PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bosna savunmasının gerçekleri



munira
20-02-08, 17:51
12-13-Nisan/ 1993

Meho Karışık (Kemo), 1991 yılı ortalarına kadar eski yugoslavya ordusunun mensubuydu. O yıllarda Hırvatistan'ın çeşitli bölgelerinde görev yaptı. Deniz harp okulu mezunuydu. Belgrad yüksek askeri okullar merkezinde master yaptı. 1991 yılının yaz mevsimine kadar Split şehrinin yüksek askeri okulunda görevliydi. Ta ki bulunduğu merkez binanın etrafına siperler kazılmaya başlandığını görene kadar. Yanındaki subaylara sordu:
- Bu siperler için kazılıyor?
-Ustaşalardan korunmamız için.
-Ustaşalar kimdir?
-Split'lilerin tamamı.
Bu konuşma, Meho Karışık'ın uzun yıllar arkadaşlık ettiği subaylarla yaptığı son konuşma oldu. Ordudan kaçmaya karar verdi. Aynı yıl ordudan kaçtı ve 9 ağustos günü Saraybosna'ya ulaştı. Meho Karışık bundan sonraki gelişmeleri şöyle aktardı:
"Saraybosna'ya varır varmaz Bosna Hersek savunmasını hazırlayanlarla bağlantı kurma yollarını araştırmaya başladım. İçişleri bakanlığında görevli olan kardeşimin yardımı sayesinde, savunma çalışmalarını yürüten kişilere kolaylıkla ulaşabildim. Bunlar, üst düzey siyasi kimlikler ve demokratik eylem partisinin önemli konumundaki adamlarıydı. "
Karışık daha o günlerde 'Kemo' lakabıyla anılmaya başlar.
Kemo:
" O sıralarda milliyetçi cephenin kurulmasıyla ilgili fikirler yürütülüyordu. Saraybosna'nın bazı muhtarlıklarında ise askeri organizasyonlar başlatılmıştı. Ancak askeri oluşumlar birbirinden kopuktu. İçişleri bakanlığı ve Saraybosna belediyesi bünyesinde bulunan bazı kişiler, biz subaylar daha buraya gelmeden önce,belgeleri toparlamış, askerlikle ilgili dosyaları saklamış ve mikrıfilm çalışmalarını tamamlamışlardı. Bu kişiler eski yugoslavya ordusunu terk eden arkadaşlarımıza da sahip çıkmış ve onlara görev dağılımı yapmışlardı. "
Benden daha önce buraya ulaşanlar, eski yugoslavya ordusunun ilk subaylarıydı. Onlar Bosna Hersek ordusuna katılarak savunma çalışmalarına başlamıştı. Bunlar biri 'Sule' lakabıyla anılan kişiydi. Kendisi şu anda görev nedeniyle yurt dışında bulunuyor. Bu nedenle gerçek adını açıklayamıyorum. Sule'nin hemen ardından ben geldim. Benden sonra Halil, Halil Seferoviç, ardından Emir ve İtalyan aramıza katıldılar. "
Emir'in gerçek adı Atıf Şaronyiç'tir. Split'te eski yugoslavya ordusunda görevliyken, burasını birlikte terk ettik. Kendisi Split'ten Almanya'ya geçti. Sonradan onun telefon numarasına ulaştım. Görüştük. Akabinde adı Karmen olan bizlerin ise 'Emine' dediğimiz eşiyle birlikte aramıza katıldı. Ne yazık ki savaşın daha ilk günlerinde Stup'tan hareketle Saraybosna televizyon binası yönünde geçirdikleri trafik kazası sonucu Emine olay yerinde hayatını kaybederken, Emir ağır bir şekilde yaralandı. Tedavisi halen sürüyor.
