Orijinalini görmek için tıklayınız : Adı: 11 temmuz.1995
Bu şehrin tarihlerde başka adları vardı.
Argentaria, Domavia gibi.
Felaketlerle karşılaştılar ve yokoldular.
Sonra adı Srebrenica oldu.
En son adı ise: 11.Temmuz.1995
Bu şehirde yaşanan soykırımı hatırlamamızı engellemek isteyen "hatırlamaya ambargo" konulmasına izin vermeyeceğiz.
Yılda tek bir gün "Ah Srebrenica, Vah Srebrenica" diyerek dövünmekle yetinmeyeceğiz.
Soykırım suçlularının takipçileri olacak ve onlar yasalar önünde cezalarını bulana kadar mücadele edeceğiz.
Edeceğiz ki; 11.temmuz.1995 isimli şehrinin katledilen insanları mezarlarında rahat uyusunlar.
Unutmayacağız ki, bu masum insanların geride kalan acılı yakınlarının acılarını paylaşacak ve bir nebze olsun acılarını dindireceğiz.
Ben söz veriyorum...
11 temmuz 2005 yılında srebrenica'da bulundum...anlatacam sözü bulamiyorum...
teresadenigro
24-07-07, 20:47
Sirplardan Nefret Ediyorummmmmmmmmmmmmmmmmmmmm
ben bu acıyı bize yaşatan ve yaşatmak istiyen herkesten nefret etiyorum ....
insanlık onurunun ayaklar altına alındığı kara gün, 11 Temmuz 1995. Aradan tam 12 yıl geçti. Bu tarih insanlığın imtihanı kaybettiği tarihtir. Bu tarih insan hakları ve küresel barışcı kuruluşlarının maskelerinin düştüğü tarihtir.
MEHMET KOÇAK
Bu tarih BM, NATO, AB ve daha birçok kuruluşun bittiği tarihdir. Bu tarih 8 bin masum müslüman boşnağın Sırp çetnikleri tarafından topluca katledildiği tarihdir. Kısacası bu tarih Srebrenicalı anaların, çocukların ağlaştığı tarihdir.
Bosna Hersek'in doğusunda, Sırbistan sınırına 10 km. Uzaklıktaki Boşnak kenti Srebrenica savaş öncesinde 36 bin müslüman Boşnak'ın yaşadığı mutevazı bir şehirdi. Her taraftan kuşatılan ve şehre yiyecek yardımının bile girişine Sırplar müsaade etmez iken ellerindeki derme çatma silahlarla birbucuk yıl direnmeyi başarmıştı. BM Güvenlik Konseyi, Bosna-Hersek'te, Saraybosna, Zepa, Tuzla, Gorazde ve Bihaç'ı "güvenli bölge" ilan eden 824 sayılı kararı oybirliğiyle kabul etti. Bosna'da ve bilhassa kuşatma altındaki Zepa, Gorajde, Saraybaosna, Tuzla, Bihac ve Srebrenica'da bayram havası yaşandı. BM'ye inanmışlardı. İlk aylarda Sırp çetnikler geriye çekilmiş ve Srebrenica, Tuzla, Bihac, Zepa ve Sarayevo nefes almaya başlamıştı. Sırp lider Karadziç ve komutanı Mladiç ise her fırsatta "Biz İslam'ın Balkanlar üzerinden tekrar Avrupa'ya yayılmasını, saldırıya geçmesini önleyen Avrupa'nın ve Bati medeniyetinin öncü gücüyüz. Bize engel olmanız Hıristiyan medeniyetine, kültür değerlerine ihanettir" diyerek Güvenli bölgeler kararına tepki gösteriyorlardı. 'Güvenli Bölgeler'in güvenliğinden sorumlu Barış gücü UNPROFOR 'a bağlı askerler ile tepeden tırnağa silahlı sırp çentikleri arasındaki dostluk ise, kuşatma altındaki Müslümanları korkutmaya başlamıştı. Çünkü güvenli bölge ilan edilir edilmez Barış gücü tarafından "Sizin güvenliğinizi biz sağlayacağız" diyerek ellerinden silahları alınmıştı. Bütün bunların tuzak ve oyun olduğu çok geçmeden anlaşılacaktı.
BM'nin 'güvenli bölgeler' tuzağı
Aziz ruhu şad olsun, rahmetli Aliya İzzetbegoviç, BM tarafından Güvenli bölge ilan edildikleri halde Sırp çetniklerin kural tanımaz tavırları ve BM Güvenlik Konseyinin kararlarını hiçe sayan tavırlarının endişe verici olduğunu yetkililere bildirerek acil karar alınmasını istedi. Aliya İzzetbegoviç "Ya aldığınız kararlara sadık kalın ve kararlarınıza uyun. Bu kararlarınızı tanımayıp saldırılarını devam ettiren Sırp çentiklerini durdurun ya da "Güvenliğinizden biz sorumluyuz" diyerek Müslüman halkın elinden topladığınız silahları geri verin. Aksi halde meydana gelebilecek her türlü olaydan siz sorumlu olursunuz" Aliya'nın bu çağrı ve uyarısına BM yetkilileri "Biz gerekeni yapıyoruz endişelenmeyin 'Güvenli bölgeler'e giremezler" şeklinde olmuştu.
