Orijinalini görmek için tıklayınız : Tünel
TÜNEL
Adını sıklıkla duyduğumuz Saraybosna Tünelinin girişi.
Günümüzde dünya harikalarından biri olabilecek olan tünel bir başka ülkede olmuş olsaydı, dünyanın ilgi odaklarından biri olurdu.
Ancak Saraybosna'da olması en önemlisi boşnaklar tarafından yapılmış olması nedeniyle bugün sadece 25 metrelik bir uzantısı kalmıştır.
Bence tünelin çöküşüne neden göz yumulduğunu düşünmenin ve yargılamanın zamanı gelmiştir.
D.B
12 ocak 1993 günüydü. Bosna-Hersek ordusunun tugay komutanlarından ve lojistik daire başkanı General Raşit Zorlak ile1. kolordu komutanı (rahmetli)General Mustafa Hayrullahovic havaalanı pistini geçtikten sonra bu bölgede bir tünel inşa edilmesi konusunda görüş birliğine vardılar. Aynı gün mühendis Necad Brankoviç ile görüşerek konuyla ilgili projeyi imzaladılar.
Tünelin resmi adı D.B idi. Bu harflerin açılımı ise tünelin başlangıç ve bitiş noktaları olan Dobrinja ve Butmir mahallelerinin adlarıydı.
Tünelin inşa edilmesinden once Saraybosna’ya girebilmek için havaalanı pisti üzerinden koşarak geçilirdi. Ancak sürekli olarak sırp sniperlerinin tehdidi altında yapılan bu ölüm-kalım koşusu esnasında yüzlerce kişi hayatından olmuştur.
Tünelin yapımına 1993 yılının mart ayında başlandı. Askerler ve maden işçileri her gün aralıksız olarak 24 saat boyu, basit aletlerle tüneli kazdılar.
Bir kısmı Dobrinja’dan, diğerleri Butmir’den hareket eden tünel çalışanları, 30 haziran.1993 günü saatlet 20.40’ı gösterirken birbirleriyle karşılaştılar.
Tünelin çöküşüne göz yumuldu.
Savaş esnasında dünya kamuoyu "Bosna ordusunun efsanevi direnişi"diyerek, boşnakların inanılmaz kararlılığına hayranlığını dile getiriyordu.
Ancak tünele giden yolun halen böylesi bakımsız, böylesi çamurlar içinde olması son derece düşündürücü...
Tünelin hizmete açılmasından sonra buradan günde 2 -3 bin kişi ve yaklaşık 30 ton ağırlık geçiyordu. Saraybosna için tünelin önemi çok büyüktü. Yanısıra hizmete açıldıktan sonra da çalışmalar yaklaşık altı ay kadar devam etti. Bu esnada tünelin hemen yakınlarındaki çetnik mevzilerinin sürekli hedefi halindeydiler.
Tünelin inşası için ilk kazma, Dobrinja’da vuruldu. Makineler kullanılmadı. Yani tünel gerçek anlamıyla bir el yapımıdır.
Genişliği 120cm. uzunluğu 760 metre olan tünel ilk zamanlar bir devlet sırrı gibi gizlenmeye çalışıldı. Çetnikler tünelin 30-50 metre kadar yakınındaydılar. Aynı şekilde kazı çalışmaları sırasında ateşli silahlarıyla saldıran birleşmiş milletlere mensup askerler de tünelin hemen üzerinde bulunuyorlardı.
Tünel yaklaşık 2,5 yıl hizmet Verdi. Bu sure zarfında insanlar buradan bazen eğilerek, bazen yatar durumda bazen de sürünerek geçtiler. İlk zamanlar tünele ray sisitemi kurulmamıştı. Ray sisiteminin kurulmasıyla birlikte vagonlar işlemeye başladı.
1995 yılında 20 vagon bulunuyordu ve her birine 400 kilo ağırlık yüklenebiliyordu. Saraybosna’nın gizli tüneli yiyecek, elektrik ve iletişim hizmetleriyle açlıktan ölmek üzere Saraybosna’ya hayat vermişti.
Tünelin içinden bir görüntü
Tünelden giriş –çıkış yapmış olanları hemen tanımak mümkündü. Çünkü tünelden geçenlerin çoğu kafasını tavana vururdu. Kiminin kanı kurumuş, kiminin yarasının üzerinde yara bantı bulunurdu. Bu durum genellikle tebesümle izlenirdi.
Bosna-Hersek genel kumay başkan yardımcı Jovan Divjak’ta tünel yolculuğu esnasında başını tavana vurmuş ve başına 13 dikiş atılmıştı.
Tünel, o günkü şartların elverdiği ölçüde en iyi şekilde korunmaya alınmıştı. Her iki giriş kapısında 4. ve 5. motorize tugayının özel tim mensupları bulunuyordu.
Dobrinja giriş kapısında 12,7 kalibrelik uçaksavarlar ve “kızıl şimşek” denilen roketler konuşlandırılmıştı.
