malic
10-07-07, 22:36
Srebrenitsa Soykırım Anıtı Devlet Himayesi Altına Alındı
2001 yılında Bosna Hersek'teki dönemin Uluslararası Yüksek Temsilcisi (UYT) Wolfgang Petrich'in kararıyla yaptırılan Srebrenitsa-Potoçari Anıtı ve Kabristanı, şimdiki UYT Christian Schwarz-Schilling'in 25 Haziran'da verdiği kararla Sırp Cumhuriyeti'nin yetki alanından çıkarılarak Bosna Hersek devletinin himayesi altına alındı. Hatırlatmak gerekirse, Dayton Barış Anlaşması'nın (DBA) sivil bölümünün uygulanmasından sorumlu UYT'nin verdiği kararı uygulanma zorunluluğu bulunmaktadır. 1 Temmuz'da görev süresinin bitecek olan Schwarz-Schilling'in bu kararı vermesinde en büyük etken, Bosna Hersek Parlamentosu'nda Srebrenitsa Soykırım Anıtı ile ilgili kanunun Sırp milletvekillilerin uzlaşmaz tavrı nedeniyle kabul edilmemesidir. Bosnalı Sırp yetkililerin karşı çıktığı karara göre, Soykırım Anıtı'nın işletmesinden sorumlu bir Merkez'in kurulması, merkezi yönetimin oluşturulması ve söz konusu merkezin finansmanının devlet bütçesinden sağlanması öngörülmektedir. Ayrıca karara göre, anıt güvenliğini Sırp Cumhuriyeti polisi değil, Bosna Hersek Araştırma ve Koruma Ajansı (SIPA) üstlenecektir.
26 Haziran'da toplanan Sırp Cumhuriyeti Halk Meclisi, Schwarz-Schilling'in kararını kınadığını açıkladı. Meclis'ten yapılan açıklamada, Schwarz-Schilling'in Bosna Hersek'teki barışı ve istikrarı tehlikeye düşürdüğü ve Sırp Cumhuriyeti'nin anayasal düzenini bozduğu gibi ifadeler yer almaktadır. Ayrıca Meclis kararında, Sırp Cumhuriyeti sınırları içerisinde bölgeler üzerindeki idari ve güvenlik yetkilerini hiç kimseye bırakmayacağı ve Srebrenitsa'da ek polis güçlerinin gönderilmesi ve Sırp Cumhuriyeti Hükümeti'nde Schwarz-Schilling ile iletişimin kesilmesi istendi. Sırp Cumhuriyeti Başbakanı ve Sırpların en güçlü partisi olan Bağımsız Sosyal Demokratlar Birliği (SNSD)'nin Başkanı olan Milorad Dodik, yaptığı açıklamada, Merkezin finansmanı ile ilgili bütçenin kabul edilmesini Parlamento'da bloke edeceklerini söyledi.
Bu aşırı tepkiler üzerine Uluslararası Yüksek Temsilciliği'nden yapılan açıklamada, söz konusu kararın DBA'ya uygun olduğu ve dolayısıyla Bosna Hersek ve Sırp Cumhuriyeti'nin anayasasına aykırı olmadığı vurgulandı. Başka bir deyişle, DBA ile (dolayısıyla da Bosna Hersek Anayasası ile) UYT'ye tanınan yetkileri kullanarak, Srebrenitsa Anıtı'nın geleceğini garantilemiş oldu. Çünkü söz konusu Anıtın oluşturulmasını engellemeye çalışan Sırp yetkilileri, şimdi de kurulacak Merkezin işleyişinin kanunlarla düzenlenmesini engellemeye çalıştılar.
Bahsedildiği üzere, UYT'nin aldığı kararlar bağlayıcı ve uygulanma zorunluluğu bulunmaktadır. AB'nin Batı Balkanlarda yaymaya çalıştığı demokratik yönetimi anlayışına ters düşmekle birlikte bu uygulama, Bosnalı Sırpların Bosna Hersek'te devlet içinde bir devlet yaratmaya çalışmalarından dolayı, kendilerine DBA ile verilen herhangi bir yetkinin ellerinden alınması için tek çözüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle, Sırp Cumhuriyeti Başbakanı Dodik'in UYT ofisinin kapatılması ve Bosna Hersek geleceğini yerel yetkililere bırakılması gerektiği yönündeki açıklamaların arkasındaki asıl sebep kolayca anlaşılabilmektedir.
Kısaca özetlemek gerekirse, DBA ile Bosna Hersek'te oluşturulan yasama ve yürütme organları birbirinden kopuk ve bağımsız çalışmaktadır. Bu yapılar arasındaki koordinasyonun yok denilecek kadar zayıf olması nedeniyle, Bosna Hersek devleti gerek AB gerekse NATO üyeliği için gerekli olan reformları yerine getirememektedir. Buna etnik unsurlar arasındaki çekişmeler de eklendiğinde, zayıf olan merkezi devletin varlığını sürdürmesinin çok zor olduğu anlaşılabilir. Özellikle de söz konusu yapılardan birisinin o ülkeyi parçalamak isteğinin bulunması halinde.
