Salih AKGÜL ile BSN Röportajı
Salcano bisikletin yaratıcısı, yaşayan Boşnak kökenli vatandaşlarımızın en önemli simalarından Salih Akgül ile sizler iÇin gerÇekleştirdiğimiz röportaj...
Türkiye’ye kaç yılında göç ettiniz?Doğdunuz yerden ve çocukluğunuzdan bahseder misiniz?
8 Mart 1963 senesinde Türkiye’ye göç ettik. İlköğrenimimi Miloşevdo köyünde bitirdikten sonra, Sjenica‘ ya göç ettik ve orada orta öğrenimimi bitirdim. Daha sonra Makedonya’nın başkenti Üsküp’e yerleştik orada sanat okuluna başladım ve 1.yılımın sonunda 1963 senesinde Türkiye’ye göç ettik. Çocukluğum bir yerden başka bir yere göç etmekle geçti. Her gittiğim yer; yeni çevre, yeni arkadaşlar ve yeni çevreye uyum sağlama çabasıyla geçti. Dedem ve babam Türkiye’ye gelebilmek için defalarca varını yoğunu satıp,yola koyulmuşlar fakat her seferinde aksilik peşlerini bırakmamış.
Peki hiç doğduğunuz topraklara geri dönmeyi düşündünüz mü?
Hayır, oraya geri dönüp orada yaşamayı hiç düşünmedim. Çünkü dedemin ve babamın orada yasadıkları zorlukları biliyordum, orada yasayanların günün birinde aynı zorlukları yaşayabileceklerini öngörebiliyordum. Fakat bir turist olarak sık sık Bosna ve Sancakta yaşamakta olan eş dostlarımı ziyarete gidiyorum.
İstanbul da göçmen nüfusunun oldukça yoğun olduğu bir semtte yaşamaktasınız.. Bunun sebebi diğer Boşnaklarla bir arada yaşama isteği mi yoksa alışkanlıklar mı?
Türkiye’ye göç ettiğimizde Küçükköy’e yerleştik ve uzun bir süre Küçükköy de yaşadık, daha sonra Kartaltepe’ye tasındık. Bunun sebebi alışkanlık kadar aile ile bir arada yasama isteği.
Türkiye’de iklim ,insanlar ve coğrafi konum olarak Balkanlara benzettiğiniz bir yer(ler) var mı?
İstanbul’un bazı yerlerini Sarajevo’ya, Tekirdağ’ı Kosova’ya ve Vize’yi Sjenica’ya benzetiyorum.
Kalabalık bir aile misisiniz?Çocuklarınızın - torunlarınızın - Boşnak Kültürü ile arası nasıl?Türkiye de yaşayan 2.-3. kuşak Boşnakların asimile olduğunu düşünüyor musunuz?
Baba, anne, 2 erkek ve 2 kız çocuk olarak göç ettik Türkiye’ye. Benim 2 oğlum ve 1 kızım, 2 de torunum Salih ve Emir var. Çocuklarım Boşnakça’yı kendilerini ifade edebilecek kadar iyi konuşabiliyorlar,kültürümüzü yaşatabilecek kadar tanıyorlar. Torunlarım Salih ve Emir’e Boşnakçayı öğretmeye çalışıyorum, kültürümüzü öğrenmelerini arzu ediyorum.
Boşnaklar Türkiye’deki soyadlarından çok sülalelerinin isimleri ile tanınırlar siz hangi sülaleye mensupsunuz???
Hacifeyzovic
İlk bisikletinizi ve ona nasıl sahip olduğunuzu hatırlıyor musunuz??
İlk bisikletime 1985 senesinde bisiklet üretmeye başladığım zaman sahip olabildim ve bundan ötürü çocuklara bisiklet hediye etmeyi çok seviyorum.
Bulunduğunuz yere hangi aşamalardan geçerek geldiniz?