Bu arada savunma hazırlıklarımızın ilk günlerinde 'Brko' yani Munib Bişiç'te aramızdaydı. Yanısıra danışmanlarımız olan Çira ile Stari'de bizimle birlikteydi. Aynı sebepler nedeniyle onların da gerçek isimlerini açıklayamayacağım..."
'Sule' Süleyman Vrany), ( 'Çiça' Rifat Bilayac), ('Stari' Ziçra Sulyeviç)
Onlar millliyetçe cephenin kurucularıydı. Bizlere görev dağılımı yapıyorlardı. Dediğim gibi bu kişiler, ülkemizin üst düzey siyasi kanadı ve demokratik eylem patrisinin etkin isimleriydi. Onlar başımıza gelecekleri çok önceden farketmişlerdi. Kendileriyle iki veya üç kez toplantılara katıldım. Milliyetçi cephenin askeri alanlarında görev üstlenmemi ve yetkilerimde sınır olmayacağını söylediler. Milliyetçi cephe siyasi kanadının bana verdiği görev, Bosna Hersek'in askeri alanda savunulmasıyla ilgili hazırlıkları yapmamız ve millliyetçi cephenin çatısı altında ülke genelinde askeri oluşumları sağlamamız şeklindeydi. Bu gelişmeler 1991 yılının ekim ayında yaşandı.

İlk toplantıda, benim yanımsıra, Sefer Haliloviç (Halil), Sule, Munib Bişiç (Brko), Atıf Şaronyiç (Emir), Mustafa Hayrullahoviç (İtalyan) ile danışmalarımız olan Çiça ile Stari vardı. Birlikte çalıştığımız bu ekibin yönetimi bendeydi.Belki de yaşça hepsinden büyük olmam nedeniyle bu görevi bana vermişlerdi. Böylelikle ülkemizin savunulması adına, yasadışılığın en derin şekliyle, millliyetçi cephenin askeri kanadını hazırlamaya başladık. Genel merkezin oluşumundan hemen sonra, ekip olarak çalıştığımız halde merkezin her üyesini belirli görevlere atadık. Mesela Sefer Haliloviç savunma alanındaki askeri birlikleri oluşturmakla yükümlüydü. Görevini büyük bir başarıyla yapıyordu. Emir yani Atıf Şaronyiç, komando guruplarını hazırlayacaktı. Bu görev daha sonraları İtalyan'a devredildi. Burada özellikle Halil ve Emir'den söz edeceğim.
Emir'e göre küçük komando guruplarının hazırlanmasıyla yola çıkılmalıydı.
Onun hareket noktası kaliteydi.
Küçük, iyi eğitimli ve iyi silahlanmış gurupların kurulmasını istiyordu.
Halil ise, savaşın ilk etabında askere yetecek silahın olmamasına rağmen, kalabalık gurupların askere kaydının yapılmasından yanaydı. Yeterli silah olmasa da bu eksikliğin çatışmalar başladığında düşmandan ele geçirilecek silahlarla giderilebileceğini söylüyordu. Biz, Halil'in önerisine katılıyorduk. Komanda gurupları önerisine de sıcak baktık.Ancak Emir'in dediği şekliyle yani komando guruplarıyla Bosna'nın kurtarılabileceği fikrine katılmıyorduk. Komandolardan oluşturulacak kalabalık guruplarla birlilkte hareket edilmesi ve ani baskınlar düzenleyerek silah ele geçirmeleri konusunda birleşiyorduk. "
Kalabalık guruplarla harekete geçilecek. Yapılacak ani baskınlarla silah eksikliği giderilecek.
Öncelikle Bosna-Hersek'in tüm bölgelerine koordinatörler gönderme kararını aldık. Bunlar yine gizli çalışmalarını sürdürerek, birlikleri oluşturacaktı. Savunma planlarını yapacak, bölgeyi gözlemleyerek eski yugoslavya ordusu ve çetniklerin durumuyla ilgili bizi bilgilendireceklerdi. Bu arada bölgesel çalışmalarımız dönemin bölgesel cumhuriyeti ile bağdaşmıyordu. Mesela bizim dokuz bölgemiz vardı. Bunlardan ikisi, yeni katılan Gorajde ile Livanyska bölgeleriydi.

