munira
07-06-07, 19:32
Bosnam,
Yok olmadın,
Şanınla şerefinle ayaktasın
Sen de öyle Bosnalı kadın…
Bosna seni, sen Bosnayı kucakla
Özgürlük seni, sen özgürlüğü kucakla
Acılar, doğumlarla canlanır
Bosna hayatla ve özgürlükle can bulur
Bosna-Hersek genelinde 615 esir kampı vardı. Esir kamplarında tutulan boşnakların 35 bini görülmemiş işkencelerle öldürüldü.
Onlardan sağ kalanlar artık gerçekleri özgürlüğe kavuşturuyorlar; yani artık konuşuyorlar
Esir kamplarında tecavüze uğrayan boşnak kadınlar: “Tecavüz edilmek üzere esir kampında tutuldum, işkenceler gördüm aç kaldım, dövüldüm, içimdeki Bosnayı yok etmeye çalıştılar ama başaramadılar” diye haykırıyor.
Çetnikler bu savaşta insanlık tarihine bugüne kadar görülmeyen bir vahşeti gerçekleştirdi. Askeri strateji anlamında 30 bine yakın boşnak kadın ve genç kıza tecavüz ettiler…
Bu konuyla ilgili paylaşımlarımı sürdürmek istiyorum. Onlar başlarına gelenden utanmak durumunda değiller, ben yazmaktan utanmayacağım….
Bunu yaşatanlar ve yaşananlara seyirci kalanlar utansın!
O, Gacko şehrinde yaşıyordu. 26.05.1992 günü çetnikler köylerini bastı. Köy sakinleri kaçmak zorunda kaldılar. Yakınlardaki Zelengore dağına tırmandılar. Ancak 01.07.1992 günü çetnikler dağda saklanan 300 civarındaki sivili farkederek, burasını bombardımana tutmaya başladılar.
Bunun üzerine köylüler, iki gurup halinde dağıldı.Bir kısmı Trebova diğer kısmı Konjic’e doğru hareket etti.
O’ ikinci guruptaydı. Beraberindekilerin çoğu yaşlılar, genç kızlar ve çocuklardı.
Aç ve susuz haldeydiler. Zelengora dağının zorlu şartlarıyla mücadele ediyor, dağı aşarak güvenli bir yere ulaşmaya çalışıyorlardı.
Düşmanın kendilerini farketmemesi için genelde geceleri yol alıyor olmalarına rağmen, 3.temmuz.1992 günü yeniden farkedildiler. Çetnikler, konvoy halinde hareket eden guruba saldırmaya başladı. Üzerlerine yöneltilen top mermileri sonucu konvoy dağıldı. Panik halindeydiler. Yönlerini bulamaz hale gelmişlerdi. Dağdan kayarak asfalt yola doğru indiler. 4.temmuz.1992 günü saatler sabahın üçünü gösterdiğinde dağın eteğindeki asfalt yola ulaşmayı başarmışlardı. Aralarındaki erkekler yola devam etme kararını almışlardı. Çetniklerin, kadın, çocuk ve yaşlıları bulmaları halinde onlara bir şey yapmayacaklarına inanıyorlardı.
Böylece erkeklerin ayrıldığı bu savunmasız insanlar, çetniklerin kendilerine ulaşması halinde onlara teslim olma kararını aldılar.
Bu kararı aldıktan sonra yolarına devam ederek bir boşnak köyüne ulaştılar. Burada biraz dinlenip yollarına devam edeceklerdi. O sırada yanlarına o köyde öğretmenlik yapan bir sırp yanaştı. Yollarına devam etmelerinin tehlikeli olacağını, çünkü yolun mayınlı olduğunu söyledi. Sözlerine, yol güzergahında sırp askerleriyle karşılaşabileceklerini de ilave etti. Çaresiz insanlara, kendilerini yugoslavya halk ordusuna ait bir kamyonun alacağını ve onları güvenli bir noktaya götüreceğini de söyledi. Sözlerinin daha inandırıcı olması için, Nevesinye’li yüzden fazla boşnağın bu şekilde güvenli yere ulaştığını vurguladı.
Ona inandılar.
Oysa yalan söylemişti.
Kamyonların gelmesini beklemek için asfalt yola çıktılar. Kısa bir bekleyişten sonra kamyon ve sırp askerler geldiler.
