PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Eski yugoslavya türkleri



?y_Cucevi
05-05-09, 09:29
Hunların, Avarların, Tuna Bulgarlarının ve 1364 Sırpsındığı Savaşı’ndan 1912-1913 Balkan Savaşı’na kadar takriben beş asır süreyle Osmanlı Devletinin hüküm sürdüğü Yugoslavya, 29 Kasım 1945’te federal bir cumhuriyet hâline gelmiştir. Yugoslavya Federasyonu, yaklaşık 45 yıllık aradan sonra, 1989 yılında parçalanma sürecine girmiş ve Bosna, Hırvatistan, Karadağ, Makedonya, Sırbistan ve Slovenya olarak 6 halk cumhuriyetine bölünmüştür. Bu bölünmenin ardından 1992 yılında Karadağ ve Sırbistan, yeni Yugoslavya Federasyonu’nu oluşturmuştur.

Yeni Yugoslavya’nın Prizren ve Kosova bölgeleri eskideki olduğu gibi, bugün de Türk varlığı bakımından önemli merkezler olmaya devam etmektedir. 19 Temmuz 1990’da Prizren’de kurulan Türk Demokratik Birliği Partisi, yeni Yugoslavya’daki gelişmeleri yakından izleyerek bu ülkedeki Türk topluluğunun haklarını korumaya çalışmaktadır.
Türk nüfusunun sosyal yapısı

Yugoslavya Türkleri, 1912-1913 yıllarında Balkan Savaşıyla başlayan 1924 ve 1936-1937 yıllarında devam eden üç ayrı dönemde büyük kitleler hâlinde Türkiye’ye göçmüştür. Son büyük göç dalgası Türkiye ile yakın ilişkiler kurma gayesine yönelik çalışan Yücel Teşkilatının 1947’de ortaya çıkarılmasıyla gerçekleştirilmiştir.

1953 yılında 260.000 Türkün yaşadığı Yugoslavya’da, bu göçlerden sonra yapılan 1981 nüfus sayımında 127.920 Türkün yaşadığı belirlenmiş ve böylece bu ülkedeki Türk nüfusunun yarıya indiği ortaya çıkmıştır.
Yugoslavya’nın parçalanmasının ardından yapılan 1991 nüfus sayımında Kosova’da 11 bine yakın Türkün yaşadığı açıklanmıştır. Ancak bu nüfus sayımını Türklerin önemli bir kısmının boykot etmesinden ve bölgede etkinliğini artırmak isteyen Arnavutların baskılarından dolayı böyle bir sonucun ortaya çıktığını belirten Kosova Türk toplumu önderleri, Kosova’da yaşayan Türklerin 40-50 civarında olduğunu belirtmektedirler.
Yugoslavya’da Türklükle Müslümanlık özdeşleştirilmiştir. Diğer Müslüman azınlıklar da pek çok bakımdan kendilerini Türklere yakın hissederler. Balkanlar’da bugün bile Müslümanlar arasında “Türk olmayayım ki...” diye yemin edilmektedir.

Dil kullanımı
Yugoslavya’nın 15. yüzyılın ortalarında Osmanlı hâkimiyetine girmesinin ardından Türkçe bu coğrafyanın hem resmî dili hem de günlük konuşma ve edebiyat dili olmuştur.

Tezkirelerde Kâmil Paşa, Nasib, Naşid, Nazim, Arşî, Valî, Mesihî, Cenanî, Suzî, Şem’î, Leskofçalı Galip gibi pek çok şairin Yugoslavya’da doğup yetiştiği kaydedilmektedir. Ancak Yugoslavya’nın 1912 yılında Türk hâkimiyetinden çıkmasıyla birlikte Türkçe bu bölgedeki eski önemini ve gücünü yitirmiş, hatta 1912-1951 yılları arasında Yugoslav hükümetleri Türkleri ve Türkçe’yi resmen yok saymışlardır.