Ekim ayına ulaştığımızda sayımız oldukça çoğalmıştı. Çünkü eski yugoslavya ordusunu birbiri ardına terkedenler akabinde aramıza katılıyordu. Yanısıra askerlik dışında meslek sahibi kişiler de yanımızda yer alıyordu. Bu katılımcılarla ilgili olarak çeşitli sistemler aracılığıla bilgi topluyorduk. Mesela kimilerini bellli bir göreve yolluyor ve çalışmalarını yakın takibe alıyorduk. İstihbarat konusunda içişleri bakanlığındaki adamlarımızın büyük desteğini aldık.
Diğerlerinin yanısıra, özellikle Yusuf Puşina, Avdo Hebib, Asım Davutbasiç'in bu konuda çok yardımları olmuştur.
Bu arada millliyetçi cephe genel merkezi eski yugoslavya ordusunu terk eden subayların gizlıice yürütttükleri çalışmaları yasal hale getirmek için çaba sarfediyordu. Mesela, eski yugoslavya ordusundan henüz ayrılamamış olan üst düzey askeri kimliklerden bazılarının sözde hastalanıp, birkaç günlüğüne de olsa askeri veya sivil hastanelere yatmaları sağlanıyordu. Onların hastaneye yatırılması konusunda Avdo Hebib'in yardımını alıyorduk. Hastane bünyesindeki kilit adamımız Dr.Mirza Çişiç ile yüksek hemşire Samiye Şariç'ti.
Aynı şekilde sivil hastanelerde de adamlarımız vardı. Bu işlerin yürütülebilmesiyle ilgili olarak söz sahibi olan kişiler; Dr.Naim Kadiç, Dr. Muhammed Saraçeviç ve Dr. Saffet Çibo idi. İşlerin koordine edilemesini ise, Saraybosna şehir meclisinden Nihad Halilbegoviç yürütüyordu. Böylelikle, millliyetçi cephe genel merkezi becerikli ve güvenilir adamlarla donanıyordu.
Muhakkak ki, o günlerde bizimle irtibata geçen çok sayıda ınsan olmuştur. Ancak şu anda herbirinin isimlerini hatırlayamıyorum.
Mesela eski yugoslavya ordusunu terk ederek milliyetçi cepheye katılanların sıralamayı hatırlayamam. Ancak şimdi vereceğim isimler milliyetçi cephenin ilkleridir.
Bunlar; Dervo Harbinya (Ömer), Cemaluddin Mercen (Cemo), Vahid Karaveliç (Vaha), Faik Heço (Dino), Senad Maşiç (Muammer), Hayro Osmanagiç, Rasim Gaçanoviç, Kerim Luçareviç (Doktor), Emin Şvrakiç, Yuka Prazina ( bu kişiler bizim gelişimizden önce kendi birliklerini oluşturmuşlardı. ) Zaim Baçkoviç (Zagi), Ziyad Koziç (Dugi), Ahmet Yordanoviç (Oko), Abdullah Karişik (Avdo), Aliya Lonçareviç (Alyo), ( hemen yukarıda isimlerini saydığım bu üç kişi, isimlerinin 'A' harfiyle başlaması nedeniyle üç as olarak anılıyordu) Bu saydıklarımın yanısıra Samir Niştoviç (Almir) ile Murat Softiç (Mornar) 'da unutmadığım isimler arasında bulunuyor.
1991 yılının ekim ayı sonlarıydı. O günlerde askeri koordinatörlerimizin bölgelere dağılımını tamamlamıştık. Dolayısıyla Bosna-Hersek genelinde askeri organizasyon çalışmalarına o zaman başlanmıştı.