Tek amaç tünelin korunmasıydı. Ancak tünelin hizmete açılmasıyla birlikte güçlükler başgösterdi. Özellikle ilk günlerde.
Çetnikler o günlerde Igman, Bjelasnic VE Trnova’ya yönelik yoğun saldırıya geçmişlerdi.
Bosna-Hersek ordusu ise aynı dönemde iki ayrı cephede savaşıyordu. Hırvat güçlerin kuşatmaları da gündemdeydi.
Tünelin tamamlanması son ana rastgelmişti. 9. motorize birliği askerleri Igman tepesindeki cephelere takviye güç olmak adına havaalanı pistini koşarak geçmişlerdi. Ancak ordunun önemli gücü tüneli kullanmış ve çetnik saldırılarını durdumrk için buradan harekete geçmişti.
Bunu farkeden çetnikler ise tüneli,n kullanımını engellemek içim tüm güçleriyle saldırıya geçtiler. Bombardımanlar aralıksız sürüyordu. 1995 yılının ortalarında böyle bir bombardıman sonrası tünel girişinde bulunan 12 sivil öldürüldü, 30’u yaralandı.
Çetnikler silah güçleriyle imha edemedikleri tüneli farklı bir yöntem kullanarak yok etmeyi de denediler. Zeljeznica nehrinin akış yönünü tünele doğru çevirerek tünelin sular altında kalmasını sağlamaya çalıştılar. Ancak başarılı olamadılar.
Günümüzde tünel unutuldu. Oysa tünel sayesinde hayatta kalabilenlerin burasını korumak adına sorumlulukları vardır. Sayısız hizmetin gerçekleştirildiği tünel tamamen yok olmak üzere. Sadece 25 metrelik bölümü kaldı. Çöktü. Artık turizme hizmet dışında bir fonksiyonu kalmadı.
Saraybosna tüneli, 20. yüzyılda medeniyet çağında yapılmıştı. Saraybosna kuşatmasının kırılmasında tarihi bir rol oynamıştı.
Tünelin lüksü. Raylı koltuk.
KURTULUŞ YOLU UNUTULDU
Tünelin inşasında büyük emeği geçenlerden biri de müh. Fadıl Budnjo’dur. 1993 yılının yaz mevsiminde, projektörler Saraybosna pistini aydınlatırken, müh. Fadıl ve arkadaşları yer altında tünel kazmaya çalışıyorlardı.
Kuşatma altındaki Saraybosna’dan kaçmak için pistten koşarak geçmeye çalışanlar, ışıklar üzerlerine çevrildiği an, ölümle burun buruna geliyorlardı. Bu konuma düşen 250 sivil öldürüldü. Fadıl Budnjo çok kez tanık olduğu bu görüntüleri “çok korkunçtu” sözleriyle aktarıyordu.
Öte yuandan tünel kazma çalışmalarını yapan Foça yakınlarındaki Miljevine madeni işçileri böylesi vahşetler karşısında işlerine daha bir azim ve kararlıklıkla sarılıyorlardı. Ellerinde gaz lambaları, kazma ve küreklerle yerin altını oyuyor, oyuyorlardı.
200 kişi civarındaydılar. Tam dört ay boyunca aralıksız çalışarak 740
metre uzunluğunda tüneli kazmayı başardılar.
Tünelin kazıldığı toprağın 7 metre üzerinde, Saraybosna’yı kuşatma altında tutan çetniklerin mevzileri bulunuyordu.
İnsanlar tünele girişlerinde anlatılmaz bir korku yaşıyorlarsa da, geri dönüşlerinde buradan silah, mühimmat, ilaç, un, şeker ve mazot geçirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorlardı.
Tünel am 1450 gün boyunca hizmet verdi. Buradan geçenler tünelin tavanındaki kalaslara başlarını çarpıyor, kimi zaman bataklık hale gelen çamurun içinde boğuşarak kurtuluş yolunda yol alıyorlardı.
Saraybosna kuşatmasının kırılmasıyla birlikte tünel de hizmete kapatıldı.
Bu arada Bosna-Hersek’te yaşanan savaştan, özellikle Bosna Hersek ordusunun inanılmaz direniş öyküsünden hiç bir iz kalmasını istemeyenler için, tünel istenmeyen bir obje haline geldi.
Tünelden arta kalanlar şimdilerde küçük bir müzeye dönüştürüldü ve ziyaretçilerin akınına uğruyor.
Müzede sergilenen eşyalar arasında tünelin kazıldığı kazma ve kürekler, Saraybosna halkının gıda taşıdığı torbalar, yaralıların ve mühimmatın taşındığı vagon bulunuyor. Ayrıca tünelin yapılış çalışmalarını ve savaş esnasındaki tüneli yansıtan 20 dakikalık görüntü de müze de ziyaretçilere gösteriliyor.
1995 yılında imzalanan barış anlaşmasıyla birlikte tünel kimsesizliğe ve yok olmaya mahkum edildi.