Kamyonlara bindiler ve ilk götürüldükleri binada sorguya alındılar. Ardından hakaretler yağdırmaya ve tüfek dipçikleriyle üzerlerine vurmaya başladılar.
• Şaşkın şaşkın olan bitenlere bakıyor, üzerlerine yönelen tekme , tokat ve tüfek dipçiklerinden elleriyle korunmaya çalışıyorlardı.
• O’ henüz çok gençti. Yaşadıklarına inanamıyordu. Sırp polis komutanı Ratko Govedaric ise, odanın bir köşesinde durmuş, işkence edilen insanları gülerek izliyordu.
• İşkence esnasında “Kosova’nın intikamını alacağız” diye bağırıyorlardı.
7 temmuz 1992 günü askeri kamyonlara bindirdikleri insanları Kalinovik’e götürüp, boşnaklar için esir kampı olarak hazırlanan ilkokul binasına sokuşturdular…
Daha sonra kadınları ayrı bir bölüme yerleştirdiler.
Ardından vahşet başladı. Her gece kadınlara teker teker ya da guruplar halinde tecavüz etmeye başladılar.
Vahşilerin arasında en acımasız olanlardan biri de lakabı Lalovac olan Slavko Lalovic’ti.
Slavko sürekli olarak çok değişik işkence yöntemleri arayışı içerisindeydi. Kimi zaman 20-30 kadını tuvalet kapısına diziyor ve 5 dakika içinde hepsinin tuvalet ihtiyacını gidermesini emrediyordu. Emri gerektiği şekilde yerine getirilmediğinde çılgına dönüyor ve korkunç bir hal alıyordu.
Kalinovik boşnaklar için gerçek anlamda bir cehennemdi.
Burada bulunan herkes için dehşet verici bir yerdi.
Fakat burada bulunan 200 kişi arasından en büyük acıyı O yaşayacaktı.
İlk beş gün hiç yemek vermediler. Kapalı tutuldukları bölüme giren çetnikler sık sık onları keserek öldüreceklerini ve rahmetli Aliya’nın onları takas etmeyeceğini söylüyorlardı.2.Ağustos sabahı Pero Elez isimli çetnik odaya girer. Sabahat isimli kadını alıp götürür. O.. ise çocuklu annelerin yanına sokulur, örtülerin altına gizlenir. Aynı gün akşam 19.30 sularında O’ hala battaniyelerin altında yatar haldeyken odaya iki çetnik girer. Zaga ve Crnogorac Gaga. Zaga odaya girer girmez doğruca O’nun bulunduğu yere doğru ilerler. Kalkmasını emreder. Aynı odada bulunan annesi ise “Onu götürmeyin. Beni alın” diye feryat etmeye başlar. Zaga acılı anneye tüfeğin dipçiğiyle vurup yere yığılan kadını tekmeler.
O, iki çetniğin arasında bulundukları odadan hole çıkınca Alma, Sabahata ve Emina ile Kalinovik’li iki genç kızın daha holde bekletildiğini görür.
Zaga ve Gaga isimli çetniklere neler olup bittiğini sorar. Onlar da “artık sen de sırp kadını olacaksın” derler.
Kızların hepsini okulun önünde bekleyen kırmızı otomobile bindirdiler. Bu arada O, çetniklere Alma’nın henüz 13 yaşında küçük bir çocuk olduğunu ve onu götürmemelerini söyler. Çetniklerin cevabı ise “13 yaşındaki sırp kızların elleri silahlı. Savaşıyorlar” şeklinde olur.
Kısa bir sure yol aldıktan sonra araçtan indirilip daha büyük bir araca bindirilirler. Bu aracın içi mühimmah yüklüydü.
13 yaşındaki Alma çok korkuyor ve O’na sarılarak, “bizi takas etmeye mi götürüyorlar acaba” diye soruyordu.
Şok halindeydiler. Korku duyamaz duruma gelmişlerdi. Çok yorgundular. Araç hareket ettğinde, Kalinovik-Miljevina-Foça yolunda hareket ettiklerini farkederler.
Yolculuk esnasında bir ara araç durdurulur. Bir gurup çetnik Şefika isimli kızı dışarıya çıkarır. O sırada Drina nehrinin gürül gürül akan sesi işitiliyordu. Aradan on dakika geçti. Aracın kapıları kapatıldı.
