Orijinalini görmek için tıklayınız : Yüksek Lisans ve Doktoraya Giriş Şartları Değişti
dacichatice
05-06-07, 18:20
Yüksek Lisans ve Doktoraya Giriş Şartları Değişti
http://www.memurlar.net/haber/77105/
Son olarak 2003 yılında değiştirilen ve yüksek lisans yapmayaların da doktora yapabilmesine imkan sağlayan Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği 2 Haziran 2007 tarihi itibariyle bir kez daha değişmiştir. Yapılan değişikliğe göre yüksek lisans programına girebilmek için ALES'ten 55 almak gerekmektedir. Diğer taraftan doktoraya girişte 50 puan olarak belirlenen ÜDS puan şartı 55'e yükseltilmiştir. Detaylar için başlığa tıklayınız.
2 Haziran tarihinde yapılan değişilikleri görmek için tıklayınız.
http://www.memurlar.net/haber/77063/
Değişikliklerin işlenmiş olduğu Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinin son hali için tıklayınız.
http://www.memurlar.net/haber/77104/
daha öncek yüksek lisans ve doktoraya girmek için LES şartı aranıyorsu LES inde en az 45 olması gerekiyordu. bunun ALES adı altında 55 e yükseltilmesi bir bakıma iyi oldu ...eğitimde nitelikli insan sayısı artacaktır...şimdi bunun nitelikle ne alakası var diyeceksiniz ama bana göre var..çünkü eski LES şimdiki ALES okuduğunu anlama ve hızlı cevap verebilme üzerine kurulmuş bir sınav sistemi..bir nevi bankacıların yaptıkları hız ve güç testleriyle bağdaşıyor..bu bkımdan önemli...ingilizce sınavının 50 den 55 e yükselmesinin ise ingilizce bilmekle pek ilgisi olduğunu düşünmüyorum..ÜDS sistemi tamamen bir test tekniği ve çok gereksiz konulardan sorular geliyor...deniz atının yaşayışından tutun...sudaki mercanlardan mısır piramitlerinin yapısına kadar çeşitli konulardan soru gelebiliyor...yurt dışında uzun yıllardır yaşamış ve yabancı dille hiç bir problemi olmayan insanlar bir bu sınavdan düşük not alabilir.çünkü tamamen test tekniği ile ilgili bir sınav...örneğin bir cümle past tense ise önceki cümle mutlaka past perfect olmalı gibi gramer kalıplarını ezberleyip fazla kelime bilgisi olmadan bu sınavı geçen çok insan tanıyorum...
yüksek lisans ve doktora yapmak bizim ülkemizde tam bir sanat haline geldi...yetenekten ve liyakattan uzak bir değerlendirme sistemi var...tamamen hocalarla aranızın iyi olmasına dayalı bir ilişki yürüyor...birdee iyi bir işte çalışıp kariyer sahibisiyseniz yüksek ve doktora yapmak çok kolay...
daha öncek yüksek lisans ve doktoraya girmek için LES şartı aranıyorsu LES inde en az 45 olması gerekiyordu. bunun ALES adı altında 55 e yükseltilmesi bir bakıma iyi oldu ...eğitimde nitelikli insan sayısı artacaktır...şimdi bunun nitelikle ne alakası var diyeceksiniz ama bana göre var..çünkü eski LES şimdiki ALES okuduğunu anlama ve hızlı cevap verebilme üzerine kurulmuş bir sınav sistemi..bir nevi bankacıların yaptıkları hız ve güç testleriyle bağdaşıyor..bu bkımdan önemli...ingilizce sınavının 50 den 55 e yükselmesinin ise ingilizce bilmekle pek ilgisi olduğunu düşünmüyorum..ÜDS sistemi tamamen bir test tekniği ve çok gereksiz konulardan sorular geliyor...deniz atının yaşayışından tutun...sudaki mercanlardan mısır piramitlerinin yapısına kadar çeşitli konulardan soru gelebiliyor...yurt dışında uzun yıllardır yaşamış ve yabancı dille hiç bir problemi olmayan insanlar bir bu sınavdan düşük not alabilir.çünkü tamamen test tekniği ile ilgili bir sınav...örneğin bir cümle past tense ise önceki cümle mutlaka past perfect olmalı gibi gramer kalıplarını ezberleyip fazla kelime bilgisi olmadan bu sınavı geçen çok insan tanıyorum...