1975 senesinde 16 m2 alanda, 1.000 Alman Markı ile yürüteç üretmeye başladım. O zamanlar Şelale su tulumbaları fabrikasında imalat şefi olarak çalışıyordum, o zamanın parasıyla iyi bir maaşla çalışıyordum fakat hayalim kendi işimi kurmaktı. 3 sene boyunca mesai harici zamanlarımda, küçücük bir imalathanede üç çalışan ile yürüteç imalatı yaptım. Hem fabrikada şef olarak çalışıyor hem akşamları eşimle birlikte yürüteçlerin bezlerini kesiyorduk, eşim de gündüzleri dikiyordu. 3 sene sonunda fabrikadan ayrıldım ve iş yerimi büyüttüm. Çocuk karyolası ve üç tekerlekli bisiklet imalatı yaptıktan sonra 1985 senesinde bisiklet üretmeye başladım. Şuanda Türkiye genelinde 300’den fazla bayiimiz, 275 servisimiz mevcut. Marka yaratabilmek için; kaliteli ürün üretmek, satış sonrası hizmetleri önemsemek ve verdiğiniz sözleri kar, zarar hesabı yapmadan yerine getirmek çok önemli.. Şu anda Oğullarım Bayram,Yusuf ve Kızım Mürvet ile beraber çalışıyoruz, zaman içinde işimi onlara devretmek istiyorum.
Başarılı olabilmek için nelerden vazgeçtiniz?
1963 senesinde Türkiye’ye geldiğimizde meslek lisesini bitirememiştim. Eğitim olmadan başarılı olamayacağımı biliyordum, 18 yaşındaydım ve arkadaşlarım aksamları ve hafta sonları gezerken ben Sultanahmet Aksam Sanat Okuluna gidiyordum. Böylece hem türkçemi hem de mesleğimi okulda en iyi şekilde ilerlettim.Geri kalan zamanlarımda kendimi her açıdan geliştirebilme adına kendimden yaşça büyük ve olgun insanlarla arkadaşlık yapmaya çalıştım.
İlk olarak “Yürüteç” üretimiyle başladınız daha sonra bir “Bisiklet” markası yaratınız : SALCANO…Adınızın kısaltılmasıyla şekillenen bu isim daha çok bir İtalyan markasını anımsatıyor…Bu benzerlik yurtdışına açılmanızda etkili oldu mu??
Firmayı kurarken firma ismini Salih ‘ten dolayı SALKO ismini verdim. Ürünler Salko ismiyle piyasaya sürüldü. 1990 lardan sonra firmanın yanında Marka yaratmaya karar verdik, ve SALCANO olmasına karar verdik ve sanırım basarılı da bir isim oldu. İlk bakışta bir İtalyan ismini çağrıştırıyor da olsa bir Türk Şirketi olduğumuzu vurgulamaktan hiçbir zaman kaçınmadım, bu anlamda ismimizi böyle bir amaç için kullanmadık.
2006 yılında motosiklet üretmeye başladınız..Bu bir risk miydi?Risk alma konusunda ki kriterleriniz nelerdir???
2005 senesinde Motosiklet sektörüne girmeye karar verdiğimizde büyük bir risk aldığımızın farkındaydık. O yıl 160 firma Motosiklet ithalatı yapmaya karar verdi, bunlardan 150 ‘si ya piyasadan çekildi ya da batma tehlikesi yasayıp işlerine son verdiler. Biz Salcano olarak ayakta kalabilen 10 firmadan biri olduk. Yaklaşık 1 ay sonra da yapımını bitirdiğimiz yeni tesislerimizde Motosiklet üretimine başlayacağız.
Başka iş alanlarına ilginiz var mı ya da olacak mı?
Tekstil ve mobilya hep ilgi duyduğum sektörler olmuştur. Bundan sonra dileğim 16 m2 alandan 16.500 m2 alan’a büyüttüğüm işimizi çocuklarım ve torunlarımın 100.000 m2’ye çıkartmaları.
Dünya ülkeleri ile karşılaştırdığınızda bisiklet kullanımında durumumuz nedir??
Türkiye’de bisiklet kullanımı çok yaygın değil,bunun en büyük sebeplerinden biri yollar,zaman içersinde bisiklet yolları yapılırsa kullanımın artacağını düşünüyorum.
Dünya da ki hemen hemen tüm ticari çevreler uzun bir süre Çin Tehdidi ne odaklandı..Siz Çin’i tehdit olarak görüyor musunuz??