Barış gücü Sırplarla birlikte
Sırplar ağır silahlarıyla sınıra dayanmış ve Müslüman yetkililere Şehri teslim etmelerini istiyorlardı. Üç Müslüman temsilci BM karargahına gelir ve gördükleri manzara karşısında şaşırırlar. Srebrenica'nın güvenliğinden sorumlu BM barış gücü komutan Hollandalı General Thom Karremanes, Sırp Çentiklerinin komutanı Ratko Mladiç ile kadeh kaldırıyorlardı. Masaya davet edilen üç Müslüman temsilciye bakarak, alaylı bir gülüşle yanındakilere "misafirlerimiz açtır önce biraz yemek verin sonra birlikte kadeh kaldıracağız" der. Bu laflara hep birlikte birde kahkaha atılır.
Müslüman temsilcilerden Nesip Mancic ve İbo Memhedoviç "Biz BM Güvenlik konseyi tarafından ilan edilen 'Güvenli Bölge'deyiz. Bu şehrin güvenliğinden Barış gücü sorumludur" derler. Sırp çentiklerin komutanı "Bırakın bu hikayeleri. Bu topraklar bizim. Size Türkiye'ye kadar gidecek şekilde yollarınızı açacağız. Şehri 5 saat içinde teslim ederseniz bir şey olmaz. Direnmeye kalkarsanız, biriniz sağ kalmaz" der. Müslüman temsilciler BM barış gücü komutanına dönerek "Bunları duymuyor musunuz. Bizim güvenliğimizden siz sorumlu değimli misiniz" deyince Hollandalı sarhoş komutan "Aranızda anlaşın, çok kan dökülmesin" diyerek odadan çıkar.
Son 50 yılın en büyük katliamı
BM, NATO, AB ve diğer insani kuruluşlar güvenirliklerini Srebrenica olayı ile tamamen yitirmişlerdir. Barış Gücü, güvenli bölgelerde Müslümanların silahlarını topladı, ancak güvenliklerini sağlamadı. Sırplar bu "güvenli bölgelere" saldırdıklarında ise Barış Gücü yalnızca seyretti.
Binlerce Müslüman etnik temizliğe tabi tutuldu; Bu "güvenli bölgeler" tuzağının mimarı ise tanıdık bir isim: Morton Abramowitz. Müslümanların silahları bu bahaneyle alınmış ve sırp katliamına kolaylık sağlanmıştı. Srebrenica katliamı, sadece, bir defada bu kadar çok insanın sistematik olarak katledildiği 2. Dünya Savaşı'ndan sonraki en büyük katliam olarak BM arşivlerinde yer aldı.
'Bilge Kral' telsizin başındaydı
Aliya İzzetbegoviç, telsizin başında hayatının en zor günlerini yaşıyordu. Yardımcısı Eyüp Ganiç ve Başbakan Haris Silajdziç ve Genelkurmay başkanı General rasım Deliç ile toplandı halindeydi. Zar zor anlaşılan telsiz den insanın kanını donduran sesler ve çığlıklar yükseliyordu. Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç telsizin başına geçer. "Ben Aliya, sizi dinliyorum", "Sayın Cumhurbaşkanım, artık her şey bitti. Çetnikler şehrin kenar mahallelerinden merkeze doğru ilerliyor. Her tarafı yakıp yıkıyorlar. İnsanları evlere toplatıp ateşe veriyorlar. Esir aldıklarını otobüslere ve kamyonlara bindirip kaçırıyorlar. Kendimizi savunacak bir avuç mermimiz yok. Her an burası basılabilir, bu ses kesilebilir. BM Güvenlik konseyinin ilan ettiği Güvenli bölgeler bir tuzaktır. Srebrenica bitiyor Zepa'yı, Bihac'ı, Tuzla ve Saraybosna'yı kurtarın, Bosna size emanet" Aliya'nın titreyen elinden telsizin ahizesi düşer. Büyük bir çaresizlik içinde yanındakilere dönerek "BM ve NATO yetkililerine ulaşın, dünya ülkelerini arayın yardım isteyin acele edin. Türkiye başta olmak, üzere İslam ülkeleri devreye girsin her saniye aleyhimize olacak çabuk olun" der. Aliya hayatını en zor anlarını yaşıyordu. Çok uğraştı ancak hain tuzağı bozmaya gücü yetmedi.
VAHŞETİN SONUCU:
7 BİN TORBA KEMİK
Kayıplar Komitesi Başkanı Amur Maşoviç'in verdiği bilgiler şöyle ; "1992-1995 arası yaşanan savaşta 250 bin insan öldüğü tahmin ediliyor. Tahmin diyorum çünkü nüfus sayımı yapılamadığı için kayıplar ile ilgili net bilgilere ulaşılamıyor . Canını kurtarmak için ülke dışına kaçmış ve halen Bosna Hersek makamlarına bilgisi ulaşmamışlar da var. 28 bin kayıptan 20 binine ulaşıldı. Bu 20 bin insan cesedi 363 toplu ve 3800 tek mezarlardan çıkarıldı. Bunlardan a11 bininin kimliği DNA testiyle tespit edilebildi. Kimliği tespit edilemeyen 9 bin ceset ve 8 bin kişi halen kayıp. Toplu mezarlardan çıkarılan 7000 çuval kemik Vizoko ve Tuzla'da ki Toplu mezar depolarında hazırlanan bölümlerde DNA tespiti için bekletiliyor. Toplu mezarların en büyüğü Srebranica yakınındaki Zvornik şehrindeki ormanlık bölgede bulundu. Bu toplu mezardan 629 ceset çıkarıldı. Toplu mezarlar konusundaki en büyük sıkıntı, Sırplar tarafından mezarların daha sonra anlaşılmaması için karıştırılması oldu. Bazen kol başka yerde gövde kemikleri başka bir yerde bulundu. Şimdiye kadar çıkarılıp kimlikleri tespit edilenler 11 Temmuz 2004'de Potoçari'deki anıt mezara defnedildi.