yüksek lisans ve doktora yapmak bizim ülkemizde tam bir sanat haline geldi...yetenekten ve liyakattan uzak bir değerlendirme sistemi var...tamamen hocalarla aranızın iyi olmasına dayalı bir ilişki yürüyor...birdee iyi bir işte çalışıp kariyer sahibisiyseniz yüksek ve doktora yapmak çok kolay...
Niteliği yükseltmek adına yapılan bu değişikler maalesef, sayın Baht'ın da dediği gibi hiç bir işe yaramıyor.
Kökten bir değişiklik ile tamamen farklı bir sistem getirmek gerekiyor akademik yolu seçenlere.
Hiç bir bilimsel ve sanatsal yenilik getirmemiş, katkıda bulunmamış bir çok doçent ve profesör tanıdığım var maalesef. İşin kötüsü, bu insanların söyledikleri doğru olarak ele alınıyor. Daha düşük akademik rütbedekiler veya öğrenciler ise yanlış olduğunu bile bile seslerini çıkaramıyorlar, gelecek kaygısıyla, çünkü yükseltmeler veya sınıf geçmeler iki dudak arasında. "Benim bu adama gıcığım var" diyerek doçentlik dosyasına olumsuz rapor veriveriyor. Bilim de neymiş? Zaten Türkiye'deki üretilemeyen bilimden de belli.
Kişilerden bağımsız özgür düşünce olmadığı sürece iş sadece bir oyuna dönüyor. Oyun Baht'ın da dediği gibi kalıpları ezberlemek.:mad:
KPDS'den 70 alan ama kendi çalışma konusuyla ilgili bir sayfa yazısını bile tercümana verip çevirten çok doçent/profesor tanıdığım var.
LES/ALES her ne isim altında olursa olsun bu sınav da anlamsız bence. Üniversite sınavından geçmiş, üniversiteden mezun olmuş insanlar, tekrar lisedeki ama alanıyla ilgili olmayan konulardan sorumlu oluyorlar. Bu sınav üniversitedeki eğitime güvensizlik anlamına geliyor. Sınava hazırlık yayın ve dershane piyasası oluşturmaktan başka bir işe yaramıyor.
KPDS'den 70 alan ama kendi çalışma konusuyla ilgili bir sayfa yazısını bile tercümana verip çevirten çok doçent/profesor tanıdığım var.
Sayın Belmak;
Çeviri ve diğer angarya işler konusunda, -yazıktır ki -, asistanlar ne güne duruyor, verelim, yapsınlar mantığı mevcuttur...
maalesef sayın belmak ülkemizde akademik anlamda yükselmek gerçekten çok zor...ya yalaka olacaksınız yada para babası....evet yanlış okumadınız para babası...eğer zenginseniz ve bu zenginliğinizden etrafınızdakileride nasiplendiriyosanız ozaman onlar sizin yalakanız oluyor...bizede pastadan pay düşermi düşünesiyle sizin etrafınızda dolanıyorlar...yükselmek tamamen hocalarınızın elinde ...en basiti doktora yetrlilik sınavı normal şartlar altında o öğrencinin doktora tezini yazmaya yetkisi olup olmadığını anlamak için yapılan bir sınavdır..kişi doktora tezi hakkında yeterince kaynak taraması yapmış mı ve bu konudaki çalışmaları incelemiş mi temel kavramlara hakim mi bunun sınanması için yapılan bir sınav olması gerekirken bizde anlaşılan karşına 5 tane kelli felli adamın oturup nerden soru soracağı belli olmayan, kendilerinin bile cevaplarını bilmedikleri soruları sordukları bu öğrenciyi içerde nasıl terletirim, aslında sen bir hiçsin bu yeterliliği alamazdın ama bak biz sana acıdıkda verdik izlenimini uyandırdıkları bir sınav haline gelmiş durumda...olması gereken sınava giren öğrenci temel kavramlara hakim mi değil mi? tez yazarken bu temel kavramlara dönüp bakmaya ihyiyacı var mı yok mu bunun tespitinin yapılması gerekiyor ama malesef bu yok...karşındaki kişler ne sorsa cevaplamak zorundasın...bilmezsen çok büyük bir ayıp...nasıl bilemezsin bunu...ama düşünmezler ki kendileri o jrülerden nasıl kolaylıkla geçtiler...yada kendisi o bilgi birikimini edinene kadar yılların geçtiğini...neyse ben çok konuşuyorum....
