edito
21-08-06, 14:41
İstiklal caddesinde Vakko’nun tam karşısındaki Rumeli Hanın üstünü teras yapmışlar. Kapısındaki gençler kuyruğu nasıl deleriz girişimlerinden bahsediyorlardı. Aramızdaki en kokoş arkadaşımız Ali bizi V.I.P salonuna aldıracak diye bekleşiyorduk. Bizde kendi aramızda “burada eğlenemeyiz biz kulübe gidelim” şeklinde Ali’nin arkasından dedikodu yapıyorduk.
Uzun bir telefonlaşma ve de buluşma noktası belirleme yönünde Ali’cim cebelleştikten sonra V.I.P kısmının gest relationı (misafir sorumlusu) eleman bizi almaya geldiğinde hepimizin yüzünde pis bir sırıtma oluştu. Gelen arkadaşımız tam bir gençti. Siyah gömleğinin altında yeni moda belden düşen pantolonları ve dağınık saç sitiliyle göz dolduruyordu. Kulağında tek taş küpe… Hemen o kalabalığın önünü yardı ve bizi başka bir binanın kapısına götürdü. Biz dört şaşkaloz kafalar yukarıda “allalla burası çöker yahu, baksana binaları birleştirdikleri platformlara camdan ayol” diyerek ağzımın suyunu silerken genç arkadaşımız açıklama yaptı.
Efendim; burası, şurası, bir de şu taraftaki binaların birleştirilmesiyle Shiny Club Teras yapılmış. Dört ayrı işletme grubuna aitmiş. Biz de V.I.P lounge kısmına davetliymişiz. Asansördeki aynalarda Arzu’yla makyaj tazelerken bu ultra lüks gözüken Club’a acaba çok mu salaş kaçarız diye telaş ediyorduk ki kapılar açıldı.
İnanamadık…
'Avrupa'nın en büyük teras kulübü' olarak anılan mekânda dört restoran iki bar var. İçeride zannediyorum üç bin tane insan vardı. (halbuki mekan sadece binbeşyüz kişilik.)
Sanki bütün İstanbul oradaydı.
Kızlar, erkekler cıvıl cıvıl bir ortam.
yaş ortalaması 20/30 du.
Uzun zamandır bu kadar renkli bir yere rastlamamıştık doğrusu. Terasın orta yerinden iskele tarafına doğru rota çizdik. Birkaç merdiven çıkılan bir üst terastı varış noktamız.
Merdivenlerde uzun ince bir sehpa ve bir şeyler karalayıp duran bir kızcağız vardı. Hemen yanında işini çok ciddiye alan asker edasında bir security. Önümüzde bir iki tane yeni yetme genç “aabi n’olur bi arkadaşa bakıp inicez hemen” diye yalvarıyor, bizimkide yukarı tarafta durmanın haklı gururuyla ensesini gere gere yeni yetmeleri kenara alıp, çatık kaşlarını zoraki bir gülümsemeyle aşağı indirerek bize yol açıyor.
Bizde Ali’cimle bakışıp vaay nereye geldik yahu diyerek böbürleniyorduk.
Ali her zamanki gibi etrafı kolaçan etmeye çıkmışken bizde aldık votkalarımızı.
Teras oldukça büyük. İnsan kalitesi V.I.P bölümü hariç diğer her yerde daha sağlıklı görünüyordu. Bizim bölümdekiler sanki toplamaydı. Aşağıdaki herkes dans ediyor bu taraf anlamsız geçişlerle birbirini rahatsız ediyor. Bizim kısımda dev bir ekran var ve herkes herkesi izliyordu. En güldüğümüz anda o olmuştu.
bir çeşit pazar yeri gibi.
Müzikler 80’s, 90’s ardından Türkçe nostalji ve tabi gündem hitleri Serdar Ortaç, Demet Akalın vesaire yani fena değildi...
Yurdum insanı ise en çok çakkıdı çakkıdı diyerek eğleniyordu.
Sıkıntımız ise iyi servis alamamaktı.
Masamız dağınık kaldı mesela; en sevmediğimiz…
Birkaç defa ikaz ettik gene de toparlayamadılar. Belki yoğunluktandır. Belki de mekânın yeni oluşundan…
Ama hesabı almaya gelince iş bilmemezlik filan hak getire; ayıptır söylemesi bir şişe votkaya 350 ytl adılar. İtiraz edince de 325 ytl demesinler mi! Bizde yok siz buradan 350 alın bahşiş saymayın diyerek oradan sonsuza kadar ayrıldık.
gidecek arkadaşlara tavsiyem; rezervasyon yaptırın. çünkü 00,30 dan sonra kapılar ücretli ve çok yoğun oluyor...