Trajedinin sorumlusu Miloşeviç
Bosna Hersek'te yaşanan kanlı savaşın arkasındaki gizli gücün Sirbistan Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç olduğu biliniyor. Hollanda'nın Lahey şehrinde devam eden BM savaş suçluları mahkemesinde yargılanan Miloşeviç'ın katliamlar konusunda defalarca uyarıldığı ortaya çıktı. Bosna-Hersek'teki BM güçlerinin eski bir komutanı olan Emekli Fransız General Philippe Morillon Lahey'deki BM savaş suçları mahkemesinde, Miloseviç'i Mart 1993'te Srebrenica'da meydana gelebilecek "feci bir trajedi" olasılığı hakkında uyardığını söyledi. Eylül 1992'den Temmuz 1993'e kadar BH'deki BM koruma gücüne (UNPROFOR) komuta etmiş olan Morillon, karşılaştığı durumu şöyle anlattı; "Sırplar, intikam çemberi içinde bulunuyorlardı. Onları harekete geçiren şey intikamdan öte bir şeydi. Katliam yapmaktan çekinmiyorlardı. Uyarılara aldırmadan acımasızca insan öldürdüler. Mart 1993'te doğu Bosna'daki Srebrenica'yı ziyaret ettim, bölge aralıklarla bombardımana tutulmaktaydı; Bosnalı Sırp birliklerin kuşatması sonucu Srebrenica'ya yardım ulaştırılamıyordu. Gıda ve erzak sıkıntısı başlamıştı. Bana yardım edebilecek tek kişinin Miloseviç olduğunu biliyordum, ona durumu anlattım, O tarihte Miloşeviç etki ve yetkilerini kullanarak katliamların ertelenmesini sağlamıştı. Ancak, 11 temmuz 1995'de yaşananlara neden mani olmadığını bilemiyorum". General Morillon, Temmuz 1995'te Srebrenica'nın Sırp güçlerin eline geçmesinden sonra, BM'nin güvenli bölgelerindeki bir kentte erkek çocuklarının katledilmesini hala unutamadığını ifade ediyordu.
SREBRENİCA SEMALARINDA ÇIĞLIKLAR YÜKSELİYORDU
Srebrenica'nın güvenliğinden sorumlu UNPROFOR, yani "BM Koruma Gücü"ne bağlı Hollanda Birliği (Dutchbat) in müsaadesiyle Sırplar şehre saldırmaya başlar. Şehir teslim alınana kadar 3 bin insan öldürülür. Şehrin büyük bir kesimi ateşe verilir. Sağ kalanlar üç kısma ayrılır, çocuklar ve kadınlar , yaşlı erkekler ve genç ile orta yaşlılar ayrı ayrı otobüslere bindirilip götürülürler. 8 bin masum insan üç gün içinde işkencelerle katledilerek toplu mezarlara gömülür. Bu sürede Srebrenica'daki genç kızların, kadın ve çocukların, eşleri, babaları önünde ırzına geçiliyor. Irzlarına geçilen kadın ve genç kızların büyük bir bölümü intihar ediyor
___hiko___
08-09-07, 11:59
Bize bu acıyı yaşatan herkese allah en kısa zamanda cezasını versin inşallah.Bu durumu anlatmak çok zor.Çok kötü ve üzücü bir durum...Hayatımızda sırplara yer yok...
Bu şehrin tarihlerde başka adları vardı.
Argentaria, Domavia gibi.
Felaketlerle karşılaştılar ve yokoldular.
Sonra adı Srebrenica oldu.
En son adı ise: 11.Temmuz.1995
Bu şehirde yaşanan soykırımı hatırlamamızı engellemek isteyen "hatırlamaya ambargo" konulmasına izin vermeyeceğiz.
Yılda tek bir gün "Ah Srebrenica, Vah Srebrenica" diyerek dövünmekle yetinmeyeceğiz.
Soykırım suçlularının takipçileri olacak ve onlar yasalar önünde cezalarını bulana kadar mücadele edeceğiz.
Edeceğiz ki; 11.temmuz.1995 isimli şehrinin katledilen insanları mezarlarında rahat uyusunlar.
Unutmayacağız ki, bu masum insanların geride kalan acılı yakınlarının acılarını paylaşacak ve bir nebze olsun acılarını dindireceğiz.
Ben unutmamaya söz veriyorum...
Bugün de ayın 11'i.
11 Ocak.2008
Yıllar geçiyor . Srebrenicalı anneler yaz kış demeden her ayın onbirinde yollara dökülüyor, soykırıma uğrayan yakınlarını, kayıplarını arıyorlar.
Acıları dinmiyor.
Savaş suçluları ise hala özgür.
Böyle kaçıştılar.
