PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Alİya İzzetbegovİc (babo) -2-



vodolia
21-08-06, 14:30
Cezaevinden Cumhurbaşkanlığına

Mayıs 1990'da Müslümanlar tarafından kurulan Demokratik Eylem Partisi'nin (SDA) genel başkanlık koltuğuna adeta "doğal lider" olarak getirildi. İzzetbegoviç kimi güçlerin tahakküm edici ve saldırgan karakterine karşı, İslam'ın hoşgürü ve barışçılığını vurguluyordu. Nitekim kurduğu parti de çoğulcu bir Bosna-Hersek'in devamını savunuyor, Hırvat ve Sırp toplumlarıyla barış içinde birlikte yaşamayı hedefliyordu.
SDA'nın ardından Bosna'daki Sırp ve Hırvatlar da kendi partilerini kurdular. Aralık 1990'da yapılan seçimlerde, 240 sandalyeli meclise İzzetbegoviç'in partisinden 86, SDS'den 72 ve HDZ'den 44 parlamenter girdi. İzzetbegoviç'in muhalifi olan ve savaş sırasındaki ihanetiyle bilinen Adil Zulfikarpasiç'in liderliğindeki MBO (Bosna Müslüman Organizasyonu) ise 13 sandalye elde etmişti.




İzzetbegoviç yönetimi, seçildiği Aralık 1990'dan Bosna'daki savaşın başladığı Nisan 1992'ye kadar dengeleri korumaya çalıştı. Aliya savaşın çıkmaması için elinden geleni yaptı ancak sonuç olumsuzdur. Çünkü Yugoslavya'yı oluşturan devletler arasında çatışmalar başlamış ve bunlar giderek bir çok bölgede iç savaşa dönüşmeye başlamıştı. 2 Mayıs 1992'de Aliya İzzetbegoviç'in Sırp ordusu tarafından Lukaviça'da esir alınması Bosna'da infiale neden oldu. Uluslararası baskı ile serbest bırakıldı fakat artık dönüşü olmayan bir yola girilmişti. Tablo hiçte iç açıcı değildi. Bir yanda Avrupa'nın en güçlü 4. ordusu, öbür yanda ise silahları bile olmayan Boşnaklar vardı.

Sırp Katliamına Karşı Kahramanca Direniş

Nisan 1992'de Bosnalı Sırp milisler, Sırbistan'daki düzenli ordunun da yardımlarıyla Müslümanlara karşı kitle katliamına giriştiler. II. Dünya Savaşı'ndan bu yana örnekleri görülmemiş vahşetler yaşandı. Bugün Sırpların 200 binden fazla Müslümanı öldürdükleri, kadınları, yaşlıları, küçük çocukları ve hatta bebekleri bile işkenceden geçirerek alçakça katlettikleri bilenen gerçekler. Sessizliğe gömülen Batılı devletlerin çoğu yaşananlara engel olmak için hiçbir şey yapmadı. Başta Rusya, Yunanistan ve İngiltere olmak üzere, birçok devletin Sırplara açık veya kapalı destek verdikleri bilinmektedir.
Bunlar yaşanırken Aliya İzzetbegoviç halkının liderliğini büyük bir cesaret ve azimle yürüttü. Diplomasi koridorlarında mücadele verirken bir taran da cephedeki askerleriyle birlikte savaş alanlarında sık sık görüldü. Savaşın her aşamasında etkin bir rol üstlendi. Saraybosna'yı asla terk etmedi; siperlerde, sığınaklarda yaşadı.
Günde takriben 300 top mermisinin düştüğü bu şehirde cumhurbaşkanlığı binası hedeflerin başındaydı. Buna rağmen kendisi, başbakan Haris Silayiç ve cumhurbaşkanı yardımcısı Eyüb Ganiç başta olmak üzere müslüman Boşnak halkının bütün siyasi öncüleri çalışmalarını bu binada sürdürmeye devam etti. Gösterdikleri bu cesaret Bosna halkı için önemli bir moral kaynağıydı.