maalesef sayın belmak ülkemizde akademik anlamda yükselmek gerçekten çok zor...ya yalaka olacaksınız yada para babası....evet yanlış okumadınız para babası...eğer zenginseniz ve bu zenginliğinizden etrafınızdakileride nasiplendiriyosanız ozaman onlar sizin yalakanız oluyor...bizede pastadan pay düşermi düşünesiyle sizin etrafınızda dolanıyorlar...yükselmek tamamen hocalarınızın elinde ...en basiti doktora yetrlilik sınavı normal şartlar altında o öğrencinin doktora tezini yazmaya yetkisi olup olmadığını anlamak için yapılan bir sınavdır..kişi doktora tezi hakkında yeterince kaynak taraması yapmış mı ve bu konudaki çalışmaları incelemiş mi temel kavramlara hakim mi bunun sınanması için yapılan bir sınav olması gerekirken bizde anlaşılan karşına 5 tane kelli felli adamın oturup nerden soru soracağı belli olmayan, kendilerinin bile cevaplarını bilmedikleri soruları sordukları bu öğrenciyi içerde nasıl terletirim, aslında sen bir hiçsin bu yeterliliği alamazdın ama bak biz sana acıdıkda verdik izlenimini uyandırdıkları bir sınav haline gelmiş durumda...olması gereken sınava giren öğrenci temel kavramlara hakim mi değil mi? tez yazarken bu temel kavramlara dönüp bakmaya ihyiyacı var mı yok mu bunun tespitinin yapılması gerekiyor ama malesef bu yok...karşındaki kişler ne sorsa cevaplamak zorundasın...bilmezsen çok büyük bir ayıp...nasıl bilemezsin bunu...ama düşünmezler ki kendileri o jrülerden nasıl kolaylıkla geçtiler...yada kendisi o bilgi birikimini edinene kadar yılların geçtiğini...neyse ben çok konuşuyorum....
Ya da hocaları dışarıdan danışmaklık yapabilmeleri için, destekleyebilecek iyi işler bulmalı, iyi şirketlerde çalışmalı ya da tanıdıklara sahip olmalısınız. Yoksa, DEVLETİMİN ÜNİVERSİTESİNDE HAKKIN ile okumak zordur. Kaderin hocanın ellerinde, sözü emir!!! Hocanın psikolojisine göre, kaderinde, akademik hayatında şekillenebiliyor... Sayın Baht; çok konuşmuyorsunuz, gerçekleri yazıyorsunuz... Saygılarımla...
Bazıları biraz olsun utanma duygusuna sahip oldukları için asistanlarına vermeye utanıyor :)
Bu yazılanlardan yalnızca bizim okulda işlerin bu şekilde gitmediğini, yani yalnız olmadığımı anlamış olmak kişisel olarak yüreğimi ferahlattı, ama bilim ve sanat açısından utanç verici.
Ben büyüyünce (eğer izin verirlerse) onlar gibi olmayacağım...
maalesef sayın belmak ülkemizde akademik anlamda yükselmek gerçekten çok zor...ya yalaka olacaksınız yada para babası....evet yanlış okumadınız para babası...eğer zenginseniz ve bu zenginliğinizden etrafınızdakileride nasiplendiriyosanız ozaman onlar sizin yalakanız oluyor...bizede pastadan pay düşermi düşünesiyle sizin etrafınızda dolanıyorlar...