Can havliyle bilinmezlere.
sankı ne yazarsam yazayım ıcımdekı hüznü hafıfletmıcekmıs gıbı gelıyor...
o yuzden ne yazarsam yazayım yarım kalıyor...
cok uzgunuz ama elımızden gelen sadece uzulmek olmamalı ... bununda otesınde bıseler yapılmalı... bu yasanalar.. vahset dolu korku dolu !!! nefret ıyımser kalıyor.. ıntıkam az... !
Balotka_Sancaklı
12-01-08, 19:13
İnsanlık onurunun ayaklar altına alındığı kara gün, 11 Temmuz 1995. Aradan tam 10 yıl geçti. Bu tarih insanlığın imtihanı kaybettiği tarihtir. Bu tarih insan hakları ve küresel barışcı kuruluşlarının maskelerinin düştüğü tarihtir. Bu tarih BM, NATO, AB ve daha birçok kuruluşun bittiği tarihdir. Bu tarih 8 bin masum müslüman boşnağın Sırp çetnikleri tarafından topluca katledildiği tarihdir. Kısacası bu tarih Srebrenicalı anaların, çocukların ağlaştığı tarihdir.
Ölü sayısı tam olarak bilinmiyor
Srebrenitsa'da 10 yıl önce bugün işlenen katliamda öldürülen Boşnakların kesin sayısı bilinmiyor.
BM'nin eski Yugoslavya Savaş Suçları Mahkemesi savcısı, 7 ile 8 bin kişinin öldürüldüğünü belirtirken, Bosna Sırplarının hükümetinin hazırladığı bir raporda ölü sayısı 7 bin 779, Boşnak hükümetinin raporunda ise 8 bin 374'den fazla olarak gösteriliyor.
10 yıl içinde Srebrenitsa ve çevresinde bulunan toplu mezarlarda binlerce kişinin cesedi çıkarıldı. Bosna Hersek'in tamamında ise 300'den fazla toplu mezarda 16 bin 500 kişinin cesedi çıkarıldı.
Şimdiye kadar 2 bin 70 kurbanın kesin kimlik tespiti yapıldı. 7 binden fazla ceset torbasında ise parçalanmış ceset parçaları kesin kimlik tespiti için bekletiliyor.
Cesetler toplu mezarlara atılırken buldozerler tarafından parçalandığı için kimlik tespiti çok zor. Ayrıca Sırplar katliamı gizlemek için bazı cesetleri ilk gömüldükleri toplu mezarlardan çıkarıp, başka yerlere tekrar gömmüşler.
princeza_n
12-01-08, 22:18
SREBRENİCA
Srebrenica, Bosna'nın doğusunda Sırbistan sınırına yakın bir bölgede yer alır. Savaş sırasında Bijeljina, Brutunaç ve Zvornik gibi komşu bölgelerden kaçan binlerce Müslümanın buraya sığınmak zorunda kalması nüfusunu 60.000'e kadar yükselmişti. Kış ayının soğuğuna rağmen insanlar sokaklarda yatıyor, açlık ve sefaletle boğuşuyordu.
Miloseviç'in eski korumalarından Nasır Oriç'in kurduğu Müslüman direniş örgütü ilk yıllarda Srebrenica'yı var gücüyle savundu. Dünyanın en büyük ordularından Yugoslavya ordusunun tüm imkanlarını kullanan Sırplara karşı Müslümanlar, bölgeye uygulanan ve en çok kendilerinin zarar gördüğü ambargodan ötürü hafif silahlarla ve az sayıda mermi ile karşı koymaya çalışıyordu.
1993 yılında Srebrenica'nın etrafındaki çember gittikçe daralıyordu. Gerekli önlemleri almayan BM ve NATO'nun tavrı Sırp canileri cesaretlendiriyordu. BM Güvenlik Konseyi 16 Nisan 1993 tarihli olağanüstü toplantıda aldığı 819 ve 824 no'lu kararlarla ; Saraybosna, Tuzla, Jepa, Gorajde ve Bihaç ile birlikte Srebrenica'yı da güvenli bölge ilan etti.
Dayton Barış müzakereleri Bosna Savaşı'nın sonlarına doğru, Müslümanların toparlandığı ve birçok cephede zafer kazanmaya başladığı sırada öne çıkarıldı. Savaşın sona ereceğini gören Sırplar masada avantaj elde etmek için son bir hamleyle harekete geçtiler. İki stratejik nokta olan Gorajde ve Srebrenica'ya saldırdılar ve Srebrenica'da tarihin gördüğü en büyük katliamlardan birini tüm dünyanın bakışları arasında gerçekleştirdiler.
BM tarafından güvenli bölge olarak ilan edilen ve Hollandalı birliklerin koruması altındaki Srebrenica, 1995 yılının temmuz ayında II. Dünya Savaşı'ndan sonra meydana gelen en büyük toplu katliama sahne oldu. İhmal, göz yummalar ve işbirliği gibi yürek burkan gelişmelerle dolu katliamın kısa bir kronolojisini aşağıdaki satırlardan takip edebilirsiniz.
6-8 Temmuz 1995:
Srebrenica 600 civarında Hollandalı barış gücü askerin koruması altındaydı. Sırplar bölgeye 12 bin asker, 30 tank ve top ile sam füzeleri sevk etmişti. Sabaha doğru kenti tank ve top ateşiyle bombalamaya başladılar. Müslüman Bosnalı savaşçılar barış güçlerine teslim ettikleri silahların geri verilmesini istediler ancak olumsuz cevap aldılar. Bombardımanların sıklaşması ve atılan roketlerin barış gücünün gözlem yerlerinin yakınlarına kadar ulaşması sonucu Hollandalı komutan BM merkezinden yardım istedi.