1951 yılından itibaren Süreyya Yusuf (1923-1977), Naim Şaban (1937-1961), Nusret Dişo Ülkü (1938), Nimetullah Hafız (1939) gibi isimler, verdikleri eserlerle Yugoslavya’da Türkçe bir edebiyat geliştirmişlerdir. Bu yazar ve şairlere son dönemde Bayram İbrahim Ragovalı (1947), Mürteza Buşra (1946), İskender Muzbeg (1947), Altay Suroy (1949) gibi yeni isimler katılmış, yeni Yugoslavya’nın kuruluş döneminde de Reşit Hanadan (1955), Ethem Baymak (1952), Raif Kırkul (1954), Osman Baymak (1954) gibi isimler eserleriyle ön plâna çıkmıştır.

Yugoslavya Türkleri edebiyatında verilen eserlerin çoğu şiir, hikâye ve tiyatro türündedir. Roman alanında ise Hasan Mercan’ın Namus Köprüsü, Reşit Handan’ın Sel adlı eserleri sayılabilir.
Son yıllarda, Yugoslavya Türk aydınları hem Türkiye’de hem de Yugoslavya’da Türkçe tarihî metinler ve derlemeye dayalı metinler yayımlamakta ve akademik eserler hazırlamaktadır.

Balkanlar’daki Türk kültürünün ve edebiyatının gelişmesine büyük katkıları bulunan Yugoslavya Türkçe basın hayatı, Osmanlı dönemine kadar uzanmaktadır. İlk olarak 1871-1874 yılları arasında Prizren’de Türkçe-Sırpça Prizren gazetesi çıkmış, 1888 yılında yine Türkçe-Sırpça Kosova gazetesi yayımlanmıştır. 1908’de ilân edilen II. Meşrutiyet’in ardından özel cemiyetlerin yayın organı olan Enva-i Hürriyet, Şar ve Yıldız gazeteleri ve meslekî bir dergi olan Yeni Mektep çıkmış, I. Dünya Savaşı’nın ardından 1919-1920 yıllarında Rehber ve Uhuvvet gazeteleri, kısa bir süre de olsa, yayımlanmıştır.
II. Dünya Savaşı’nın ardından kurulan Yugoslavya’da 1945-1951 yılları arasında Türk varlığı resmen tanınmadığı için herhangi bir Türkçe yayın faaliyeti de olmamıştır. 1951 yılında hazırlanan Yugoslavya Anayasası’nda Türk varlığı resmen tanınınca, Türkçe basın-yayın hayatında da yeniden bir canlanma başlamıştır.

Yeni dönemde Türk basın hayatının merkezi Priştine olmuş ve ilk olarak 1969 yılında haftalık Tan gazetesi çıkmış, 1971’de Doğru Yol adıyla çıkmaya başlayan dergi 15 sayı sonra Esin adını almış, 1973’te üç aylık Çevren bilim, kültür ve edebiyat dergisi, 1979’da Kuş çocuk dergisi yayımlanmıştır. Yugoslavya’nın parçalanma sürecine girdiği 1980’li yılların sonu ve 1990’lı yılların başında duraklayan Türkçe yayınlar, soğuk savaşın yavaşlamaya başlamasının ardından yeniden canlanmıştır. Yugoslavya’da bugün Yeni Dönem, Türkçem, Bay gazete ve dergileri ile Türk Demokratik Birliği Partisi’nin yayın organı olan Sesimiz gazetesi çıkmakta, ayrıca çocuklar için Filiz ve İnci dergileri yayımlanmaktadır.