Oldukça mütevazi ve ince ruhlu bir kişiliğe sahipti. Üzerine gösteri gölgesi düşer korkusuyla Cuma namazını hangi camide kılacağını son ana kadar gizli tutardı. Gideceği camiyi oğluna ve korumalarına, arabaya bindikden sonra söylerdi. Dini istismardan çok korkardı ve cami avlularındaki ilgiden son derece rahatsız olurdu. Savaşın devam ettiği yıllarda havanın sisli olduğu bir kış günü cuma namazını kılmak için Gazi Hüsrev Bey camiine gider. bombardımana rağmen tıklım tıklım dolu olan . Bombardımana rağmen cami tıklım tıklım doludur. Aliya görününce İmam hutbeyi durdurur, ön saflardan ayağa kalkanlar kendisine yer vermek isterler. Ancak Aliya kişiliği yansıtan şu sözleri söyler; "Burası Allah'ın evidir. Burada faraklılık olmaz.. Allah katında en üstün olan, takva sahibi olandır. Camide herkes bulduğu yere oturur. Ben burada oturacağım. Bilmiyoruz, belki hepimiz çiğnenecek, öleceğiz; ama, İslam'ı inşallah çiğnetmeyeceğiz.. Hocam lütfen hutbeyi tamamlayın!"

Dayton Günleri

Savaşın sonlarına doğru toparlanan Boşnaklar Sırpların başkenti Banyaluka'ya kadar ilerledi. İşte tam bu noktada dünyaya kendi isteklerine göre nizam vermek isteyen güçler Aliya'ya savaşı durdurması için baskı yapmaya başladılar. Aliya önceleri silahsız Boşnaklar öldürürken ses çıkarmayan fakat Boşnaklar silahlanıp ilerlemeye başlayınca var güçleriyle vaveylayı koparan bu güçlere güvenmez ve anlaşma masasına oturmak istemez. Ancak Nato'nun "durmazsan bombalarız!" ihtarları ve Holbroke aracılığı ile bastıran Amerika yüzünden anlaşma yapmaya mecbur kalır.
Herşeye rağmen İzzetbegoviç, 1995 yılında imzaladığı Dayton Anlaşması ile halkını barışa ve güvenliğe ulaştırmıştır. Bu anlaşma onun da belirttiği gibi adil bir anlaşma değildir ama o günlerde Bosnalı Müslümanlara karşı 3 yıl boyunca yürütülen vahşetin durmasının tek yolu olarak görülmektedir. Aliya Anlaşmayı imzaladıktan sonra "Acı ilacı içmek zorunda kaldık" şeklinde bir beyanatta bulunmuş ve Dayton'dan dönerken beraberindeki heyete şu açıklamayı yapmıştır; "Uzun hayatım boyunca çok iş yaptım. Çukur kazdım, harç taşıdım, avukatlık yaptım. Ancak bugüne kadar yaptığım en zor iş Dayton'daki anlaşma masasına oturmaktı. Muzaffer bir komutan olarak anılmak değil, makul bir anlaşmayla ülkeme dönmek niyetindeydim."




Boşnaklar 200 bin şehidin ardından özgürlüklerine kavuştular. Savaş resmen bitmiş olsa da Bosna Hersek'te normal hayata dönüş kolay değildi. 14 Eylül 1996'daki seçimlerde 24 ayrı parti ve bağımsızlarla birlikte 3398 aday yarıştı. En çok oyu toplayan Aliya ikinci defa Cumhurbaşkanı seçildi. Sırp ve Hırvatlar tarafından bölgeden kovulmak istenen Müslümanlar verdikleri onurlu direniş sonunda hem bu bölgede kalmayı hem ülke yönetimini yeniden ele geçirmeyi başardılar. Aliya 1998'e kadar Cumhurbaşkanlığı yaptı. 13-14 Eylül 1998'da yapılan Devlet Başkanlığı seçiminde Aliya'nın şahsında Müslüman Boşnak halkı bir kez daha zaferini perçinlemiş oldu. Özgür ve Demokrat Bosna Hersek adı altında SDA (Demokratik Eylem Partisi), ZABİH ( Herşey Bosna İçin Partisi) ve LP (Liberal Parti)'den oluşan seçim koalisyonu Aliya'yı Devlet Başkanlığına aday gösterdi. Aliya Bosna Hersek Cumhurbaşkanlık Konseyi Başkanlığına seçildi.
Bir süre sonra 8 yıl süren cumhurbaşkanlığı görevini sağlık sorunları nedeniyle bıraktı ve hayatını mütevazı evinde sürdürmeye devam etti. Ülkesinin bağımsızlığını görmüştü ve kendi deyimiyle "görevini bitirmişti".