9-10 Temmuz 1995:
Karaciç, Srebrenica'nın alınması emrini verdi. Sırplar kasabayı ele geçirmek için Krivaya 95 Operasyonu'nu başlattı. Srebrenitsa'yı kuşatan Sırplar, BM Barış Gücü'ndeki Hollanda askerlerinin gözetleme mevzilerine saldırdılar ve 30 kadar Hollanda askerini rehin aldılar.
Hollandalı birliklerin komutanı Albay Karremans Sırpların Hollanda mevzilerini bombalaması sonucu BM'den yardım istedi. BM Yugoslavya Koruma Gücü Komutanı Fransız General Bernard Janvier bunu başlangıçta reddetti; ancak ikinci istekten sonra kabul etmek zorunda kaldı. Uçaklar şehre ulaşmadan Sırp saldırıları geçici olarak durdu. Hollandalı komutan Sırpların ertesi gün 06:00'a kadar güvenlikli bölgeden çekilmedikleri takdirde NATO uçaklarının büyük bir hava saldırısı başlatacağını söyledi.
11 Temmuz 1995:
Sırp güçleri beklenen saatte geri çekilmedi. 09:00'da Albay Karremans Saraybosna'daki merkezden yakın hava desteğinin yanlış biçimde istendiği yönünde bir mesaj aldı. Saat 10:30'da tekrar gönderilen dilekçe General Janvier'e ulaştı; ancak bu esnada 06:00'dan beri havada olan NATO uçakları yakıt ikmali için İtalya'ya dönmüştü. Gün ortasında çoğunluğu kadın, çocuk ve zayıflardan müteşekkil 20.000'den fazla sığınmacı Potoçari'deki ana Hollanda üssüne sığındı.
14:30'da hava saldırısı konusundaki kararsızlık sona erdi (!) ve iki Hollanda F-16 uçağı Srebrenica'yı kuşatan Sırp mevzilerine iki adet göstermelik bomba bıraktı. Sırplar bu saldırılara, ellerindeki Hollandalı rehineleri öldürecekleri tehdidiyle karşılık verince hava saldırısı durduruldu.
Tarihin en karanlık günlerinden biri olan bu günde, Sırp Televizyonu, soykırımın mimarı Sırp Ordu komutanı General Ratko Mladiç'in bir tepe üzerindeki görüntülerine yer veriyordu. Mladiç Televizyonda "TÜRKLER"den intikam alma zamanının geldiğini ve şehrin Sırp milletine bir hediye olduğunu söylüyordu. Ratko Mladic iki saat sonra şehre girdi. Mladic Albay Karremans'a Müslümanların canlarını kurtarmaları için silahlarını teslim etmeleri gerektiği ültimatomunu verdi.
12-18 Temmuz 1995:
Kadın, çocuk ve yetişkin erkekten oluşan 15.000 civarındaki Boşnak grup Susnjari'de toplanarak Tuzla'ya ulaşabilmek için ormanlık bölgeye girdiler. Kaçmaya çalışırken Sırplar tarafından bombardımana tutuldular. Sırplar, kimyasal silah kullanmaktan geri durmadılar. Yola çıkanlardan pek azı bu çileli yolculuk sonunda Tuzla'ya salimen ulaşabildi.
Srebrenica'da bulunanları Müslüman bölgelere taşımak üzere bir çok otobüs kente gelirken Sırplar, yaşları 12 ile 77 arasında değişen bütün erkekleri "savaş suçlusu"(!) oldukları iddiası ve sorguya çekmek bahanesiyle alıkoydu. Sonraki 30 saat içerisinde 23.000 dolayında kadın ve çocuk bölgeden tahliye edildi. Ayrılan binlerce erkek depolara, okullara, ambarlara dolduruldu ve kısa bir süre sonra Sırp canileri tarafından alçakça katledildi. Şehitler toplu mezarlara gömüldü.
Hollandalı askerler bir kenara çekilip olan biteni izlemekten başta birşey yapmadılar. Bu yetmezmiş gibi ihanetlerin en büyüğünü gerçekleştirerek kendilerine sığınanları Sırplara teslim ettiler. Brutanaç'ta Hollanda üssü yetkilileri ile Mladic arasında yapılan görüşmeler sonucu barış gücü askerleri Potoçari'ye sığınan 5000 Müslümanı Sırplara teslim etti. Buna karşılık Sırplar Nova Kasaba üssünde tutulan 14 Hollandalı askeri serbest bıraktı. 60 kadar kamyon ve otobüse bindirilen Müslüman erkeklere esir değişimi için Tuzla'ya gönderilecekleri söylendi. İki gün süren bir katliamın ardından kendilerine hiçbir şey yapılamayacağı garantisi verilen bu gruptan kurtulan hemen hemen hiç kimse olmadı.
.................................................. .........................
AGD’den Srebrenica kampanyası
AGD Bosna gençliği, Srebrenica’ya yardım elini uzatıyor. Bosna gençliği, şehit ailelerin acısını bir parça olsun paylaşabilmek amacıyla ‘hediye kampanyası’ başlattı.