Şefika’yı bir daha hiç görmediler…
Bir sure sonra araç eski bir evin önünde durur. Jure Radovic ismindeki çetnik kızlara eve girmelerini emreder. İçeriye girmelerinden kısa bir sure sonra 13 yaşındaki oğlunu sürekli olarak beraberinde çatışmalara götüren Govedarica soyadlı bir çetnik odaya girer. Ve hemen bir olayı anlatmaya başlar. Ormanda rastladığı bir boşnağa kendini de boşnak olarak tanıttığını ve ardından onu kestiğini ballandıra ballandıra anlatır. Adamın kesik kafasını şutlamış. Bunu kanıtlamak için beyaz renkli spor ayakkabısındaki kan lekelerini de gururla gösterir.
O sırada Gojko Emina’ya ayağa kalkmasını ve görüntüsünü incelemek istediğini söyler. Ardından Emina, Alma ve O’na peşinden gelmelerini söyler. Hep birlikte büyükçe bir araca binerler. Geceyarısına yakın saatlerde Foça’daki Partizan adlı spor salonunun önünde dururlar. Gojko araçtan inmeden once kızlara bakire olup olmadıklarını sorar.
Buradan yaya olarak yürüyerek terkedilmiş bir boşnak evine girerler. Daha sonra uyku saati geldi diyerek kızları odalara yerleştiriler. O’.. odasına girdikten hemen sonra Zaga’da odaya girer ve gerçek adının Dragoljub Kunarac olduğunu söyler. Genç kıza tecavüz etmeye yeltendiğinde O..kendisine dokunmaması için yalvarır, bakire olduğunu söyler ama Zaga “Daha iyi ya ben ilk olacağım” der.
Kocaman bir bıçağı da masanın üzerine koyar.
Ertesi gün kapalı tutuldukları eve sürekli gelerek tecavüz ettiler. Küçük yaştaki Alma’yı ise çetnik genelevi haline getirdikleri Miljevine’deki Karaman’ın evine götürdüler.
Zaga daha sonraları Alma’nın yolda giderken nasıl ağlayıp yalvardığını anlatırken, ağlamayı kesmezse kendisini kesip Drina nehrine atmakla tehdit ettiklerini söyler.
Emina ile O ayrı bir eve alınır. Gojko ve askerleri aralıksız olarak buraya gelip içki içer ve çetnik şarkıları söyledikten sonra genç kızlara tecavüz ederler.
Zaga, ağustos başlarında Sena ile Suada isimli iki genç kızı daha buraya getirir. Kızlar birbirlerine tecavüze uğradıklarını anlatmaktan çekinirler. Utanırlar.
Bu arada vahşiliğiyle tanınan Jadranka Zdralo isimli çetnik kadın da aynı eve gelir. Burada tutulan kızlara kendisini yıkamalarını emreder. Ardından üniformasını yıkamalarını da emrederken, ardından övünerek Kalinovik’te 6 boşnağın kafalarını nasıl kestiğini anlatır.
Emine ile O, duyduklarından dehşete düşerek, kadının kendilerini de keseceği korkusuna kapılır ve evdeki tüm bıçakları saklarlar.
Jadranka Zdralo genç kızlara işkence etmeye başladı. Kızları, tecavüze gelen çetniklerin odalarına kadar elleriyle götürüyordu. Daha sonra kızları kızgın sularla dağlıyordu.
Bu arada çetnikler esir tuttukları kızları kendi aralarında alıp satmaya başladılar. Grujo Kovacevic isimli çetnik Sena’yı satın almıştı. Sena’yı götürmeye geldiğinde, kızın parmağındaki yüzüğü çıkarıp Jadranka’ya verdi.
Uzun yıllar sonra öğrenildiğine gore çetnikler, Sena’yı almanyadaki ailesine 20 bin mark karşılığında geri vermişler.
1992 eylül ayı sonlarında çetniğin biri Gojko ve Zaga’dan O’nu satın alır. Bu çetnik henüz 15 yaşında olan O ile evlenmek istiyordu. Çetnikler arasında yapılan anlaşmaya gore yeni sahibine teslim edileceği tarih 01.10.1992 olacaktı.