Veda konuşması ve Vefatı



SDA'daki veda konuşmasının bir bölümü şöyledir; "Selam sana ey halkım! Bu günleri gösteren yüce Allah'a hamd ediyorum. Tarihimizi kanımızla yazdık. Evlerimiz yakılıp yıkıldı. Düşmanlarımız mert değildi, alçakça katliamlar yaptılar. Yapılan katliamları dünya şimdilerde ortaya çıkartılan toplu mezarlardan anlamaktadır. Bu gerçekleri haykırmıştık, duyan olmamıştı! Tüm acılara rağmen çok şükür ayaktayız. Yıkılan ev ve camilerimizi yeniden inşa ettik. Şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Onlarla inşallah cennette buluşacağız. Onları Allah'ın ve meleklerinin huzurunda şanlı direnişlerinden dolayı kutlayacağız. Gelinen noktada hiçbir şey bitmiş değil, yeni başlıyoruz. Başlattığımız mücadelede eksiklikler olmasına rağmen bir yerlere geldik. Bundan sonra görev sizlerindir. İlerleyen yaşım ve sıhhatim nedeniyle aktif siyaseti bırakıyorum. Bir nefer olarak ömrümü halkıma hizmet etmek isteyen siyasilere destek vererek yaşayacağım. Allah'a hamd ediyorum ki bugün elimde dalgalanan bayrağı teslim edeceğim inanmış yüz binler var. Artık Bosna Hersek hür ve bayrağımız kendi topraklarımızda dalgalanıyor. Selam sana ey halkım! İmanınıza, bayrağınıza ve devletinize sımsıkı sarılın!.."




Ömrünün kalan kısmında çok sade bir hayat yaşadı. Mütevazı evinde kaldı ve sadece emekli maaşıyla geçindi. Ailesine mal-mülk bırakan biri olmadı. Bütün halkına miras olarak hürriyeti kazandıran örnek bir mücadele ve ışık tutan eserler bıraktı. O en zor şartlarda bile adâletin üstünlüğünü esas alan bir ahlâk anlayışıyla düşmanları üzerinde bile saygı uyandırmıştı. Asla kin duygusuna kapılmayan; hep iyiliğin, ahlâkın ve adâletin gerçekleşmesini isteyen bir fazîlet timsaliydi. Gizliliği, entrikayı sevmezdi. Açık ve şeffaf olmayı önerirdi. Hesap vermekten kaçınmazdı. Makam ve mevki onun için inanç ve ideallerini gerçekleştirme yolunda bir araçtı. Mutevazi ancak onurlu bir kişiliği vardı. Eleştiriye açıktı, tartışmayı severdi. Ancak haksızlığa tahammülü yoktu. Hayatı boyunca, Allah'a ve İslama göre şekillenen şahsiyetiyle, kendine olan güveniyle hep dik durdu.
"Hayat kısa değil, ben onu uzun buluyorum" sözü O'na aittir. İslam dünyası için model bir lider olan Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç, 78 yaşında 19 Ekim 2003 Pazar günü Hakka yürüdü. Ülkede yas ilan edildi. Bosna halkı onu politik bir lider değil şefkatli bir baba olarak görüyordu. Bosna halkının "BABO"suydu O. İsmet Sipahiç "Aliya bizim her şeyimizdi, kalbi tüm insanlık için atıyordu ve bu yüzden onu herkes çok seviyordu" derken halkının da hissiyatını yansıtıyordu.
Allah rahmet eylesin.

Kurtanovic
21-08-06, 14:39
Güzel bir derleme olmuş, teşekkürler...

sakarya
21-08-06, 16:21
Aliya
sarışın boşnak kızları cennet kapılarında
bilge adımlarını zambakla karşılıyor
gözlerin gülümsüyor acıyla: saraybosna
bir ülke; yüzyıllar sonra tabir ettiğin rüya
ve yüzün karışıyor tanıdık şarkılara
toprağından dağlar gibi doğrulan şairlerim
bizi en yalnız bırakan bu son yürüyüşüne
türkçe tarih düşürüyor osmanlı yazısıyla…