15 sene önce Çin’e ilk gittiğimde Çin yeni yeni kalkınmaya başlamış, altyapısı henüz tamamlanmamış, yolları düzgün olmayan, işçi aylıkları 10$-15$ arası değişen bir ülke iken şu anda altyapısı ve yolları tamamen en iyi şekilde tamamlanmış,işçi aylıkları 250$-300$ ‘a ulaşmış bir ülke. İnsanların yaşam standardı yükselmekte ve ürün kalitesi ile birlikte fiyatlarda artmakta, bu durumda bizi etkileyeceklerini düşünmüyorum, aksine ticaretimizi onlarla geliştirebileceğimizi öngörüyorum.
Ülkemizin yaşamış olduğu 1994 ve 2001 krizleri neticesinde birçok firma meydana gelen maddi kayıplar ile yok oldu..Siz bu krizlerle başa çıkabilmek ve ayakta kalabilmek için neler yaptınız??
1994 ve 2001 senesinde yaşanan krizlerden fazla etkilenmedik, O günlerde kendi sermayemizle üretim yapıyorduk ki bu ayakta kalabilmemizin en büyük nedenlerindendir.Çünkü kriz sürecinde en çok Banka Kredisi ve ABD doları ile iş yapan şirketler sarsıldı.
İhracat yaptığınız ülkeler arasında Bosna da var.Savaş sonrası yatırımcıların desteği ile toparlanmaya çalışan Bosna ekonomisi hakkındaki düşünceleriniz nelerdir ?
Bosna savaşından sonra Bosna’da yatırım yapabilmek için ilk giden firmalardan biri de bizdik, kapalı olan bir bisiklet fabrikası olan Uniş’i tekrar faaliyet’e sokabilmek için 10 gün boyunca görüşmeler yaptım fakat bürokratik bazı prosedürler yüzünden başarılı olamadık. Fakat şu an da sistemde düzelmeler olduğunu düşünüyorum.
Son dönemde yaşamış olduğumuz önemli bir gelişme var:Kosova’nın Bağımsızlığına kavuşması..Bu konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
1. Dünya savaşından önce ABD ve Avrupa, Balkanları parçalamak ve paylaşabilmek için büyük bir çalışma içine girdiler. Bosna savaşı ve katliamı bunların eseridir. İnşallah bundan sonra Balkanlarda ve Kosova’da acı günler tekrar yaşanmaz.
Bu durum Bosna ve Boşnakları nasıl etkiler sizce? Bölgedeki barış ve istikrar zarar görür mü?
Şu an için sular durulmuş görünüyor fakat istikrarsız bir ortam Bosna’yı, Sırbistan’ı, Kosova’yı ve tüm balkanları etkiler.
Son olarak çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu www.bosnasancak.net sitesi üyelerine ve genç girişimcilere önerileriniz nelerdir???
Öncelikle bu başarılı siteden dolayı sizleri tebrik ediyorum. Doğru kişiler ve doğru haberler ile yayın yaptığınız sürece Boşnak kültürünü ve insanlarını en iyi şekilde temsil edeceğinize inanıyorum.Hayatta küçük hesapların peşinde koşmayacaksınız,küçük hesapların peşinde koşmak insanı küçültür. Hep büyük düşünüp, hedeflerinizi saptarken imkanlarınızı da göz önünde bulunduracaksınız.Bugün başladığınız işi yarına bırakmayacaksınız.. Allah Rahmet eylesin Babamın bir sözü vardı; insanın başarısını engelleyen 2 düşman vardır, şimdi ve ne zaman.Hedeflediğiniz iş her ne ise onu ne zaman yapacağınızı tasarlamaktan çok daha önemli olan yerinde ve zamanında bitirmektir.Ve belki de en önemlisi azimle çalışıp kendinize olan inancınızı her ne olursa olsun yitirmeyip sabretmek.
KISA KISA..
Dinlemekten en çok keyif aldınız Boşnak şarkıcı:
Saffet İsoviç
Zaim İmamoviç
Elvira Rahiç
En sevdiğiniz Boşnak yemeği:
Ravna pita (peynir ve yumurtalı düz börek)Kuru etli kuru fasülye
Mutlaka yaşatılması gerektiğini düşündüğünüz Boşnak geleneği:
Tümünün bilinmesi ve yerinde yaşatılması gerektiğini düşünüyorum,kültür bir insanın sahip olduğu en büyük zenginliktir.
Röportaj: RENGİN



del.icio.us
Digg
Yorumlar (0 Yorum Eklendi):
Yorumunuzu Ekleyin