Mirzet Mujezinovic
2001 yılında Bosna Hersek'teki dönemin Uluslararası Yüksek Temsilcisi (UYT) Wolfgang Petrich'in kararıyla yaptırılan Srebrenitsa-Potoçari Anıtı ve Kabristanı, şimdiki UYT Christian Schwarz-Schilling'in 25 Haziran'da verdiği kararla Sırp Cumhuriyeti'nin yetki alanından çıkarılarak Bosna Hersek devletinin himayesi altına alındı. Hatırlatmak gerekirse, Dayton Barış Anlaşması'nın (DBA) sivil bölümünün uygulanmasından sorumlu UYT'nin verdiği kararı uygulanma zorunluluğu bulunmaktadır. 1 Temmuz'da görev süresinin bitecek olan Schwarz-Schilling'in bu kararı vermesinde en büyük etken, Bosna Hersek Parlamentosu'nda Srebrenitsa Soykırım Anıtı ile ilgili kanunun Sırp milletvekillilerin uzlaşmaz tavrı nedeniyle kabul edilmemesidir. Bosnalı Sırp yetkililerin karşı çıktığı karara göre, Soykırım Anıtı'nın işletmesinden sorumlu bir Merkez'in kurulması, merkezi yönetimin oluşturulması ve söz konusu merkezin finansmanının devlet bütçesinden sağlanması öngörülmektedir. Ayrıca karara göre, anıt güvenliğini Sırp Cumhuriyeti polisi değil, Bosna Hersek Araştırma ve Koruma Ajansı (SIPA) üstlenecektir.
26 Haziran'da toplanan Sırp Cumhuriyeti Halk Meclisi, Schwarz-Schilling'in kararını kınadığını açıkladı. Meclis'ten yapılan açıklamada, Schwarz-Schilling'in Bosna Hersek'teki barışı ve istikrarı tehlikeye düşürdüğü ve Sırp Cumhuriyeti'nin anayasal düzenini bozduğu gibi ifadeler yer almaktadır. Ayrıca Meclis kararında, Sırp Cumhuriyeti sınırları içerisinde bölgeler üzerindeki idari ve güvenlik yetkilerini hiç kimseye bırakmayacağı ve Srebrenitsa'da ek polis güçlerinin gönderilmesi ve Sırp Cumhuriyeti Hükümeti'nde Schwarz-Schilling ile iletişimin kesilmesi istendi. Sırp Cumhuriyeti Başbakanı ve Sırpların en güçlü partisi olan Bağımsız Sosyal Demokratlar Birliği (SNSD)'nin Başkanı olan Milorad Dodik, yaptığı açıklamada, Merkezin finansmanı ile ilgili bütçenin kabul edilmesini Parlamento'da bloke edeceklerini söyledi.
Bu aşırı tepkiler üzerine Uluslararası Yüksek Temsilciliği'nden yapılan açıklamada, söz konusu kararın DBA'ya uygun olduğu ve dolayısıyla Bosna Hersek ve Sırp Cumhuriyeti'nin anayasasına aykırı olmadığı vurgulandı. Başka bir deyişle, DBA ile (dolayısıyla da Bosna Hersek Anayasası ile) UYT'ye tanınan yetkileri kullanarak, Srebrenitsa Anıtı'nın geleceğini garantilemiş oldu. Çünkü söz konusu Anıtın oluşturulmasını engellemeye çalışan Sırp yetkilileri, şimdi de kurulacak Merkezin işleyişinin kanunlarla düzenlenmesini engellemeye çalıştılar.
Bahsedildiği üzere, UYT'nin aldığı kararlar bağlayıcı ve uygulanma zorunluluğu bulunmaktadır. AB'nin Batı Balkanlarda yaymaya çalıştığı demokratik yönetimi anlayışına ters düşmekle birlikte bu uygulama, Bosnalı Sırpların Bosna Hersek'te devlet içinde bir devlet yaratmaya çalışmalarından dolayı, kendilerine DBA ile verilen herhangi bir yetkinin ellerinden alınması için tek çözüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle, Sırp Cumhuriyeti Başbakanı Dodik'in UYT ofisinin kapatılması ve Bosna Hersek geleceğini yerel yetkililere bırakılması gerektiği yönündeki açıklamaların arkasındaki asıl sebep kolayca anlaşılabilmektedir.
Kısaca özetlemek gerekirse, DBA ile Bosna Hersek'te oluşturulan yasama ve yürütme organları birbirinden kopuk ve bağımsız çalışmaktadır. Bu yapılar arasındaki koordinasyonun yok denilecek kadar zayıf olması nedeniyle, Bosna Hersek devleti gerek AB gerekse NATO üyeliği için gerekli olan reformları yerine getirememektedir. Buna etnik unsurlar arasındaki çekişmeler de eklendiğinde, zayıf olan merkezi devletin varlığını sürdürmesinin çok zor olduğu anlaşılabilir. Özellikle de söz konusu yapılardan birisinin o ülkeyi parçalamak isteğinin bulunması halinde.
Mirzet Mujezinovic