yeri var. İnanıyorum ki türk okurlar kitabımı kendi kitapları gibi kabulleneceklerdir. - Münire Coşkun Bosna'da yaşamayı sürdürüyorsunuz. Diyorlar ki; Bosna'da hayat normale dönmüş. Bosna yeniden yapılanıyormuş. İnsanlar çalışıyor ve kazanıyorlarmış. Taljic: Aslında savaştan bir kaç yıl sonra Bosna'dan ayrılarak hiç olmazsa bir kaç yıl başka ülkelerde yaşamayı ve batıda kazanacağım paralarla geri dönerek Bosna'da hayatımı rahat bir şekilde sürdürebilmeyi düşünmüştüm. Ancak gitmedim. çünkü Bosna olamadan yaşayamazdım. Ne yapacağımı bilemezdim. Son yıllarda sadece yazdığım ve yazmakta olduğum kitaplarımdan elde ettiğim gelirlerle ayakta duruyorum. çünkü işsiz kalmıştım. Boşnakların tek yayın organı olan "Ljiljan" bir gece ansızın kapatıldı. Bu dergi savaşın başlarında yayınlanmaya başlamıştı ve ben kurucularındandım. Bildiğiniz gibi Bosna küçük bir ülkedir. İçerisinde çok az boşnak kalmıştır. Dolayısıyla bu dergiyi ve benim kitaplarımı okuyacak okur kitlesi çok azalmıştı. Boşnakların çoğu çeşitli ülkelere dağıldı. Söylendiğine göre şu anda dünyaya en fazla dağılan insanları boşnaklar oluşturuyor. Bosna'da hayatın nasıl olduğuna gelince; siz bunu yakından biliyorsunuz. Bosna'da nasıl yaşandığını, bugününü ve gerçek hayatın nasıl olduğunu biliyorsunuz. İnsanlar normali yaşamaya çalışıyorlar. Ancak bu objektif argumanlarla bağdaşmıyor. Hayatın normale dönebilmesi için çok uzun yıllara ihtiyaç olacak. Münire hanım siz savaşın nasıl olduğunu çok iyi biliyorsunuz. Yanısıra uluslararası camianın savaş sonrası boşnaklara karşı takındığı üvey ana tavrını barış yıllarında da sürdürdüğünü de biliyorsunuz. çok konuşuyor, az iş yapıyorlar. Bosna'da askeri güçlerini barındırmakla ve sözde barış projelerini hazırlamakla büyük paralar harcadılar. Dünya kamuoyunun, Bosna'nın özellikle boşnakların gözlerine kumlar attılar. Tabii ki boşnakların biraz daha fazla çalışmaları da gerekirdi. Ben şahsım olarak kitaplarımla Bosna ve boşnaklar adına mücadelemi sürdürüyorum. İnanıyorum ki okuyucularımda kararlılık ve dürüdtlüğümün farkındalar. Münire Coşkun: Sırp ve hırvatlarla yeniden birlikte yaşanıyor, yeniden evlilik müesseseleri kuruluyor...... Bu konuda ne söyleyeceksiniz? Taljic: Boşnaklar merhametlidir. öyle bir halkız ki aramızdan bazıları bu son savaşta sırp ve hırvatların bizlere yaptıklarını unutmak, komunizmden arta kalan birlik-kardeşlik düzenini yeniden kurmak ister gibiler. Oysa bu komunizm sloganında ezilen sadece boşnaklar oldu. Sırp ve hırvatlar bu yeni birlik-kardeşlik düzeninden yana değiller. İstemiyorlar. Muhtemelen bize yaptıkları vahşetin farkındalar ve artık bizimle olmak istemiyorlar. Bu da bizim için şanssızlığın şansı olur. Boşnakların artık akıllarının başlarına gelmesine yardımcı olur. Bu arada sırp ve hırvatlar , boşnakların çoğunluğu teşkil ettiği Bosna'nın çeşitli şehirlerinde hiç sorunsuz yaşıyorlar. Bunun tam aksi olan durumlarda yani sırp veya hırvatların yoğun olarak yaşadığı şehirlerdeki evlerine, topraklarına dönen boşnaklar öldürülüyor veya akla gelebilecek her türlü zorluklarla başbaşa kalıyorlar. Bu arada karma evliliklerin yapıldığına bizzat şahit olmadım. Ancak bu tür evliliklerin az da olsa hala yapıldığından şüphem yok. Fakat bunlar savaş öncesine göre çok daha az gerçekleşiyor. Karma evlilik yapan boşnakların büyük çoğunluğu bu nedenle savaşta hayatından oldu. Benim rahmetli kardeşim Ahmet'te böyle evlilik yapmıştı. Ve bu nedenle doğum yerimiz olan ve hayatını burada sürdürmeye devam ettiği Vlasenica'da öldürüldü. Kardeşim Ahmet öldürüldüğünde sivildi... Hiç kimse onun ölümünden sonra sorumluluk almadı. Vlasenica'da her 3 veya 4 sivilden boşnak olanlar öldürüldü. Lahey adalet divanında Vlasenica'da savaş suçu işleyenlerden sadece bir kişi yargılandı. Oysa orada öldürülenlerin sayısı 3 bin kişiydi. Hepsini o tek başına öldürmemişti. Katiller hala Vlasenica'da özgürce dolaşıyorlar. Münire Coşkun: Savaş bitti diyorlar. Ben savaşıve barışı sizlerle bir arada yaşayan biri olarak buna inanmıyorum. Sadece silahların sustuğuına inanıyorum. Siz bir yazar, bir boşnak olarak söyler misiniz? Savaş bitti mi? Taljic: Toplu ölümlerin sayısının arttığı günlerde Dayton'da ateş-kes imzalandı. Ancak maalesef barış sürecinde dahi silahlar susmadı ... Sırpların kontrolü altında olan ve entite diye adlandırdıkları yerlere dayton anlaşmasına güvenerek geri dönüş yapan boşnakların pek çoğu öldürüldü. Yani saldırgan tutumlarını sürekli olarak tekrarladılar ve tekrarlamaya devam ediyorlar. Sadece silahlarıyla değil her şekilde Bosna ve boşnaklara karşı savaşı sürdürüyorlar. Boşnaklar artık kendilerinden bile usandılar. Onların dayton sonrası dönemde dahi başlarının çaresine bakamadıklarının kusuruna bakmayınız. Zayıf ineklerin şişman inekleri yediği uzun yılları yaşadılar. Bu nedenle zaman içerisinde yok olup gitmelerine izin verilmemeli. Kaybedilmiş zamanların çok fazla peşinde de koşmamalılar. çünkü geçmişten kalan yaşananlar çok sık ve çok ağır olarak tekrarlanıyor. Her şeyin düzeleceği umudunu taşımak gerekir. Evet boşnaklar kendilerinden usandılar. Türk devletinin buraları terketmesinin üzerinden çok uzun yıllar geçti. Bu uzun yıllar boyu avrupanın fırtınaları altında yapayalnız kaldık. Yapılan tüm saldırılara rağmen yine de varlığımızı sürdürebildik. Allaha şükürler olsun ki bedelini çok ağır ödemiş olmamıza rağmen hala Bosna'da hala avrupa'da varız... BSN Group / Münire Coşkun