PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Göçmen Fabrikalar Ve Göçmen İnsanlar...



rane moje
29-05-07, 22:24
Göçmen Fabrikalar Ve Göçmen İnsanlar

Göçerliği insanlara ve kuşlara özgü biliriz. Ama artık fabrikalar da göç ediyor ve bunlara da “kırlangıç fabrikalar” deniyor. Kolayca kurulup sökülebilen, gittiği yere kolayca adapte olan fabrikalardır bunlar. Peki, bir fabrikanın göç etmesi ile bir insanın göç etmesi arasında ne fark var?

Nerdeyse her gün, zavallı yoksul insanların çoluk-çocuk, kadın-erkek göç yolunda, gemilerin ya da bir kamyonun içerisinde bir eşya gibi, sıkış tıkış, insan kaçakçıları tarafından başka bir ülkeye götürülürken yolda havasızlıktan nasıl öldüklerini okuyoruz, izliyoruz. Bir de kendi ülkemizde, mega kentlerin varoşlarını dolduran, yoksulluğun, şiddetin ve suçun kaynağı olarak görülen, ötekileştirilen insanların, asıl sayılmamanın yarattığı hırçınlıklarının ve geleceğe duydukları güvensizliklerin, polisiye önlemlerle nasıl kontrol altına alınmaya çalışıldığını görüyoruz.

Neden insanlar doğdukları yerlerden şehre, şehrin o güvensiz, güvenliksiz, yalnızlaştırılmış, risklerle dolu ortamına gelirler. Kuşkusuz doğdukları kenti terk etmeleri için önemli gerekçeleri olmalıdır. İnsanın bağlarını koparması güçtür, koparmışsa iş-ekmek bulamadığı ve yoksullaştığı içindir. Acaba bunun nedeni, örneğin doğduğu yerde toprağının olmaması, olsa da yetersiz kalması, yeterli olsa da maliyetini kurtarmaması olmasın. Bıçak kemiğe dayanmıştır artık ve insan kendisinin ve varsa ailesinin karnını doyurmak amacıyla toprağını terk eder. Daha iyi bir gelir, daha iyi bir eğitim, daha iyi bir sağlık hizmetini bulacağını umarak düşer yollara. Umar da ne bulur? Kendisini, yine kendisi gibi bin bir umutla yola düşmüş yüz binlerce kişinin arasında bulur. Ve hayatlarının değişeceğini uman yüz binlerce umut yolcusuyla beraber, bir rekabet denizinin içine düşer. Kimi boğulur, kimi yılana sarılır…

Fabrikalar ise bulundukları yerleri, işçi maliyetlerinin yüksek olduğu gerekçesiyle terk ederler; işçi örgütlenmelerinde küçücük bir kıpırtı gördükleri zaman giderler, devletin onlara daha fazla muafiyet ve vergi ayrıcalığı vermediği zaman giderler. Onları kanatlandıran yegâne duygu, “kâr dürtüsü”dür. Önce gitmekle tehdit ederler, sonuç alamazlarsa giderler. İnsan göçerlerin “giderim” tehdidini anaların yürekleri dışında kimse duymaz.

İnsan göçmenler geldikleri yeni yerde istenmeyendir, oysa göçmen fabrikaların yolları dört gözle beklenir. Göçmen insanların tek desteği, akrabasıdır, hemşerisidir, ailesidir. Yani kendisi gibi olandır. Fabrikaların vatanı yoktur, en çok nerede kar edecekse oralara yerleşir. Nedense bu yerler göçmen insanların en yoğun olduğu yerlerdir. Ve fabrikalar, güvencesiz ve çok sınırlı işlerden birine sahip olmak için rekabet eden bu göçmen insanlarla beslenir, semirir. Dolayısıyla da göçmen fabrikaların ve göçmen insanların buluşması göçmen insanlar için aslında bir dramdır. Yeşilçamın zengin kız - fakir oğlan filmlerindeki “mutlu son”, gerçek hayatta karşılığını bulmaz.

furko
29-05-07, 22:42
rane moyeden güzel bir konu daha bence ülke sorunlarına yazılsaydı çok güzel olurdu.Yunustaki Eczacıbaşi yapı gereçleri fabrikasının taşinma hazırlıkları buna engüzel örnek ve önümüzdeki 10 yıl içerisindeki birçok büyük holdingin en önemli projesi olan konu bakalım ne kadar arkadaşimiz işsiz kalaçak veya kurulu düzenini bozup başka bir şehire gideçek yani yapılan yeni oluşumlar yine işçi sınıfının omuzuna yükleneçek...........