BSN Köşe Yazarı Münire Coşkun Ulusal Basında!!
Tuna Kiremitçi'nin, Münire Coşkun'un mektubundan bahsettiği Sarajevo Günlüğü yazisi.
Münire Coşkun; Bosna Savaşı zamanında bizzat cephede bulunmuş, savaşın en yakın sahidi olarak büyük bir cesaretle yaşananları bizlere aktarmış bir Bosna ve Boşnak aşığıdir. Savaş sonlandıktan sonra çalışmalarına tüm hızıyla devam eden Münire Coşkun yaşanılan soykırımı unutturmamak adına girişimlerde bulunmuş, bıkmadan usanmadan fırsatını yakaladığı her anda kitlelerin hafızasını taze tutmaya çalışmıştır. Son olarak "Boşna'da Savaş Yüreğimde Kan Gülleri" isimli kitap çalışmasıyla Bosna'da yaşadıklarını bizlere aktarmiştir. BSN sitesinde uzun süredir paylaşım yapan, Bosna Savaşı'nin unutulmaması için çabalayan, sürekli olarak "başka ne yapılabilir?" anlayışında olan, küçük büyük herkesin sevgilisi haline gelmiş Münire Coşkun, son olarak BSN Haber Portalımızda köşe yazarı olarak Boşnak halkına ve bütün Boşnak dostlarına seslenmeye devam etmektedir.
Vatan Gazetesi Köşe Yazarı Tuna Kiremitçi, bu hafta yayınlamış olduğu Saraybosna Günlüğü yazı dizisinin son bölümünde BSN Köşe Yazarı Münire Coşkun'un mektubundan söz ediyor. Kiremitçi; Amerikalı araştırmacı John R. Schindler'in "Unholy Terror" adlı kitabında Boşnak halkının Sırplara uyguladığı zulüm sonrası, bir tepki olarak Srebrenica' da soykırıma uğradıkları düşüncesine cevabını, yazarımız Münire Coşkun' un mektubuyla veriyor.
İşte Münire Coşkun'un mektubu ve Tuna Kiremitçi'nin Sarajevo Günlüğü yazisi.
Saraybosna günlüğü-Son |
Bosna unutturuluyor. Hatırlamalara ambargolar konuluyor. Savaş suçluları elini kolunu dolaşarak geziyor. Tecavüze uğrayan genç kızlar o günlerin taptaze acısıyla yaşamaya çalışıyor.” Savaşta Hürriyet’in Bosna temsilciliğini yapan Münire Coşkun mektubunda yazmış bunları. Saraybosna’dayım. Her şeyin burada başladığını biliyorum: Uygarlıklar çatışmasının kıvılcımı 11 Eylül’den yıllar önce burada çakıldı. Farklı dinlerin barış içerisinde yaşayabileceğine dair umutlar burada bitti. Yeni yüzyılın getireceklerini kavramak için Saraybosna’yı anlamak şart. Buraya ondan geldim. *** Savaşta yakılmış kütüphanenin (daha doğrusu, ondan geriye kalanların) önünde, ak sakallı bir Almanla duruyoruz. Yaşlı adam üç yıl önce Bavyera’da çıkan bir başka kitaplık yangınını anlatıyor. Sonra arkamızı dönüp Miljacka Nehri’ni süsleyen köprülere bakıyoruz. Lise öğrencilerinden oluşan kalabalık bir grup her birlikte bu tarafa geçiyor. “So...” diyor Alman arkadaşım: “Life goes on...” *** Bu yıl Amerikalı araştırmacı John R. Schindler’in “Unholy Terror” adlı ilginç kitabı yayımlandı. Schindler, savaşta çizilen mazlum Müslüman-zalim Hıristiyan resminin televizyon tarafından dayatılan tek yanlı bir görüntü olduğunu savunuyor. Dediğine göre Srebrenica katliamı da Boşnakların daha önce aynı kentteki Hıristiyanlara yaptığı zulme bir tepkiymiş aslında. Dahası, 11 Eylül saldırısını yapan El Kaide militanlarının savaş sırasında Bosna ordusunda yetiştiklerini söylüyor Schindler. Bir soykırıma sessiz kalan batı dünyası, gece rahat uyuyabilmek için aradığı bahaneyi bulmuş oluyor böylece. *** Schindler’e en güzel yanıtı, yine Münire Coşkun’un mektubundaki sözler veriyor belki de: “Bosna’da savaş bitti diyorlar. Yalan. Bosna’da her şey güllük gülistanlık diyorlar. Doğru değil... Başçarşı ve Mostar köprüsünün göz alıcı görüntüsü gerçekleri yansıtmıyor. Mutsuz insanların, acıları ile yaşayan insanların yoğun olduğu ülkede savaş bitmedi. Sadece silahlar sustu. Silahların olmadığı, çaresizlik savaşı yaşanıyor. O alımlı genç kızlar, o delikanlılar var ya... Derileri dişlense içerlerindeki zehir canlar alır.” |



Bosna unutturuluyor. Hatırlamalara ambargolar konuluyor. Savaş suçluları elini kolunu dolaşarak geziyor. Tecavüze uğrayan genç kızlar o günlerin taptaze acısıyla yaşamaya çalışıyor.”
del.icio.us
Digg
Yorumlar (0 Yorum Eklendi):
Yorumunuzu Ekleyin