munira
20-02-08, 17:58
HRASNİCA'DAKİ GİZLİ TOPLANTI 29.4.1997

Milliyetçi cephenin en yetkili ismileri dahi Halil'in gerçek adının Sefer Haliloviç olduğunu , 23 mayıs.1992 günü kendisinin genel merkez komutanı seçildiği gün öğrendiler.
Sefer Haliloviç eski yugoslavya ordusunu 1991 yılının eylül ayında terketmişti. Demokratik eylem partisi ile diğer oluşumlar ise o sırada savunma hazıklarını yapmıştı. Subay rütbesiyle eski yugoslavya ordusunu terkeden ilk kişi olan Süleyman Vrany, Rifat Blayac, Hasan Çengiç ve Munib Bişiç ile birlikte, 1991 yılının haziran ayında ülkenin savunulması için gerekli olan yasadışı organizasyonun ilk talimatlarını hazırlamışlardı. 10 Haziran 1991 günü yapılan toplantının tarihte önemli yeri vardır.
O gün emniyet müdürlüğü binasındaki salonda konuşan Aliya İzetbegoviç, yugoslavya'nın dağılmasından sonra müslüman halkın üzerine kara bulutların çöktüğünü ve bu nedenle millli güvenlik meclisi oluşturulduğundan söz etmişti.
Temmuz ve ağustos aylarında eski yugoslavya ordusu terk eden birkaç subay daha millliyetçi cepheye katıldı. Meho Karışık yeni gelenlerden birisiydi. Karışık, milliyetçi cephenin askeri kanadında önemli bir isim oldu.
Bu arada Sefer Haliloviç hemen ön plana çıkmıştı. Rıfat Bilayac'ın dediğine göre, milliyetçi cephe genel merkezi Haliloviç'i gelecekteki bosna ordusunun komutanlığına hazırlıyordu.
Bu konuda ikinci önemli olay ise, Başkan İzetbegoviç ve Sefer Haliloviç'in beraberlerinde millliyetçi cepheden birkaç üyeyle birlikte 2 ekim 1991 günü Hrasnica'da yaptıkları toplantıdır. Sefer'in aktardığına göre, kendisi o gün başkana ülkenin savunulması adına, Bosna ordusunun organizasyonu hakkında öneriler sunmuş. Başkan İzetbegoviç bu önerileri kabul etmiş. Bunun üzerine Sefer, gizlilik içinde çalıştığı ekibi ve Safet Hadziç'in desteğiyle Saraybosna bölgesinin askeri alanda savunulması planlarını hazırladı. Birlikte çalıştığı ekipteki kişiler; Mirsad Çauşeviç (Brada) Senad Maşoviç, Faik Heço ile Haris Buturoviç'ti. Bu kişiler eski yugoslavya ordusunu terk etmiş olan subaylardı.
Çalışmalarını Hasiye ve Kasım İbrahimoviç'in Hrasnica'da bulunan evlerinde yürütüyorlardı. Milliyetçi cephe mensupları daha sonraları bu evde aylar süren çalışmalarda bulundu.
Sefer Haliloviç :
" Öncelikli çalışmaları tamamladıktan sonra, Safet Hadziç'e hazırladığımız modeli önerdim. Bana göre savunma organizasyonu ülkenin tamamına yönelik olmalıydı. Hadziç ise demokratik eylem partisindeki bir gurubun benzer çalışmalar içinde olduğunu söyledi.Fakat bu çalışma bizimkinden tamamen farklıydı. Bu aşamadan sonra Safet'ten savunma planlarımızı açıklayabileceğim yetkili bir isim bulmasını
istedim. Safet "Bu kişi sadece Aliya İzetbegoviç olabilir" dedi. Safet Hadziç bundan birkaç gün sonra beni arayarak, Aliya İzetbegoviç'in geleceğini ve hazırlanmamızı söyledi. "
Başkan İzetbegoviç'in 1 kasım 1991 günü gelmesi bekleniyordu. Ev sahibi Hasiye İbrahimoviç, bu karşılaşma için evinde hazır bulunanların çok şık bir şekilde hazırlandığını söyledi. Sefer ve Senad toplantının yapılacağı odanın duvarlarına haritalar asmıştı.