şimdi burada rüzgar deli boşnak esiyor
yeryüzünün acılar denizi saçlarına
ellerine dökülen bütün ırmaklar boşnak
asırlar var ki yağmur hiç böyle yağmamıştı
hiç böyle ıslanmamıştı çocuklar ve melekler
böyle yaslanmamıştı tarih saraybosna'ya

Ukic
21-08-06, 16:44
süoer olmuş tebrik ederim

REDSTAR
21-08-06, 17:26
Aliya
sarışın boşnak kızları cennet kapılarında
bilge adımlarını zambakla karşılıyor
gözlerin gülümsüyor acıyla: saraybosna
bir ülke; yüzyıllar sonra tabir ettiğin rüya
ve yüzün karışıyor tanıdık şarkılara
toprağından dağlar gibi doğrulan şairlerim
bizi en yalnız bırakan bu son yürüyüşüne
türkçe tarih düşürüyor osmanlı yazısıyla…

şimdi burada rüzgar deli boşnak esiyor
yeryüzünün acılar denizi saçlarına
ellerine dökülen bütün ırmaklar boşnak
asırlar var ki yağmur hiç böyle yağmamıştı
hiç böyle ıslanmamıştı çocuklar ve melekler
böyle yaslanmamıştı tarih saraybosna'ya


bu aslında herşeyi açıklamaya yetiyor :)

Sancaklija
27-08-06, 00:38
Evvela bu güzel paylaşım icin teşekkür ederim...

Elhamdulillah gerek islam tarihinde gerekse yakın tarihimizde birçok böyle kaliteli örneklerimiz var.

Gelin görün ki bunlardan bir haber yetişen gençler kendilerine örnek alacak sahsiyet yokmus gibi yanlış kisileri örnek alıyorlar.

Dilerim bu yazı íle doğru ve örnek şahsiyetle tanisirlar.

adal?
27-08-06, 07:36
Öncelikle Boşnak Portalı olan sitemizde,Aliya İzzetbegoviç'i tartışırken,irdelerken site üyelerinin kendilerini bir çeşit baskı altında hissetmeleri ve buna paralel tavır geliştirmeleri doğaldır.Aliya,kişiliği ve yaşadığı tarihsel rol ile popülerdir.Yapılan inceleme ve derlemelerin tamamı Aliya'yı yüceltmektedir.Anlatımlar subjektif yorumlar üzerindendir.İnsanlar Aliya'yı savunurken,Çetnik ve Ustaşalara karşı Boşnak halkını savunuyor olmak düşüncesiyle hareket ediyor.Aliya'yı savunmamak,eleştirmek,politik karşı çikışlar sunmak;Soykırımcı Sırp ve Hırvat'lara taraf olmaktır denklemiyle eşdeğer tutuluyor.Tartışma dar bir kulvara yönlendirilmiş oluyor.
Direkt kitaplar üzerinden yazılı kaynaklara ulaşamadım.Dolayısıyla internet üzerinden bulabildiğim alıntıların dışında kaynak gösteremeyeceğim.Aliya'nın siyasal konumunu irdelemek için kitaplaştırdığı düşüncelerinden hareket etmek gerekiyor.Röportajlar ve konuşmaları dışında iki kitabı var Aliya'nın.Birincisi 1970 yılında yayıladığı 40 sayfalık"İslam Deklerasyonu(İslamska Deklerasiya)"ikincisi 1980 yılında yayınlanan"Doğu ve Batı Arasında İslam(İslam İzmedsu İstoka i Zapada)"kitaplarıdır.
Aliya'nın kitaplarındaki tek referans İslam Fundamentalistlerinin klasik Şeriat savunusudur.Kitaplarında kardeşçe birarada yaşamayı değil,İran,Afganistan tipi şer-i kuramlarla yönetilen biçimleri savunur.Kuşkusuz Boşnaklar içinde Şeriatı kendisine model almış insanlar Aliya'nın kitaplarındaki düşüncelerini birebir savunabilirler.
Henüz 16 yaşında iken katıldığı"Genç Müslümanlar"ın manifestosuda ilk yayınladığı 40 sayfalık"İslam Deklerasyonu"dur.Bakalım bu kitapta Aliya kardeşçe birarada yaşama üzerine neler söylüyor:"İslam dışında her şey ayrıntıdır...İslam'ın bu yönü,İslami düzen ilkesini de içerir ki bu da;din ve siyasetin birleşmesi demektir...Laiklik ilkesi diye bir şey yoktur;devlet,Müslümanlar için,dinin kavramsal direği olmalıdır...İslami düzenin eksiksiz tanımı şudur;Din ve hukuk,eğitim ve iktidar,idealler ve çıkarlar,manevi toplum ve devletin birleşimi.Müslüman,bağımsız birey olarak var olamaz....İslam dini ile,islami olmayan sosyal ve siyasi kurumlar arasında barış vaya birlikte yaşama mümkün değildir..."İsteyen Aliya'nın bu düşüncelerini savunabilir,ben şiddetle karşı çıkmaya devam edeceğim...