ANADOLU Gençlik Derneği Bosna gençliği, Bosna Hersek’in kanayan yarası Srebrenica’ya yardım elini uzatıyor. Bosna gençliği, Miladi Müslümani ile birlikte hareket ederek, şehit ailelerin acısını bir parça olsun paylaşabilmek amacıyla ‘hediye kampanyası’ başlattı.
Anadolu Gençlik Derneği Bosna Hersek Gençlik Başkanı Âdem Kasa, kampanyayı geniş kitlelere ulaştırarak daha fazla çocuğa yardım elini uzatmayı amaçladıklarını söyleyerek, tüm duyarlı vatandaşları bu kampanyaya sahip çıkmaya davet etti.
Kampanyanın 14 Ocak 2008 tarihine kadar süreceğini bildiren Kasa, yardımda bulunmak isteyen hayırsever vatandaşların 00387 62 374 642 numaralı telefonu arayarak kendileri ile irtibata geçebileceğini kaydetti.
ßy_Cuceviç
12-01-08, 22:34
nasa munira esir mitinginde...
SMn_bTOoU-A
ßy_Cuceviç
12-01-08, 22:37
Sebrenica 1992-95
hWMLGdM6JEA
Bu şehrin tarihlerde başka adları vardı.
Argentaria, Domavia gibi.
Felaketlerle karşılaştılar ve yokoldular.
Sonra adı Srebrenica oldu.
En son adı ise: 11.Temmuz.1995
Bu şehirde yaşanan soykırımı hatırlamamızı engellemek isteyen "hatırlamaya ambargo" konulmasına izin vermeyeceğiz.
Yılda tek bir gün "Ah Srebrenica, Vah Srebrenica" diyerek dövünmekle yetinmeyeceğiz.
Soykırım suçlularının takipçileri olacak ve onlar yasalar önünde cezalarını bulana kadar mücadele edeceğiz.
Edeceğiz ki; 11.temmuz.1995 isimli şehrinin katledilen insanları mezarlarında rahat uyusunlar.
Unutmayacağız ki, bu masum insanların geride kalan acılı yakınlarının acılarını paylaşacak ve bir nebze olsun acılarını dindireceğiz.
Ben unutmamaya söz veriyorum...
Bugün de ayın 11'i.
Her ayın 11'inde yollara dökülen, göğüslerinde sevdikleri kayıplarının resimleriyle, onların isimlerinin yazılı olduğu pankartlarla , her ay başka bir şehirde kayıp listesindeki yakınlarını arayan Srebrenica'lı annelerin acısını paylaşıyor ve unutmuyorum.
Sevgili Srebrenica anneleri.
Yine ayın 11'i.
Ayların adı ocak olur, şubat olur, aralık olur, ya da bugünkü gibi 11 Mayıs olur.
Sizin takvim yapraklarınızda ayların değil sadece o ayın 11. günü önemli.
Siz; 11 temmuz 1995'ten bugüne , yıllardır her ayın 11'inde sokaklara dökülüyor ve "neredeler" diye haykırarak kayıp yakınlarınızı arıyorsunuz.
Biz; bugün burada annelerimizin ellrini öptük.
11 mayıs anneler günlerini kutladık.
Hediyelerini verdik. Kucakladı annelerimiz bizi.
Sanki küçücük çocukmuşuz gibi sevip okşadılar, gözlerimizin taa derinlerine bakarak "iyi ki varsın evladım" dediler...
Ya sen Srebrenica'lı annem.
Sen ne yaptın.
Sevdiklerinin hiç olmazsa yattığı toprağını kucaklayabildin, koklayabildin mi.
Bebeğin, genç kız, delikanlın, kocan,baban....
Neredeler???
Biliyor musun Srebrenicalı annem.
Dün gece burada 6 şehit daha verdik.
Televizyonlarda acılı annelerin feryatlarını dinledim.
Aynı sana benziyorlardı...
Tıpatıp sen gibiydiler.
Sonra ekranlarda görüntü değişti.
Bir futbol maçı olmuş.
Birileri çokça gol atmış...
Gol...
Bi anda anne feryatlarının yerini havai fişekli kutlamalar aldı. Kahkahalar, danslar aldı.
Karnaval havası esti burasının şehirlerinde.
Seni ve buradaki anneleri düşünüyordum o sıra.
Düşünüyor ve utanmayı bir yana bırakarak, "ağlamam ayıp olur mu"lara bir omuz silkerek akıp gidiveren gözyaşlarıma boğuldum.
Ne çabuk unutuluveriyor herşey.
Ne hızlı dönüyor bu kocaman küre.
Goller atılıyor bir yerlerde.
Birileri ha bire birilerine goller atıyor.
File ardında kalabalıklar, coşkulu...
Dünya gol atıyor.
Güç gol atanlarda mı, yoka alkışlayanlarda mı...
Yoksa unutanlarda mı...
Ya da asıl güçlüler unutmayanlar mı...
Ben seni unutuyorum.
Takvimlerde 11 rakamını görünce hatırlıyıveriyorum.
Sonrası yokum.
Ne sana yazıyor ne sana uzanabiliyorum.
Ama bugün...
"Anne" diyen , son nefesine kadar özlemin olarak kalacak olan seslenişe kavuşmanı istedim.
Buket dolusu çiçeklere uzanan anne ellerinde seni ve senin gibi anneleri göresim geldi.