Bu arada İzetbegoviç geldiğinde yapmayı düşündüğü kısa bir konuşmayı kağıda döken Sefer Haliloviç, yazdıklarını yüksek sesle tekrarlayarak hazırlanıyordu. Başkan İzetbegoviç'i karşılamak için yapılan hazırlıklar nedeniyle alışılmadık bir atmosfer yaşanıyordu. Sefer daha sonraları bunu " binbir gece masalllarına benziyordu" şeklinde yorumladı.
Sefer Haliloviç ayrıca eski yugoslavya ordusunun kaçak olduğu gerekçesiyle kendisi hakkında yakalama emri çıkardığını ve durum böyleyken kendisinin devlet başkanına ülkenin savunulmasıyla ilgili görüş sunmaya hazırlandığını belirtiyordu. Ancak Başkan o gece gelmedi. Ertesi gün ,yani 2 aralık 1991 günü toplantıda hazır bulundu.
Başkan İzetbegoviç'in beraberinde Safet Hadziç, Munir Yahiç, Mirsad Kebo ile milliyetçi cephe genel merkezinden üst düzey isimler ile bölgesel siyasi yetkililer bulunuyordu. Toplantı yapılacak olan evde ise Sefer'le birlikte Senad Maşoviç bulunuyordu. Toplantı kapalı kapılar ardında gerçekleştirildi. Görüşmeler sırasında Sefer, Senad ile birlikte haritalat üzerinde Saraybosna bölgesi için savunma planlarını aktarıyordu.
Sefer başkan İzetbegoviç'e savunma planlarını sunduktan hemen sonra , başkan kendisine konuyla ilgili bazı sorular sormuş. Ancak Sefer önerileri konusunda son derecede kararlıymış.
Başkana: " Bu plan varlığımızı sürdürebilmek için tek çıkar yoldur. Bunun dışında olanlar bizi hüsrana sürükler" demiş.
Ayrıca eğer Allahın izniyle bunlara gerek duyulmaması halinde, hazırlanan bu planların gelecekteki ordunun oluşumunda yararlı olacağını da belirtmiş.
Sefer, başkan İzetbegoviç'in o gün belki de bunlara hiç gerek duyulmayacağını söylediğini anımsıyor. Çünkü Lord Carrington aynı gün Saraybosna'daydı . Yugoslavya krizini barışçıl yollarla çözmek için görüşmelerde bulunuyordu.
Sefer, Başkan İzetbegoviç'in toplantı sonunda kendisine "sen çalış" dediğini de hatırlıyor. Daha sonra Yahiç'e hitaben " Yukarıdaki gurupla, Sefer'i birleştir. Böylelikle birbirlerine alışırlar" demiş.
Sefer ertesi gün sözü edilen yukarıdaki gurupla demokratik eylem partisinin merkezinde karşılaştığını söylerken, Kemo Karışık, Atıf Şarontiç ve diğerlerinin de burada bulunduğunu belirtiyor. Kendilerine "Benim hazırladığım proje kabul edildi. Bu projeye bağlı şekilde çalışmalarımı sürdüreceğim " demiş.

munira
20-02-08, 18:05
İZZETBEGOVİÇ'İN DUBLÖRÜ


Milliyetçi cephe, savaşın ilk başlarında Aliya İzetbegoviç'in korunabilmesi düşüncesiyle bir dublör hazırladı. Her an ölüm tehlikesi içinde olacağını bile bile dublör olmayı kabul eden bu şahıs Aliya İzetbegoviç'e gerçekten çok benziyordu. Bu kişi, mühendis olan Habib İdrizoviç idi. Kendisi milliyetçe cephenin başkentteki ilk üyelerindendi.