(Kaynaklar:Fatih Derneği.com,bosnahersek.net,bosnadayanışma.org,net pano.com,aktüeldergi.com,Kocaeli Üniversitesi Uluslararası ilişkiler Kulübü,vahdet.com,)

Kurtanovic
27-08-06, 11:11
Allah insanlara Cenneti teklif/tavsiye eder ve bunun için nice peygamber/uyarıcı da göndermiştir...
Ama bir çoğu da; kendi akılsızlıklarından ve işledikleri kötülüklerinden dolayı, Azgın ateşten olan Cehennemi dolduracaklardır...
"Kalpleri mühürlenmiş olanlar" için ne yapsanız fayda etmez...
Allah affetsin... Amin.

vodolia
28-08-06, 07:36
bilmiyorum arkadaşlar, tabii ki de herkesin farklı düşünceleri ve fikirleri olacaktır bu çok normal, ama benim çok samimi olarak ALIJA IZZETBEGOVIC' e ciddi bir sempatim var ve bunu ifade etmek de beni mutlu ediyor. hep şu soruyu sormuşumdur kendi kendime, düşünebilmeye başladığım ilk anlardan beri. bu ne zaman diye soracak olurursanız hatırlamıyorum bile. muhtemelen babamın ve annemin konuştuğu dil dışında farklı bir dil konuşan, daha farklı dünya görüşü olan ve farklı şekilde yaşayan diğer inanların varlığını anladığım andır bu an. biz neden buradayız, neden herkes gibi benim de bütün akrabalarım çevremde değil, neden sürekli birileri özleniyor, eskiler konuşulurken bu insanların gözleri neden yaşarıyor. ben yaşadığım ülkeyi çok seviyorum ve bu ülkenin yararına çalışmak bana göre tüm boşnaklar için namus borcu türünden bir borçtur. ama belli ki o bırakılan topraklarda bizlere yaşam alanı reva görülmemiş ki göçler yaşanmış. ili milom ili silom insanlar bırakmışlar evlerini barklarını. benim ALIJA IZZETBEGOVİC' e bakış açımın temeli budur. ve hiçbir zaman da bir BOŞNAK olarak eski yugoslavya'nın bu politikasına gözlerimi kapatmak ve bunları unutmak istemiyorum.

ve unutmayın ki her radikal fikrin ve eylemin karşısına, yine ona karşıt başka bir radikal fikirin ve eylemin belirmesi nefes almak kadar normal bir reflekstir. ama hiçbir turden radikalizim de normal ve doğru değildir.
şu anda bizlere düşen akıllı olmaktır.

gerek zaman ve gerekse mekan olarak evrensel değerlere dayanan her düşünce ve politika ve ayrıca şahsiyet (fikirleriyle tabii ki) tarihsel sürecini sürdürüyor, bunlardan yoksun olanlar ise çok temel bir doğa kuralıdır bu, bitiyor ve eskiyor. kurucusu ALIJA İZZETBEGOVIC olan BOSNA VE HERSEK de dünya var oldukça bir devlettir artık.

ve sizlerden ricam ''neden buradayız? '' sorusunu sorun ve cevap bulmaya çalışın.

sevgiler

murro
28-08-06, 07:51
aliya İZZETBEGOVİC boşnakların ATATÜRKÜYDÜ.ALLAH rahmet eylesin.mekanını cennet eylesin.