Yugoslavya’daki Türk yazı dili her dönemde Türkiye Türkçe’sine bağlı bir gelişim izlemiştir. Ancak Yugoslavya’nın Türk hâkimiyetinden çıktığı 20. yüzyılın başlarından itibaren yeni oluşan sosyal şartlara bağlı olarak bu bölgede kullanılan Türk yazı diline bir taraftan Sırpça’dan bir taraftan da bu ülkedeki Türk ağızlarından kelimeler girmeye başlamıştır. Son dönemde, Türkiye ile yakın bağlantısı olan ve Nurullah Ataç’ın kullandığı dile hayranlık duyan Süreyya Yusuf’un önderliğinde, Yugoslavya’da kullanılan Türk yazı diline çok sayıda yeni kelime girmiştir. 1980’li yıllarda dilde tasfiyecilik akımının Türkiye’de yavaşlamaya başlamasının ardından Yugoslavya Türk yazı dilinde de yeni kelimelerin kullanılma oranı düşmüştür.

Türkçe, Yugoslavya’da sadece Türklerin edebiyat ve konuşma dili değil, aynı zamanda Müslüman Boşnakların ve Arnavutların da yazı ve günlük konuşma dilidir. Geçmişten günümüze bu topluluklar arasından divan edebiyatının bazı önemli şairleri, Türkçe eser veren yazarlar ve bilim adamları yetişmiştir.
1951’den beri Yugoslavya’da 160’tan fazla Türkçe kitap yayımlanmıştır. Ancak göçler ve baskılar yüzünden Türkçe, yazı ve kültür dili olarak gücünü yitirmesine rağmen özellikle konuşma dili olarak bugün de Yugoslavya’nın en önemli dillerinden biri olma niteliğini sürdürmektedir. Sözgelimi Kosova’da en iyimser tahminlerle 40-50 bin kadar Türk yaşamasına rağmen Türkçe konuşanların sayısı 400 bine yakındır.

Yugoslavya’da Türkçe eğitimin kökleri Osmanlı dönemine dayanmaktadır. Suzi Çelebi’nin 1513’te yazılmış olan vakıfnamesinden anlaşıldığına göre, Prizren’de yaptırdığı külliyede bir de mektep bulunmaktadır. 16. yüzyılda Mehmet Paşa, yine Prizren’de bir medrese yaptırmıştır. Daha sonra da farklı merkezlerde çok sayıda Türkçe eğitim veren okulun açıldığı ve uzun yıllar hizmet verdiği bilinmektedir. 19. yüzyılın sonlarında, 1892-1893 öğretim yılında Kosova bölgesinde 386’sı eski usule, 59’u yeni usule göre eğitim veren toplam 445 iptidaî adı verilen 4 yıllık Türk okulu eğitim vermekteydi. 20. yüzyılın başlarında, 1905-1906 öğretim yılında yine Kosova’da Türkçe eğitim veren 557 iptidaî, 35 rüştiye, 4 idadî, 1 darülmüslüm bulunmaktaydı. Bu eğitim kurumları 1912 yılına kadar aynı düzende eğitim-öğretim hayatını sürdürmüştür. 1912’de Osmanlı Devletinin bu bölgeden çekilmesinin ardından din adamı yetiştiren birkaç medrese dışında, Türkçe eğitim veren okullar kapatılmış, 1947 yılında Türkçe eğitim veren dinî okullar da kapatılarak sadece Arnavutça eğitim veren dinî okullar açık kalmıştır. 1912-1951 yılları arasında, Türk çocukları Sırpça ve Arnavutça eğitim veren okullara gitmek zorunda kalmışlardır.
1951’de Yugoslavya’da Türklerin ve Türkçe’nin resmen tanınmasının ardından eğitim dili Türkçe olan sekiz yıllık ilköğretim okulları, üç, dört ve beş yıllık ortaokullar açılarak Türkçe eğitim-öğretim yeniden başlatılmıştır.
1959-1960 öğretim yılında Yugoslavya’da Sırpça öğretim yaptıracak öğretmen ihtiyacını karşılamak için Yüksek Pedagoji Okulu açılmış ve 1960-1961 öğretim yılında bu okula bağlı olarak Prizren’de Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü faaliyete geçirilmiştir. Böylece Türk ilköğretim okullarında ana dili dersi öğretmeni yetiştirmek için açılan bu bölümle Yugoslavya’da Türkçe yüksek öğretim dönemi başlamıştır. Bu bölüm 1964-1965 öğretim yılından itibaren Priştine’ye taşınmış, 1972-1973 öğretim yılında da kapatılmıştır. Aynı yıl Priştine’de Filoloji Fakültesi’ne bağlı Türk Dili ve Edebiyatı Kürsüsü açılmış, 1985-1986 öğretim yılından itibaren Yüksek Pedagoji Okuluna bağlı Türkçe sınıf öğretmenliği bölümü eğitime başlamıştır.