Para babası olmanın başka avantajları da var. Örneğin kılığınız kıyafetiniz marka ise daha bilgili olduğunuz kanısına varılıyor. Veya, okuldan her türlü masrafınız karşılanmadığı için, istediğiniz araştırmaları kendi cebinizden harcayabiliyorsunuz, istediğiniz sempozyuma katılıyorsunuz.
Geçenlerde bir sempozyuma katıldım, düzenleyen kurula üyelik 55 Euro+ katılım bedeli 50 Euro. Yemek, içmek, kalmak, yol hariç gitti yaklaşık 200 YTL.
Benim çalışmalarım alan araştırmalarına dayanıyor genellikle ben sürekli ulaşım parası, video kaset, görüşülen kişilere ufak hediyeler filan cebimden harcamak durumundayım. Fotokopiler, kitaplar vs. İstediğim bir kitap var mesela 90 USD. Çocuğumun boğazından kesip bunu almam gerekiyor yani (çok mu ajitasyon oldu) Parası olan o kitabı alıp masasının üzerine koyunca içindeki bilgilerden ne kadar yararlandığına bakılmazsızın daha bi akademik oluyor.
Yazım biraz ağlamaya dönüştü ama bu sadece benim başımda olan bir şey değil, kendi yağıyla kavrulmaya çalışan devlet üniversitelerinin ve devlet akademisyenlerinin bütününün sorunu maalesef.
devlet üniversitelerinde arş.gör lilerin aldığı maaşlar belli ev kirası, elektrik, su, doğal gaz, telefon, mutfak masrafı, okula gidiş geliş yol parası derken sayın belmak siz gene sempozyuma katılacak parayı iyi bulmuşsunuz...nasıl bulduysanız bizede haber verinde biz de bulalım :) sizin yaşadıklarınız devlet üniversitelerinde çalışan çoğu durumdan sadece biri...bizlerin polyanacılık oynamaktan başka şanşımız yok..ve bizde bunu yapıyoruz...
ALES: AKADEMIK PERSONELI VE LISANSÜSTÜ EĞITIMI ENGELLEME SINAVI :)
Tahir Balcı
CBT - 1054/22
YÖK 2 Şubat 2007 günü yaptığı toplantıda, yükseköğretim kurumlarında öğretim görevlisi, okutman, araştırma görevlisi, uzman, çevirici ve eğitim öğretim planlamacısı kadrolarına açıktan veya öğretim elemanı dışındaki kadrolardan naklen atanmak isteyenler için ALES'e (Akademik Personel ve Lisansüstü
Eğitimi Giriş Sınavı'na; eski adıyla LES'e) girme ve 100 üzerinden en az 70 alma zorunluluğu getirmiştir.
Bu doğrultuda, bir üniversite adına başka bir üniversitede doktora yapmak isteyenlerden de 70 puan, diğer lisansüstü öğrenci adaylarından en az 55 puan istenmektedir. Ancak YÖK, sanat dallarında lisansüstü öğrenim görecek adaylar için ALES'e girme koşulunu kaldırmıştır. Burada hemen sorulması
gereken soru, diğer alan öğrencilerinden istenirken sanat dalları için ALES'in neden gereksiz görüldüğüdür.
Amacı ne?