Anlaşma yerine getirilmişti. O artık kurtulma umutları taşımaya başlamıştı. Kendini satın alan çetnik O’na iyi davranıyordu. Hatta amatör radyocular aracılığıyla ailesiyle konuşmasını da sağlamıştı. Yeni sahibinin adı Zdravko idi.
25.11.1993 günü esir takasları başladı. Esir çetnikler, boşnak kızlarla takas ediliyordu. O’ takasa gitmedi. Zdravko ile kaldı. Çünkü 5 aylık hamileydi ve gitmesine izin vermediler. Yanısıra boşnakların bölgesine geçme ihtimali de yoktu. Dayton barış anlaşmasının imzalanmasıyla birlikte, 05.05.1996 günü ilk kez Saraybosna ‘ya geçer. Bu arada ikinci çocuğunu da doğurmuştu. Saraybosna’da ailesiyle görüşmeye gelişlerinde sadece bir çocuğunu yanına almasına izin veriyor, diğerini alıkoyuyorlardı.
O’ artık kaçmak için her fırsatı kollar haldeydi. 22.04.1998 günü iki çocuğunu da alarak , bir köle gibi satılmış olduğu adamın yanından kaçarak Saraybosna’ya girmeyi başardı.
Adını veremediğim bu boşnak hanımefendi halen savaş suçluları mahkemesinin en önemli tanıklarından biridir. Saraybosna'daki evime sık sık gelirdi. Aylarca konuştuk. Yaşadığı psikolojik sıkıntılar nedeniyle sürekli tırnaklarını yemişti. Hiç tırnağı yoktu dünyalar güzeli boşnak kızımızın.
Babalarının kim olduğunu bilmediği bir kızı ve bir oğlu vardı. Katerina ile Lazar…
O’na “Çocuklarına niçin müslüman adı koymadın?”diye sordum
“Bunu bilerek yaptım. Büyüdüklerinde, bilinçlendiklerine bunu bana mutlaka soracaklardır. İşte o zaman onlara bütün gerçeği anlatacağım. Böylece gün gelip hayata gelmelerine neden olan babalarına karşı savaşacak önemli sebepleri olacaktır. ” dedi…
Yok olmadın,
Şanınla şerefinle ayaktasın
Sen de öyle Bosnalı kadın…
Bosna seni, sen Bosnayı kucakla
Özgürlük seni, sen özgürlüğü kucakla
Acılar, doğumlarla canlanır
Bosna hayatla ve özgürlükle can bulur
Bosna-Hersek genelinde 615 esir kampı vardı. Esir kamplarında tutulan boşnakların 35 bini görülmemiş işkencelerle öldürüldü.
Onlardan sağ kalanlar artık gerçekleri özgürlüğe kavuşturuyorlar; yani artık konuşuyorlar
Esir kamplarında tecavüze uğrayan boşnak kadınlar: “Tecavüz edilmek üzere esir kampında tutuldum, işkenceler gördüm aç kaldım, dövüldüm, içimdeki Bosnayı yok etmeye çalıştılar ama başaramadılar” diye haykırıyor.
Çetnikler bu savaşta insanlık tarihine bugüne kadar görülmeyen bir vahşeti gerçekleştirdi. Askeri strateji anlamında 30 bine yakın boşnak kadın ve genç kıza tecavüz ettiler…
Bu konuyla ilgili paylaşımlarımı sürdürmek istiyorum. Onlar başlarına gelenden utanmak durumunda değiller, ben yazmaktan utanmayacağım….
Bunu yaşatanlar ve yaşananlara seyirci kalanlar utansın!
O, Gacko şehrinde yaşıyordu. 26.05.1992 günü çetnikler köylerini bastı. Köy sakinleri kaçmak zorunda kaldılar. Yakınlardaki Zelengore dağına tırmandılar. Ancak 01.07.1992 günü çetnikler dağda saklanan 300 civarındaki sivili farkederek, burasını bombardımana tutmaya başladılar.
Bunun üzerine köylüler, iki gurup halinde dağıldı.Bir kısmı Trebova diğer kısmı Konjic’e doğru hareket etti.
O’ ikinci guruptaydı. Beraberindekilerin çoğu yaşlılar, genç kızlar ve çocuklardı.