Hani psikopatlara yaraşır bir düşünceyle, birinin evladını öldürünce, kendi evladının daha iyi bir geleceği olacağını sanmışlardı galiba.
rafetmuric
26-12-07, 19:36
jDNXYzR0_8c
Tunel ispod sarajevske piste
(Tünel kazımı)
Butmir tarafında son güne kadar çalışanların isimleri:
Adem Crnovršanin, Nedžad Bubica, Fadil Budnjo, Zejnil Prašović, Munib Helja, Šućro Mirojević, Abid Fako, Ibro Musić, Muradif Kečo, Mehmed Šalaka, Vehbija Šahbaz, Hamid Mulavdić, Uzeir Fako, Meho Dedović, Ibro Fako, Atif Mulavdić, Alija Krajčin, Ilijas Tahirbegović, Ismet Bešić, Hamdo Hodžić, Mirsad Čulić, Omer Hrustan, Asim Prasko, Fadil Rizvo, Hamed Poljo, Salko Karović, Velid Softić, Izet Budnjo, Meša Nezirović, Nazim Mahmutović, Ramiz Jugo, Mujo Hadžihasanović, Mušan Kahriman, Velija Ajanović, Mustafa Isanović, Sabahudin Stroil, Salih Puška, Nermin Kustura, Muhamed Poturović, Emin Baličevac, Nermin Memija, Fikret Spaho, Sulejman Musić, Emir Bajramović, Sabahudin Šehović, Mujo Mujkić, Edhem Fako, Halim Šalaka, Omer Maletović, Hamdija Goro, Kemal Bešić, Hamid Memić, Edhem Beširević, Sulejman Hadžić, Senad Šabanović, Fahrudin Mujak, Omer Demir, Hasan Pinjo, Adil Bajraktarević, Meho Hodžić, Jusuf Karahmet, Alija Durbut.
(PARİS 3765 km)
Tünel çıkışında, agaca çivilenmiş karton bir levhanın üzerinde (Paris 3765 km) yazıyordu.
İster Kara mizah deyin, ister özgürlüğe ya da güzel günlerin özlemine sesleniş deyin...
Tünelden her geçiş sonrası bu tabelaya bakar kahkahalarla gülerdik.
Savaş başladığında, Saraybosna’nın tek çıkış yolu havalanı pistiydi. Sırplar o günlerde saraybosna’nın dış kesimlerinin hemen hemen tamamını kuşatmışlardıç Ilıca, Hadzici, Vogosca, İlijas ve Grbavica gibi yerleşim yerlerinin hepsi sırpların kuşatması altındaydı. Saraybosna susuz, gıdasız, ilaçsız, elektriksiz ve ısıtmasız kalmıştı. Çaresiz kalan saraybosnalıların pek çoğu pisti, koşarak geçip serbest bölgelere ulaşmayı ve ihtiyaçlarını temin etmeyi denemişti. Ancak havaalanında görevli olan birleşmiş milletler barış gücü askerleri giriş ve çıkışların yapılmasıunı tamamen yasaklamışlardı. SFOR güçlerine bağlı askerler geçiş yapmaya çalışan sivilleri yakaladıklarında geri çeviriyorlardı. Bunun dışında çetnikler koşarak serbest bölgeye geçiş denemesi yapanları mermi yağmuruna tutuyorlardı. bölgeBu nedene bağlı olarak yüzlerce kişi hayatını kaybetti.
Tünel çalışmalarında bulunanlara, o sıralar fiyatı 30 mark olan bir karton sigara veriliyordu. Kimi tiryakiler sadece bu nedenle cephelerden ayrılıp bir kaç gün tünel kazmış, sigarasını aldıktan sonra yeniden cephelere geri dönmüştür.
Tünelin yer altındaki en fazla derin olan yeri yaklaşık 5 metreydi. Dolayısıyla yeraltı sularının tehdidi altıonda kalınıyor ve biriken sular pompalarla dışarıya atılıyordu. Su boşalta çalışmaları sabah 08-11.00 arasında yapılıyor ve bu saatlerde geçiş yapılmıyordu. Ayrıca fazla rutubet nedeniyle çok çabuk çürüyen destek direklerinin değiştirileceği günlerde de geçişe kapalı oluyordu.
Tünelin içerisinden Saraybosna’nın diğer şehirlerle iletişiminin sağlanabilmesi için ptt kabloları da geçirilmişti. Yanısıra elektrik kabloları ve mazorun aktarılacağı borularda döşenmişti.
Tünel geçişleri sırasında çok tehlikeli anlar yaşanıyordu. Elektrik kabloları su altındaydı. İnsanlar buralara basarak yürümek zorundaydılar. En çok korkulan ise tünelin girişinde bulunan araçtan mazot aktarımı esnasında araca bomba isabet etmesi ihtimaliydi. Bu durumda tünelin tamamı çökebilirdi.
Allahtan böyle bir tehlike hiç yaşanmadı. Sadece girişine bir kaç bomba isabet etmiş ve onlarca insanın ölmesine neden olmuştu.
vBulletin v4.0.0, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.