İdrizoviç, 1945 yılında Sjenica yakınlarındaki Ponorac-Kladnica köyünde doğmuş.Çocuk yaşlarda geldiği Saraybosna'da eğitimini tamamlamıştı.Evliydi ve bir kızı ve bir oğlu vardı. Kendisine dublör olması teklifi götürüldüğü sıralarda, millliyetçi cepheye bağlı Pofaliçe'deki 840 üyeli bir tabura komuta ediyordu. İdrizoviç ayrıca savaş alanlarında da büyük kahramanlıklar gösteren bir isimdir.

Pofaliçi'de 1. manga komutanı olduğu dönemde, kendi birliğiyle unutulmaz Pofaliçi çarpişmalarında ve 8 haziran 1992'de Juç cephesinin savunulması adına yapılan çok şidddetli çarpışmalarda yer almıştır. Bu arada Juç tepesi için Şehoviç'in komuta ettiği 1. mekanize tugayıyla yapılan taarruzlara da katıldı. Savaş öncesi Zenica askeri okulunda komutandı.
İdrizoviç:
“Sanıyorum tarih 17 aralık 1991 idi. O gün Pofaliçi'de bulunuyordum. Beraberimde Meho Karışık- Kemo, Atıf Şaronyiç ile hatırladığıma göre bir de Sefer Haliloviç vardı. Kemo dikkatle bana baktı ve " Baksana, senin yüzün başkana çok benziyor. Bizler başkan İzetbegoviç'e yönelik kötü şeyler hazırlandığını duyduk. Kendisine bir dublör bulmamız lazım. Sen bunu kabul eder misin?" dedi. Hemen "evet" dedim.
İdrizoviç'e daha önceleri de başkana çok benzediği söyleniyordu.
Onun Pofaliçi'de bulunması " Aliya hergün Pofaliçi'ye geliyor" şeklindeki söylentilere yol açıyordu. Oysa Aliya İzetbegoviç sandıkları kişi arabasıyla evine gitmek üzere olan İdrizoviç'ti.
Bu arada kendisine başkanın dublörü olması teklifini hemen kabul etmesinin ardından Kemo " Biraz düşün. Hemen evet diyorsun. Bunun ne demek olduğunu iyi düşündün mü?" diyor.
Kemo'ya "biliyorum" diyor. "Bu, İzetbegoviç'in yerine ölme şansını elde etmem demek oluyordu. Ancak bu kez çocuklarım, karım,ailem ve Bosna-Hersek'in hayatta kalması anlamına da geliyordu. Fakat başkan İzetbegoviç ölecek olursa, ne ben, ne çocuklarım, ne ailem ne de Bosna artık varolamayacaktır. Savaş bu düşüncemin doğruluğunu kanıtladı. Ordumuz ve başkan İzzetbegoviç olmasaydı, ki kendisi aynı zamanda başkomutanımızdır, biz de Bosna'da yok olurduk. "
İdrizoviç her ne kadar İzetbegoviç'ten 20 yaş daha genç olsa da, karakteristik çizgilerinde önemli benzerlikler vardı. Aradaki fark ancak yakından bakıldığında belli oluyordu. İdrizoviç başkanı uzak mesafeden taklit edecekti. İdrizoviç başkanın dublörü olması konusunda şunları anlatıyor:
"Başlıca amaç başkana kötülük yapmayı düşünenleri kandırmaktı. Dolayısıyla ben onların dikkatimi üzerime çekerken, başkan görevlerini rahatlıkla yerine getirebilecekti. Dikkat çekebilmek için yaptıklarım onun gibi giyinmek, arabaya onun tarzıyla girmekti. Tabii ki bu arada korumalar da yanımda bulunuyordu. Ardından hep beraber şehirde dolaşıyorduk. Bu arada Kemo ile Şaronyiç benimle şakalaşarak " önce fatihanı oku ondan sonra dolaş" diyorlardı.