Doyamadım sana yazmaya Srebrenicalı annem.
Ağrıyan ellerimle, seni unuttuğundan dolayı utançtan kıpkızıl kesilen yüreğimle sana yazmaya doyamıyorum.
Sen; eskilikten solmuş şalvarınla,
Sen;ucu hep gözyaşının ıslağı yemeninle
Sen çaresiz kararlılığınla....
Kayıplarının kemiklerini bulma ümidiyle tırnak tırnak kazdığın topraklardan nasırlaşmış ellerinle
Srebrenicalı annem ...
Senin varlığında yok oluyorum.
canım annem münire ablam yüreğine sağlık.
o kadar güzel ifade etmişsin ki okurken tüylerim diken diken oldu.
size ufak bi anımı anlatmak istiyorum bu alkışlamak ile ilgili.
yaklaşık 2 ay önce şile de 18 yaşında yiğit diye biri vardı.
hala sebebi belli olmayan bi yangın yüzünden yanarak can verdi.
anneannesinin evinde..
2 hafta öncesinde de yangın üzerine bi eğitim yapıldı.
ve yiğit in annesi ve babası geldi.
babası gözleri yaşlı yaşadığı anı anlatıyor.
ve oğlunun nasıl bi durumda olduğunu.
yangın yüreği yanan baba gözyaşları içerisinde annesi de hıçkıra hıçkıra ağlıyor.
salonda bulunan herkes adamı dinliyor.
fakat adam konuşmalarını güçlükle sürdürüp sonlandırdı.
ve herkes alkışlamaya başladı....:((
yüreği yanan anne ve babam ağlarken insanlar malesef ki alkışladı.
dr.kemal coşkun dan tepkiiiiii!!!!
neyi alkışlıyorsunuz???
alkışlanacak ne var...
_seher teyze diye biri:burası Türkiye alışmışız.
biz herşeyi alkışlıyoruz dedi...
oysa o da düşünmeli idi ve diğer alkışlayanlar o anı biz yaşasa idik.
biz ağlarken acılı olayı anlatırken alkışlanmaktan gurur mu yoksa utanç mı duyardık diye:((
ben o alkışlardan sonra insanlığımdan utandım.
o güzel annenin göz yaşlarında boğuldum resmen...
tüm annelerin anneler günü kutlu olsun.
Munire, yaptın yine, yapacağını.... İçimi burktun, dağıttın. Srebrenica acısını bana bir daha yaşattın. Aslında, hepimize düşen görevi sen sırtladın götürüyorsun, tebriklerimi ve minnetarlığımı sunuyorum. Hepimize düşen görevi, hiç olmazsa, bu senin yazını mümkün olduğu kadar insanlara okutmak ve bu insanlık tarihinde ender vahim ve utanç olayın üstündeki unutulma küllerini dağıtmaktır. Ben bütün arkadaşlarıma e-meil olarak gönderdım. Diyer arkadaşlardan da faaliyet beklıyorum...
Saygılar....
Bayraktar
Munire, yaptın yine, yapacağını.... İçimi burktun, dağıttın. Srebrenica acısını bana bir daha yaşattın. Aslında, hepimize düşen görevi sen sırtladın götürüyorsun, tebriklerimi ve minnetarlığımı sunuyorum. Hepimize düşen görevi, hiç olmazsa, bu senin yazını mümkün olduğu kadar insanlara okutmak ve bu insanlık tarihinde ender vahim ve utanç olayın üstündeki unutulma küllerini dağıtmaktır. Ben bütün arkadaşlarıma e-meil olarak gönderdım. Diyer arkadaşlardan da faaliyet beklıyorum...
Saygılar....
Bayraktar
Sevgili Bayraktar
Srebrenica'yı unutturmamak adına açtığım "Adı: 11 temmuz 1995" başlıklı paylaşıma gösterdiğiniz ilgi beni daha çok yazmaya teşvik ediyor.
Aslında görüldüğü gibi, konu başlığı çok fazla okunmuyor .
Gönlüm ister ki bu başlığa hepimiz bir şeyler yazalım.
http://www.srebrenica-zepa.ba/
Bu linkte Srebrenica-Zepa anneleri ve onların faaliyetleri ile bilgileri yakından takip edebilirsiniz.
ßy_Cuceviç
05-06-08, 20:37
Bu şehrin tarihlerde başka adları vardı.
Argentaria, Domavia gibi.
Felaketlerle karşılaştılar ve yokoldular.
Sonra adı Srebrenica oldu.
En son adı ise: 11.Temmuz.1995
Bu şehirde yaşanan soykırımı hatırlamamızı engellemek isteyen "hatırlamaya ambargo" konulmasına izin vermeyeceğiz.
Yılda tek bir gün "Ah Srebrenica, Vah Srebrenica" diyerek dövünmekle yetinmeyeceğiz.
Soykırım suçlularının takipçileri olacak ve onlar yasalar önünde cezalarını bulana kadar mücadele edeceğiz.
Edeceğiz ki; 11.temmuz.1995 isimli şehrinin katledilen insanları mezarlarında rahat uyusunlar.
Unutmayacağız ki, bu masum insanların geride kalan acılı yakınlarının acılarını paylaşacak ve bir nebze olsun acılarını dindireceğiz.
Ben söz veriyorum...