Aç ve susuz haldeydiler. Zelengora dağının zorlu şartlarıyla mücadele ediyor, dağı aşarak güvenli bir yere ulaşmaya çalışıyorlardı.
Düşmanın kendilerini farketmemesi için genelde geceleri yol alıyor olmalarına rağmen, 3.temmuz.1992 günü yeniden farkedildiler. Çetnikler, konvoy halinde hareket eden guruba saldırmaya başladı. Üzerlerine yöneltilen top mermileri sonucu konvoy dağıldı. Panik halindeydiler. Yönlerini bulamaz hale gelmişlerdi. Dağdan kayarak asfalt yola doğru indiler. 4.temmuz.1992 günü saatler sabahın üçünü gösterdiğinde dağın eteğindeki asfalt yola ulaşmayı başarmışlardı. Aralarındaki erkekler yola devam etme kararını almışlardı. Çetniklerin, kadın, çocuk ve yaşlıları bulmaları halinde onlara bir şey yapmayacaklarına inanıyorlardı.
Böylece erkeklerin ayrıldığı bu savunmasız insanlar, çetniklerin kendilerine ulaşması halinde onlara teslim olma kararını aldılar.
Bu kararı aldıktan sonra yolarına devam ederek bir boşnak köyüne ulaştılar. Burada biraz dinlenip yollarına devam edeceklerdi. O sırada yanlarına o köyde öğretmenlik yapan bir sırp yanaştı. Yollarına devam etmelerinin tehlikeli olacağını, çünkü yolun mayınlı olduğunu söyledi. Sözlerine, yol güzergahında sırp askerleriyle karşılaşabileceklerini de ilave etti. Çaresiz insanlara, kendilerini yugoslavya halk ordusuna ait bir kamyonun alacağını ve onları güvenli bir noktaya götüreceğini de söyledi. Sözlerinin daha inandırıcı olması için, Nevesinye’li yüzden fazla boşnağın bu şekilde güvenli yere ulaştığını vurguladı.
Ona inandılar.
Oysa yalan söylemişti.
Kamyonların gelmesini beklemek için asfalt yola çıktılar. Kısa bir bekleyişten sonra kamyon ve sırp askerler geldiler.
Kamyonlara bindiler ve ilk götürüldükleri binada sorguya alındılar. Ardından hakaretler yağdırmaya ve tüfek dipçikleriyle üzerlerine vurmaya başladılar.
• Şaşkın şaşkın olan bitenlere bakıyor, üzerlerine yönelen tekme , tokat ve tüfek dipçiklerinden elleriyle korunmaya çalışıyorlardı.
• O’ henüz çok gençti. Yaşadıklarına inanamıyordu. Sırp polis komutanı Ratko Govedaric ise, odanın bir köşesinde durmuş, işkence edilen insanları gülerek izliyordu.
• İşkence esnasında “Kosova’nın intikamını alacağız” diye bağırıyorlardı.
7 temmuz 1992 günü askeri kamyonlara bindirdikleri insanları Kalinovik’e götürüp, boşnaklar için esir kampı olarak hazırlanan ilkokul binasına sokuşturdular…
Daha sonra kadınları ayrı bir bölüme yerleştirdiler.
Ardından vahşet başladı. Her gece kadınlara teker teker ya da guruplar halinde tecavüz etmeye başladılar.
Vahşilerin arasında en acımasız olanlardan biri de lakabı Lalovac olan Slavko Lalovic’ti.
Slavko sürekli olarak çok değişik işkence yöntemleri arayışı içerisindeydi. Kimi zaman 20-30 kadını tuvalet kapısına diziyor ve 5 dakika içinde hepsinin tuvalet ihtiyacını gidermesini emrediyordu. Emri gerektiği şekilde yerine getirilmediğinde çılgına dönüyor ve korkunç bir hal alıyordu.
Kalinovik boşnaklar için gerçek anlamda bir cehennemdi.
Burada bulunan herkes için dehşet verici bir yerdi.
Fakat burada bulunan 200 kişi arasından en büyük acıyı O yaşayacaktı.