muzo
28-08-06, 13:19
bilmiyorum arkadaşlar, tabii ki de herkesin farklı düşünceleri ve fikirleri olacaktır bu çok normal, ama benim çok samimi olarak ALIJA IZZETBEGOVIC' e ciddi bir sempatim var ve bunu ifade etmek de beni mutlu ediyor. hep şu soruyu sormuşumdur kendi kendime, düşünebilmeye başladığım ilk anlardan beri. bu ne zaman diye soracak olurursanız hatırlamıyorum bile. muhtemelen babamın ve annemin konuştuğu dil dışında farklı bir dil konuşan, daha farklı dünya görüşü olan ve farklı şekilde yaşayan diğer inanların varlığını anladığım andır bu an. biz neden buradayız, neden herkes gibi benim de bütün akrabalarım çevremde değil, neden sürekli birileri özleniyor, eskiler konuşulurken bu insanların gözleri neden yaşarıyor. ben yaşadığım ülkeyi çok seviyorum ve bu ülkenin yararına çalışmak bana göre tüm boşnaklar için namus borcu türünden bir borçtur. ama belli ki o bırakılan topraklarda bizlere yaşam alanı reva görülmemiş ki göçler yaşanmış. ili milom ili silom insanlar bırakmışlar evlerini barklarını. benim ALIJA IZZETBEGOVİC' e bakış açımın temeli budur. ve hiçbir zaman da bir BOŞNAK olarak eski yugoslavya'nın bu politikasına gözlerimi kapatmak ve bunları unutmak istemiyorum.

ve unutmayın ki her radikal fikrin ve eylemin karşısına, yine ona karşıt başka bir radikal fikirin ve eylemin belirmesi nefes almak kadar normal bir reflekstir. ama hiçbir turden radikalizim de normal ve doğru değildir.
şu anda bizlere düşen akıllı olmaktır.

gerek zaman ve gerekse mekan olarak evrensel değerlere dayanan her düşünce ve politika ve ayrıca şahsiyet (fikirleriyle tabii ki) tarihsel sürecini sürdürüyor, bunlardan yoksun olanlar ise çok temel bir doğa kuralıdır bu, bitiyor ve eskiyor. kurucusu ALIJA İZZETBEGOVIC olan BOSNA VE HERSEK de dünya var oldukça bir devlettir artık.

ve sizlerden ricam ''neden buradayız? '' sorusunu sorun ve cevap bulmaya çalışın.

sevgiler sayın vodolia,şeriat özlemi içindeyseniz,aliyaya sempati duymanız doğal.atatürkü seviyor ilkelerinin takpçisi iseniz bu bir çelişkidir.çünkü ikisi aynı düşüncede olmayan insanlardır.bizlerin neden burada olduğumuzu soruyorsunuz! bizimkiler buraya başkaları kanada,almanya diğer ülkeleri seçmiş.islamiyeti yaşamak için türkiyeyi seçmişler herhalde...sorduğunuz sorunun cevabı zaten yazdığınız yazının içinde....size önerim birde aliya karşıtı yazılarıda internetten bulursanız sevinirim. saygılı uslubunuz için teşekkür ederim.

vodolia
28-08-06, 13:24
sayın vodolia,şeriat özlemi içindeyseniz,aliyaya sempati duymanız doğal.atatürkü seviyor ilkelerinin takpçisi iseniz bu bir çelişkidir.çünkü ikisi aynı düşüncede olmayan insanlardır.bizlerin neden burada olduğumuzu soruyorsunuz! bizimkiler buraya başkaları kanada,almanya diğer ülkeleri seçmiş.islamiyeti yaşamak için türkiyeyi seçmişler herhalde...sorduğunuz sorunun cevabı zaten yazdığınız yazının içinde....size önerim birde aliya karşıtı yazılarıda internetten bulursanız sevinirim. saygılı uslubunuz için teşekkür ederim.

somut sonuçlar yeterli delildir bence, benim somut olarak gördüğüm laik ve demokratik bir bosna hersek

muzo
28-08-06, 13:29
somut sonuçlar yeterli delildir bence, benim somut olarak gördüğüm laik ve demokratik bir bosna hersek

sayın vodalia,zaten avrupa ülkeleri ,bosnada şeriat istemediği için laik demokratik sistemle yönetiliyor şu anda. sırf şeriat özlemi yüzünden binlerce boşnak öldü güzelim bosnamızda..boşnak insanının genleri şeriata müsait değil bu böyle biline... saygılar sunuyorum.

vodolia
28-08-06, 13:36
sayın vodalia,zaten avrupada, bosnada şeriat istemediği için laik demokratik sistemle yönetiliyor. sırf şeriat özlemi yüzünden binlerce boşnak öldü bosnamızda..boşnak insanının genleri şeriata müsait değil bu böyle biline... saygılar sunuyorum.