Bugün Yugoslavya’da bir yüksekokul ve Priştine Filoloji Fakültesi’ne bağlı dört yıllık bir Türk Dili ve Edebiyatı kürsüsü Türkçe yüksek öğretim programı yürütmektedir. Bazı derslerin Sırpça yapıldığı bu bölümlerde Türk dili, Türk edebiyatı, Osmanlı Türkçe’si, Türk halk kültürü dersleri verilmektedir.
1990’da hazırlanan yeni Yugoslavya Anayasası’nın 32. maddesinde azınlıkların kendi ana dillerinde öğrenim görebilecekleri hükme bağlanmış, buna bağlı olarak 22 Temmuz 1992’de çıkarılan ilköğretim ve eğitim yasasında da bir okula 15 öğrencinin kayıt yaptırması hâlinde ana dilinde eğitim veren sınıfların açılabileceği veya bu öğrencilere iki dilde eğitim verilebileceği belirtilmiştir.
1997 yılında Kosova bölgesindeki Brizran Momuça, Priştine, Gilan, Dohırçan, Mitroviça ve Vıçıtırn yerleşim merkezlerinde bulunan 11 ilköğretim okulunda 104 sınıfta 1952 öğrenci ve 3 anaokulunda 90 öğrenci olmak üzere 2.048 öğrenci, 6 lisenin 19 sınıfında 444 öğrenci ve Priştine Filoloji Fakültesi’ne bağlı Türk Dili ve Edebiyatı Kürsüsünde 50 öğrenci olmak üzere toplam 2.532 öğrenci Türkçe eğitim görmüştür.

Yugoslavya’da Boşnak Müslümanlar, Yeni Pazar’da bulunan Gazi İşa Bey erkek ve kız medresesinde, Arnavut Müslümanlar ise Priştine’de bulunan Alauddin Medresesi’ne bağlı olarak Prizren ve Geylan’da açılan okullarda kendi ana dilleri ile dinî eğitim aldıkları hâlde, Türklerin henüz Türkçe dinî eğitim alacakları bir okulları bulunmamakta, din adamı ihtiyacını karşılamak ve Türkçe dinî eğitim alabilmek için Türkiye’ye öğrenci gönderilmektedir. Türkçe dinî yayın konusunda da büyük bir boşluk bulunmakta, bu eksiklik Türkiye’den götürülen kitaplarla giderilmeye çalışılmaktadır.
1951 yılından beri Priştine Radyosu günde yedi saat, Priştine Televizyonu günde 50 dakika Türkçe yayın yapmaktadır. 1990’dan beri Prizren Radyosu günde bir saat, Kosova Mitroviçası Radyosu günde 13 dakika haber, kültür, müzik ağırlıklı yayın yapmaktadır.

Alban
26-05-09, 22:40
İlaveten;
Makedonya ve Kosova dan Türkiyeye yerleşip vatandaşlık talebinde bulunan kişiler Manastır Budaklar,Elekler,Kanatlar,Kınalı köyleri (tamamı yörük Türklerinin yaşadıkları köylerdir) Prilep,Kosovada Mamuşa doğumlu iseler vatandaşlık almaları çok daha kolay.Yani Türkiye
orada hala nerelerde Türk yaşıyor iyi biliyor,geri kalanı siyasi rant ve kişilerin şahsi menfaatleri...