İlk beş gün hiç yemek vermediler. Kapalı tutuldukları bölüme giren çetnikler sık sık onları keserek öldüreceklerini ve rahmetli Aliya’nın onları takas etmeyeceğini söylüyorlardı.2.Ağustos sabahı Pero Elez isimli çetnik odaya girer. Sabahat isimli kadını alıp götürür. O.. ise çocuklu annelerin yanına sokulur, örtülerin altına gizlenir. Aynı gün akşam 19.30 sularında O’ hala battaniyelerin altında yatar haldeyken odaya iki çetnik girer. Zaga ve Crnogorac Gaga. Zaga odaya girer girmez doğruca O’nun bulunduğu yere doğru ilerler. Kalkmasını emreder. Aynı odada bulunan annesi ise “Onu götürmeyin. Beni alın” diye feryat etmeye başlar. Zaga acılı anneye tüfeğin dipçiğiyle vurup yere yığılan kadını tekmeler.
O, iki çetniğin arasında bulundukları odadan hole çıkınca Alma, Sabahata ve Emina ile Kalinovik’li iki genç kızın daha holde bekletildiğini görür.
Zaga ve Gaga isimli çetniklere neler olup bittiğini sorar. Onlar da “artık sen de sırp kadını olacaksın” derler.
Kızların hepsini okulun önünde bekleyen kırmızı otomobile bindirdiler. Bu arada O, çetniklere Alma’nın henüz 13 yaşında küçük bir çocuk olduğunu ve onu götürmemelerini söyler. Çetniklerin cevabı ise “13 yaşındaki sırp kızların elleri silahlı. Savaşıyorlar” şeklinde olur.
Kısa bir sure yol aldıktan sonra araçtan indirilip daha büyük bir araca bindirilirler. Bu aracın içi mühimmah yüklüydü.
13 yaşındaki Alma çok korkuyor ve O’na sarılarak, “bizi takas etmeye mi götürüyorlar acaba” diye soruyordu.
Şok halindeydiler. Korku duyamaz duruma gelmişlerdi. Çok yorgundular. Araç hareket ettğinde, Kalinovik-Miljevina-Foça yolunda hareket ettiklerini farkederler.
Yolculuk esnasında bir ara araç durdurulur. Bir gurup çetnik Şefika isimli kızı dışarıya çıkarır. O sırada Drina nehrinin gürül gürül akan sesi işitiliyordu. Aradan on dakika geçti. Aracın kapıları kapatıldı.
Şefika’yı bir daha hiç görmediler…
Bir sure sonra araç eski bir evin önünde durur. Jure Radovic ismindeki çetnik kızlara eve girmelerini emreder. İçeriye girmelerinden kısa bir sure sonra 13 yaşındaki oğlunu sürekli olarak beraberinde çatışmalara götüren Govedarica soyadlı bir çetnik odaya girer. Ve hemen bir olayı anlatmaya başlar. Ormanda rastladığı bir boşnağa kendini de boşnak olarak tanıttığını ve ardından onu kestiğini ballandıra ballandıra anlatır. Adamın kesik kafasını şutlamış. Bunu kanıtlamak için beyaz renkli spor ayakkabısındaki kan lekelerini de gururla gösterir.
O sırada Gojko Emina’ya ayağa kalkmasını ve görüntüsünü incelemek istediğini söyler. Ardından Emina, Alma ve O’na peşinden gelmelerini söyler. Hep birlikte büyükçe bir araca binerler. Geceyarısına yakın saatlerde Foça’daki Partizan adlı spor salonunun önünde dururlar. Gojko araçtan inmeden once kızlara bakire olup olmadıklarını sorar.
Buradan yaya olarak yürüyerek terkedilmiş bir boşnak evine girerler. Daha sonra uyku saati geldi diyerek kızları odalara yerleştiriler. O’.. odasına girdikten hemen sonra Zaga’da odaya girer ve gerçek adının Dragoljub Kunarac olduğunu söyler. Genç kıza tecavüz etmeye yeltendiğinde O..kendisine dokunmaması için yalvarır, bakire olduğunu söyler ama Zaga “Daha iyi ya ben ilk olacağım” der.
Kocaman bir bıçağı da masanın üzerine koyar.
Ertesi gün kapalı tutuldukları eve sürekli gelerek tecavüz ettiler. Küçük yaştaki Alma’yı ise çetnik genelevi haline getirdikleri Miljevine’deki Karaman’ın evine götürdüler.