Sevgili Munire abla
Yazılarını herzaman beğenerek okuyan bir okuyucunum ve bu yazınıda hiç unutmadan hatırlatmak amacı ile yazıyorum
Unutmayacağız Demiştik unutturmak için yapılan her engeli aştık ve Unutmadık mücadelemiz sonsuz oldu
ve biz kazanıyoruz ve kazanmaya devam edeceğiz
Bakalım başka kimler unutmadı
Saygılarımla....
Elbet cezalarını bulucaklar o ş.............r
elbet o fabrikadaki duvarlara çizilen resimlerin orda resimlere bak a bak a sallanacaklar orda !!!
o katliam için diecek söz yok,,ah o hollandalılar var yaaaaaaaaa...onlara da sıra gelecek...
ölenlere ALLAH rahmet eyleyin,mekanları cennet olsun.....
Bugün 11 haziran.
Yine bir ayın 11'i...
Bu başlıkta, en son 11 haziran günü birkaç satır yazının ve birkaç okurun varlığı görülüyor.
Sonrası..................
11 temmuz-11 ağustos-11 eylül-11 ekim-
Onlar her ayın 11'inde olduğu gibi yine yollardaydı.
Anılan ayların her 11'inde onlarca mesajla seslendiler dünyaya.
Dünya sağırlaşmış mı ne????????
Onlar; Srebrenica anneleriydi.
Yoksa onlar yok mu;
Aynen, felaketlerle karşılaşan ve sonunda yok olan Argentaria, Domavia gibi.
Yoklar.......
Neyse; "gelecek 11 temmuzlara" demekten ötesi yok.
Böyle seslenmiştim.
Böyle devam ediyor.
Bir daha.........
Sevgili Srebrenica anneleri.
Yine ayın 11'i.
Ayların adı ocak olur, şubat olur, aralık olur, ya da bugünkü gibi 11 Mayıs olur.
Sizin takvim yapraklarınızda ayların değil sadece o ayın 11. günü önemli.
Siz; 11 temmuz 1995'ten bugüne , yıllardır her ayın 11'inde sokaklara dökülüyor ve "neredeler" diye haykırarak kayıp yakınlarınızı arıyorsunuz.
Biz; bugün burada annelerimizin ellrini öptük.
11 mayıs anneler günlerini kutladık.
Hediyelerini verdik. Kucakladı annelerimiz bizi.
Sanki küçücük çocukmuşuz gibi sevip okşadılar, gözlerimizin taa derinlerine bakarak "iyi ki varsın evladım" dediler...
Ya sen Srebrenica'lı annem.
Sen ne yaptın.
Sevdiklerinin hiç olmazsa yattığı toprağını kucaklayabildin, koklayabildin mi.
Bebeğin, genç kız, delikanlın, kocan,baban....
Neredeler???
Biliyor musun Srebrenicalı annem.
Dün gece burada 6 şehit daha verdik.
Televizyonlarda acılı annelerin feryatlarını dinledim.
Aynı sana benziyorlardı...
Tıpatıp sen gibiydiler.
Sonra ekranlarda görüntü değişti.
Bir futbol maçı olmuş.
Birileri çokça gol atmış...
Gol...
Bi anda anne feryatlarının yerini havai fişekli kutlamalar aldı. Kahkahalar, danslar aldı.
Karnaval havası esti burasının şehirlerinde.
Seni ve buradaki anneleri düşünüyordum o sıra.
Düşünüyor ve utanmayı bir yana bırakarak, "ağlamam ayıp olur mu"lara bir omuz silkerek akıp gidiveren gözyaşlarıma boğuldum.
Ne çabuk unutuluveriyor herşey.
Ne hızlı dönüyor bu kocaman küre.
Goller atılıyor bir yerlerde.
Birileri ha bire birilerine goller atıyor.
File ardında kalabalıklar, coşkulu...
Dünya gol atıyor.
Güç gol atanlarda mı, yoka alkışlayanlarda mı...
Yoksa unutanlarda mı...
Ya da asıl güçlüler unutmayanlar mı...
Ben seni unutuyorum.
Takvimlerde 11 rakamını görünce hatırlıyıveriyorum.
Sonrası yokum.
Ne sana yazıyor ne sana uzanabiliyorum.
Ama bugün...
"Anne" diyen , son nefesine kadar özlemin olarak kalacak olan seslenişe kavuşmanı istedim.
Buket dolusu çiçeklere uzanan anne ellerinde seni ve senin gibi anneleri göresim geldi.
Doyamadım sana yazmaya Srebrenicalı annem.
Ağrıyan ellerimle, seni unuttuğundan dolayı utançtan kıpkızıl kesilen yüreğimle sana yazmaya doyamıyorum.
Sen; eskilikten solmuş şalvarınla,
Sen;ucu hep gözyaşının ıslağı yemeninle
Sen çaresiz kararlılığınla....
Kayıplarının kemiklerini bulma ümidiyle tırnak tırnak kazdığın topraklardan nasırlaşmış ellerinle
Srebrenicalı annem ...
Senin varlığında yok oluyorum.
Tuzla-Podrinja
Srebrenica annesi diyoruz ya bu da onlardan biri.
Uzaylı değil, boşnak anne bu.
Hani; unutulanlardan biri.
Yanıbaşında kovanın üzerinde "unhcr" damgası var. Yani birleşmiş milletler mülteciler yüksek komiserliği!!!
vBulletin v4.0.0, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.