Kokosport giyinmeniz ve yanınıza mutlaka dudak parlatıcılarınızı almanız... Erkekler ise gömlek altına bol cepli pantolonlar veya yaza uygun şortlar...
serinlemek için muhteşem bir yer.
manzaraya bayılacaksınız.
adres; İstiklal caddesi Rumeli han 88/7
rez; 0212 244 81 34- 244 81 64
Uzun bir telefonlaşma ve de buluşma noktası belirleme yönünde Ali’cim cebelleştikten sonra V.I.P kısmının gest relationı (misafir sorumlusu) eleman bizi almaya geldiğinde hepimizin yüzünde pis bir sırıtma oluştu. Gelen arkadaşımız tam bir gençti. Siyah gömleğinin altında yeni moda belden düşen pantolonları ve dağınık saç sitiliyle göz dolduruyordu. Kulağında tek taş küpe… Hemen o kalabalığın önünü yardı ve bizi başka bir binanın kapısına götürdü. Biz dört şaşkaloz kafalar yukarıda “allalla burası çöker yahu, baksana binaları birleştirdikleri platformlara camdan ayol” diyerek ağzımın suyunu silerken genç arkadaşımız açıklama yaptı.
Efendim; burası, şurası, bir de şu taraftaki binaların birleştirilmesiyle Shiny Club Teras yapılmış. Dört ayrı işletme grubuna aitmiş. Biz de V.I.P lounge kısmına davetliymişiz. Asansördeki aynalarda Arzu’yla makyaj tazelerken bu ultra lüks gözüken Club’a acaba çok mu salaş kaçarız diye telaş ediyorduk ki kapılar açıldı.
İnanamadık…
'Avrupa'nın en büyük teras kulübü' olarak anılan mekânda dört restoran iki bar var. İçeride zannediyorum üç bin tane insan vardı. (halbuki mekan sadece binbeşyüz kişilik.)
Sanki bütün İstanbul oradaydı.
Kızlar, erkekler cıvıl cıvıl bir ortam.
yaş ortalaması 20/30 du.
Uzun zamandır bu kadar renkli bir yere rastlamamıştık doğrusu. Terasın orta yerinden iskele tarafına doğru rota çizdik. Birkaç merdiven çıkılan bir üst terastı varış noktamız.
Merdivenlerde uzun ince bir sehpa ve bir şeyler karalayıp duran bir kızcağız vardı. Hemen yanında işini çok ciddiye alan asker edasında bir security. Önümüzde bir iki tane yeni yetme genç “aabi n’olur bi arkadaşa bakıp inicez hemen” diye yalvarıyor, bizimkide yukarı tarafta durmanın haklı gururuyla ensesini gere gere yeni yetmeleri kenara alıp, çatık kaşlarını zoraki bir gülümsemeyle aşağı indirerek bize yol açıyor.
Bizde Ali’cimle bakışıp vaay nereye geldik yahu diyerek böbürleniyorduk.
Ali her zamanki gibi etrafı kolaçan etmeye çıkmışken bizde aldık votkalarımızı.
Teras oldukça büyük. İnsan kalitesi V.I.P bölümü hariç diğer her yerde daha sağlıklı görünüyordu. Bizim bölümdekiler sanki toplamaydı. Aşağıdaki herkes dans ediyor bu taraf anlamsız geçişlerle birbirini rahatsız ediyor. Bizim kısımda dev bir ekran var ve herkes herkesi izliyordu. En güldüğümüz anda o olmuştu.
bir çeşit pazar yeri gibi.
Müzikler 80’s, 90’s ardından Türkçe nostalji ve tabi gündem hitleri Serdar Ortaç, Demet Akalın vesaire yani fena değildi...
Yurdum insanı ise en çok çakkıdı çakkıdı diyerek eğleniyordu.
Sıkıntımız ise iyi servis alamamaktı.
Masamız dağınık kaldı mesela; en sevmediğimiz…
Birkaç defa ikaz ettik gene de toparlayamadılar. Belki yoğunluktandır. Belki de mekânın yeni oluşundan…
Ama hesabı almaya gelince iş bilmemezlik filan hak getire; ayıptır söylemesi bir şişe votkaya 350 ytl adılar. İtiraz edince de 325 ytl demesinler mi! Bizde yok siz buradan 350 alın bahşiş saymayın diyerek oradan sonsuza kadar ayrıldık.
gidecek arkadaşlara tavsiyem; rezervasyon yaptırın. çünkü 00,30 dan sonra kapılar ücretli ve çok yoğun oluyor...
Kokosport giyinmeniz ve yanınıza mutlaka dudak parlatıcılarınızı almanız... Erkekler ise gömlek altına bol cepli pantolonlar veya yaza uygun şortlar...
serinlemek için muhteşem bir yer.
manzaraya bayılacaksınız.
adres; İstiklal caddesi Rumeli han 88/7
rez; 0212 244 81 34- 244 81 64