İdrizoviç'in mümkün olduğunca başkana benzeyebilmesi için başkanı televizyonda sıkça izlemesi söylendi. Özellikle arabasına ne şekilde yanaştığına, halkı nasıl selamladığına ve arabasına binerken hareketlerine dikkat etmesi önerildi. idrizoviç bu konuda provalar yaptı.
Özellikle başkanın aracına doğru ilerlemesi, yürüyüş şekli aracına girişine dikkat ediyordu.
Bu arada Atif Şaronyiç'in eşi Karmen makyaj uygulamalarını yapıyordu. İdrizoviç'in yüzüne İzetbegoviç'in karakteristik özelliği ben ve yüz çizgilerini uyguluyordu. Böylece biraz daha yaşlı görünüme kavuşan İdrizoviç'in başkan İzetbegoviç'le olan benzerliği artıyor. Bu arada takım elbisenin dikilmesi için de ölçüleri alındı. Elbisenin modeli İzetbegoviç'in elbiseeiyle aynı olacaktı.
İdrizoviç: " Meho Karışık her an için hazır durumda olmamı, çünkü aniden çağırılabileceğimi söylemişti" diyor. Karmen ise böyle bir durum halinde makyajı 10-15 dakika içinde tamamlayabileceğini söylüyordu.
Ancak İdrizoviç dublörlük rolünü hiç yapmadı. Onu hiç çağırmadılar. Takım elbise de dikilmedi. Böylece rolünü defalarca tekrar etmesi boşuna olmuştu. Rahmetli Karmen'de makyajları boşuna yapmıştı.
Milliyetçi cephenin İdrizoviç'i dublör olarak kullanma fikrindan kimlerin haberi vardı ? İdrizoviç bu konuyu Kemo, Sefer, Şaronyiç, Karmen, Hasan Çengiç, Safet Hadziç, Mirsad Kebo, Asım dautbaşiç ve milliyetçi cephe üst düzeyinden bazı kimselerin bildiğini söyledi. Ailesinden ise, sadece karısının haberi vardı. Altı erkek kardeşi bu konuyu bilmiyordu.

“Kemo dublör olmamı önerdiğinde, Başkanın bundan haberi olup almadığını sordum.Çünkü onun haberi olmadan hiçbir şeyi yapmak istemiyordum. Ancak çok defa karşı karşıya gelmemize rağmen başkana bu konuyla ilgili soru sormadım. Yine Karışık'la bu konuyu konuştuğumuzda, bana başkanın, kendi güvenliğiyle ilgili çalışan insanların ne yaptığını bilmesi gerekmediğini söyledi. Karışık, başkanı dublörün hazır olduğunda haberdar etmek istediklerini, ancak bunun yerine kendisine çok yakın olan bir kişiyi bilgilendirdiklerini söyledi. Ayrıca bu şahsın konuyu başkana aktardığını başkanın da hiçbir şey söylemediğini aktardı.
Dublör kullanma düşüncesinden 4 mayıs.1992'de vazgeçildi. O dönem yugoslavya halk ordusunun Vukovar'dan Saraybosna'ya İzetbegoviç'i öldürtmek için özel bir tim gönderdiği öğrenilmişti.İzetbegoviç bunu duymuştu. Bu istihbarat sonrası Saraybosna halkına seslenerek, hep birlikte, öğleden sonra saatlerinde şehir gezisi yaptılar.Suikast yapılmadı. İdrizoviç'in belirttiğine göre zaman artık makyaj ve rol yapmanın zamanı değildi.
Savaş başlamıştı.
Zaman mücadele verme zamanıydı.

munira
20-02-08, 18:15
Bosnanın askeri alanda savunulmasının ilk adamı
General Sefer Halilovic (Sancaklı)