her mantıklı insan gibi ALIJA IZZETBEGOVIC de Avrupa'nın göbeğinde şeriat düzeni kurulamayacağının bilincindeydi, ayrıca aynı zamanda binlerce hırvat da öldü o savaşta, onlar da mı şeriat istiyordu yoksa bu savaş asıl radikal bir düşünce olan ' velika srbija' hayalinden mi kaynaklanıyordu, BOSNA' DA yapılan tek şey meşru müdafadır ve ben bunu karşısında saygıyla eğilirim

muzo
28-08-06, 13:47
her mantıklı insan gibi ALIJA IZZETBEGOVIC de Avrupa'nın göbeğinde şeriat düzeni kurulamayacağının bilincindeydi, ayrıca aynı zamanda binlerce hırvat da öldü o savaşta, onlar da mı şeriat istiyordu yoksa bu savaş asıl radikal bir düşünce olan ' velika srbija' hayalinden mi kaynaklanıyordu, BOSNA' DA yapılan tek şey meşru müdafadır ve ben bunu karşısında saygıyla eğilirim
ben savaşa karşı biriyim.bu savaş emperyal güçlerin kışkırtmasıyla halkların birbirini boğazlamasına yol açtı. şimdi aynı şeylari savunmaya başladık. yugoslavyanın parçalanma sürecini bir başka zamana bırakalım. savaşa hayır yaşasın barışa rock.

Kurtanovic
28-08-06, 20:28
adamın istediği oldu şeriat istiyordu oda BOSNAya geldi savaş ve ekonomik kriz sayesinde erkek başına en az 6 kadın düşüyor.int. copy paste yapmaya üşendim. uzun uzadıya yazmayada değmez gidin görün BOSNAnın halini.ama şunu belirteyim aliya benim babam olamaz ATATÜRKün mezarını ziyaret etmeyen değilmiydi aliya.TÜRKİYE ye getin bakalım şeriatı
BUNUN ADI OPORTÜNİZİM!!!
Bu yaptığınız tam da "oportünizm/fırsatçılk" oluyor.
Sayın "utangaç marksist rojda" ...
Sen şimdi bize "Atatürkçü/marksist" olduğunu mu söylemeye çalışıyorsun... Atatürk size göre; "burjuva devrimcisi" degil midir????
Evet ben de; yugoslavya'daki titocu rejime karşıyım...
Benim babam'da, sizlerin babaları da karşı oldukları için Türkiyeye Muhacir olarak geldiler...EKONOMİK SEBEPLERDEN GELMEDİLER HERHALDE...
"Ormanın şikayeti; baltadan değil, baltanın sapındandır.."
Çünkü balta sapı odundan olur....
Hem Boşnaksın, hem de komünist olacaksın...
Tam balta sapı durumundasınız...
bU DURUMDA SİZİN; Boşnaklıga zarar vermekten ve onları sırp/hırvat asimilasyonuna mahkum etmekten başka misyonunuz olamaz...
Jugokomünistler enternasyonalizimden başka bir şey sunamazlar...
Bir Boşnak'ı Boşnak yapan en temel özellik "MÜSLÜMAN" olmasıdır...
Eger Müslüman degilse; Boşnak da değildir...
(Sırp ondan daha iyidir.çünkü ne yapacagını bilirsin en azından)
Mücadele de işbirlikçiler her zaman olmuştur...
Kusturica haini gibi bir çok "işbirlikçi" çıktı Boşnaklardan, maalesef...
Komünizm'in sonuçları hala ortada...
Sahtekar medyumların; ruh çagırma seansları bile, sizin komünizm propagandalarınızdan daha etkili oluyor...
Hala görmüyormusunuz mu ???? :(

samko71
01-10-06, 13:48
güzel paylasım tesekkür ederim

vodolia
19-10-06, 14:27
19 Ekim Alija İzzetbegoviç'in ölüm yıldönümü.. kendisine takrar Allah'tan rahmet diliyoruz, ruhun şad olsun.......

Bekirovi
19-10-06, 17:41
Allah Rahmet eylesin,Nur içinde yatsin,mekani Cennettir in$allah...
Baboya en azindan bu ak$am bir El-Fatiha...
Amin.