Zaga daha sonraları Alma’nın yolda giderken nasıl ağlayıp yalvardığını anlatırken, ağlamayı kesmezse kendisini kesip Drina nehrine atmakla tehdit ettiklerini söyler.
Emina ile O ayrı bir eve alınır. Gojko ve askerleri aralıksız olarak buraya gelip içki içer ve çetnik şarkıları söyledikten sonra genç kızlara tecavüz ederler.
Zaga, ağustos başlarında Sena ile Suada isimli iki genç kızı daha buraya getirir. Kızlar birbirlerine tecavüze uğradıklarını anlatmaktan çekinirler. Utanırlar.
Bu arada vahşiliğiyle tanınan Jadranka Zdralo isimli çetnik kadın da aynı eve gelir. Burada tutulan kızlara kendisini yıkamalarını emreder. Ardından üniformasını yıkamalarını da emrederken, ardından övünerek Kalinovik’te 6 boşnağın kafalarını nasıl kestiğini anlatır.
Emine ile O, duyduklarından dehşete düşerek, kadının kendilerini de keseceği korkusuna kapılır ve evdeki tüm bıçakları saklarlar.
Jadranka Zdralo genç kızlara işkence etmeye başladı. Kızları, tecavüze gelen çetniklerin odalarına kadar elleriyle götürüyordu. Daha sonra kızları kızgın sularla dağlıyordu.
Bu arada çetnikler esir tuttukları kızları kendi aralarında alıp satmaya başladılar. Grujo Kovacevic isimli çetnik Sena’yı satın almıştı. Sena’yı götürmeye geldiğinde, kızın parmağındaki yüzüğü çıkarıp Jadranka’ya verdi.
Uzun yıllar sonra öğrenildiğine gore çetnikler, Sena’yı almanyadaki ailesine 20 bin mark karşılığında geri vermişler.
1992 eylül ayı sonlarında çetniğin biri Gojko ve Zaga’dan O’nu satın alır. Bu çetnik henüz 15 yaşında olan O ile evlenmek istiyordu. Çetnikler arasında yapılan anlaşmaya gore yeni sahibine teslim edileceği tarih 01.10.1992 olacaktı.
Anlaşma yerine getirilmişti. O artık kurtulma umutları taşımaya başlamıştı. Kendini satın alan çetnik O’na iyi davranıyordu. Hatta amatör radyocular aracılığıyla ailesiyle konuşmasını da sağlamıştı. Yeni sahibinin adı Zdravko idi.
25.11.1993 günü esir takasları başladı. Esir çetnikler, boşnak kızlarla takas ediliyordu. O’ takasa gitmedi. Zdravko ile kaldı. Çünkü 5 aylık hamileydi ve gitmesine izin vermediler. Yanısıra boşnakların bölgesine geçme ihtimali de yoktu. Dayton barış anlaşmasının imzalanmasıyla birlikte, 05.05.1996 günü ilk kez Saraybosna ‘ya geçer. Bu arada ikinci çocuğunu da doğurmuştu. Saraybosna’da ailesiyle görüşmeye gelişlerinde sadece bir çocuğunu yanına almasına izin veriyor, diğerini alıkoyuyorlardı.
O’ artık kaçmak için her fırsatı kollar haldeydi. 22.04.1998 günü iki çocuğunu da alarak , bir köle gibi satılmış olduğu adamın yanından kaçarak Saraybosna’ya girmeyi başardı.
Adını veremediğim bu boşnak hanımefendi halen savaş suçluları mahkemesinin en önemli tanıklarından biridir. Saraybosna'daki evime sık sık gelirdi. Aylarca konuştuk. Yaşadığı psikolojik sıkıntılar nedeniyle sürekli tırnaklarını yemişti. Hiç tırnağı yoktu dünyalar güzeli boşnak kızımızın.
Babalarının kim olduğunu bilmediği bir kızı ve bir oğlu vardı. Katerina ile Lazar…
O’na “Çocuklarına niçin müslüman adı koymadın?”diye sordum
“Bunu bilerek yaptım. Büyüdüklerinde, bilinçlendiklerine bunu bana mutlaka soracaklardır. İşte o zaman onlara bütün gerçeği anlatacağım. Böylece gün gelip hayata gelmelerine neden olan babalarına karşı savaşacak önemli sebepleri olacaktır. ” dedi…