Bu soruyu yanıtlamak ve genel olarak ALES'i sorgulayabilmek için önce amacına bakalım: Lisansüstü eğitimdeki başarıda etkili olan sayısal, sözel ve muhakeme yeteneklerinin ölçülmesi. Sayısal muhakemeden, temel matematik kavramlarını ve bunlar arasındaki ilişkileri anlama, sayısal problemleri
çözebilme, sayısal malzemeyi kavrama, öğelerine ayırabilme, bu öğeler arasındaki mantıksal ilişkileri bulma anlaşılmaktadır. Kullanılacak malzemenin aritmetik, cebir ve geometri alanlarından ve dalı ne olursa olsun bütün üniversite mezunlarının bilmesi beklenen konulardan seçileceği, ortaokul düzeyinin üzerine çıkılmayacağı belirtilmektedir http://www.egitimim.com/Rehberlik/Universite_Rehberlik/104_LES_Kapsam.htm, (13.5.07)
Içerik amaca uymuyor
Öncelikle amaç ile içerik arasında bir çelişki olduğunu söylemek gerekmektedir. Zaten bütün üniversite mezunlarının belirtilen sayısal konularda başarılı olmasının beklenemeyeceği görülmüş olmalı ki, sanat
dalları için ALES koşulunun kaldırılması gerekli görülmüştür. Yoksa sanat dallarında okuyanların sayısal muhakeme, okuduklarını anlama ve yorumlama yeteneklerinin olmadığının düşünüldüğünü sanmıyoruz. Öyleyse sayısal ALES sanat dalları için ne kadar anlamsızsa, yabancı dil, tarih, sosyoloji vb. alanlar için de o kadar anlamsızdır. Matematik bölümü mezunlarının bile çözmekte zorlandığı sayısal soruları sosyal bilimler alanı mezunlarına sormanın ya da sayısal alanlara yatkın olmadığı için lise yıllarında sözele
yönelen ve yükseköğrenimlerinde hiç sayısal öğrenim görmeyen kişileri sayısaldan sorumlu tutmanın bilimsel bir açıklaması var mıdır? Sayısalcı olan birçok öğretim üyesinden bile sayısal soruların çok zor olduğunu duymaktayız. Peki bu sınavın amacı nedir? Acaba üniversitelerde zaten horlanan sosyal bilimleri ve çok masum taleplerini yasal bir kılıfla daha da kısırlaştırmak mıdır?
Ne yazık ki aklımıza olumlu bir şey gelmemektedir. Çünkü ALES'in öngördüğü puanı tutturan kişi sayısı gittikçe düştüğü için artık lisansüstü öğrenci bulmakta güçlük çekilmektedir; dolayısıyla bazı programlar resmen olmasa da uygulamada kapanmakla karşı karşıya kalacaktır; yoksa dolaylı olarak amaçlanan bu mudur?
Kaliteyi düşürdü
ALES'in en önemli sonuçlarından birisi de lisansüstü öğrencilerde ve alınacak araştırma görevlisi vb. akademik elemanlarda kalitenin çok düşmesidir. Nitekim alan bilgisi çok iyi olan adaylar sayısal sorular
nedeniyle elenebilmekte, kendi alanında çok yetersiz olan bazıları da sayısal engeli bir biçimde aşarak öne geçmekte, sonuçta bölümler yardımcı elemana duyulan gereksinim nedeniyle kendi alanına pek katkı sağlayamayacak yetersiz kişileri almak zorunda kalmaktadır; bu görüşler varsayımlara değil,
gerçeklere dayanmaktadır.
Yapılması gereken şey ya ALES'i tümden kaldırmak ya da sözel alanlarda akademik kariyer yapmak isteyenlere sadece sözel muhakemeye yönelik sorular sormak ve lisansüstü sınav sürecini klasik yazılı bir sınavla sonuçlandırmaktır. Çünkü sözel konular genel kültür kapsamına girer, ancak yukarıda anılan sayısal konular genel kültür değildir, özel alan bilgisidir ve sosyal bilimciler için gereksizdir. Öğrenciler yalnızca testlerle ve niteliği çok belirsiz bir mülakatla lisansüstü öğrenime başlatılmakta, dili yazılı olarak kullanıp kullanamadıklarına bakılamamaktadır.
serdarsale
12-06-07, 14:53
benim okulumda akademik kariyer ve bilgi açısından çok değerli hocalarım var fakat bunun tersi olan hocalarda mevcut, bu hocaların geçmişini biraz incelediğimizde ise karşımıza geçmişte yaptıkları yalakalıklar ve siyasi bağlantıları karşımıza çıkıyor, onlar kazanıyo ama ülkenin geleceği kaybediyor, umarım birgün bu sistem düzelir, tabi ilk kalkması gereken yök ve rektörlerin kral gibi yetkileri..
vBulletin v4.0.0, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.