PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bosna'nın ekonomik dramı



latrodectin
16-12-06, 00:27
Batı’nın Lübnan’daki sessizliği 13 yıl önce de Bosna’da yaşanmıştı. Silahlar sustu ama mücadele bitmedi; savaş ekonomik alanda devam ediyor

SARAYBOSNA - İsrail’in Filistin ve Lübnan’a yönelik saldırıları ve bu saldırılarda masum yüzlerce insanın katledilmesine rağmen Batı’nın sergilediği suskunluk, 13 yıl önce Balkanlar’da yaşanan acı günleri hatırlatıyor. Batı’nın özellikle de Avrupa Birliği’nin o günkü tavrını, bir süre önce Zaman’dan Selçuk Gültaşlı’ya konuşan Bosna Hersek Başbakanı Adnan Terziç şöyle özetliyordu: “AB, hiçbir şey yapmayarak çok şey yaptı. Bir ülkenin tecavüze uğramasına, yakılmasına, katledilmesine katkıda bulundu.” Maalesef, bir millet yok edilmenin eşiğine geldikten sonra müdahale edildi.

Bosna’ya ilk kez 1996 yılında, ateşkesin sağlandığı fakat yer yer çatışmaların devam ettiği bir zamanda gitmiştim. Sırp vahşeti geride tarihin affetmeyeceği bir enkaz bırakmıştı. Boşnak makamlarından edindiğim bilgilere göre manzara çok vahimdi: Yaklaşık 250 bin şehit, 200 binden fazla yaralı, binlerce kayıp, sakat ve tecavüze, işkenceye uğramış masum sivil. Dünyanın dört bir yanına dağılmış 1,2 milyon, ülke içinde ise 1,1 milyon mülteci. Ev ve apartmanların yüzde 40’ı tahrip edilmiş. Saraybosna’daki sanayi tesislerinin tamamı, ülke genelindekilerin yüzde 65’i çökertilmiş. Su kaynakları, santraller, yollar, köprüler ve haberleşme sistemleri bombalanmış. Demiryolları çalışmıyor. Bina, tesis ve altyapıya verilen zararın maddi değeri 80 milyar doları buluyor. Sanayi üretimi 1990’daki üretimin yüzde 5’ine gerilemiş. Kişi başına milli gelirse 500 dolara düşmüş.

Eski Yugoslavya cumhuriyetlerinden biri olan Bosna Hersek, ülkenin en gözde bölgesiydi. Saldırılar başlamadan önce ekonominin yüzde 50’si sanayiye dayalıydı. GSMH 10,2 milyar, kişi başına gelir 2 bin 300 dolar seviyesindeydi. İthalat 2,9, ihracat 3,5 milyar dolardı. Yani ülke dış ticaret fazlası veriyordu.

Bosna Hersek bugün, 21 Aralık 1995 Dayton Anlaşması ile oluşturulan Anayasa’ya bağlı parlamenter sistemle yönetiliyor. Ülke, toprakların yüzde 51,5’ini elinde tutan Bosna Hersek Federasyonu ve toprakların yüzde 48,5’ine sahip Sırp Cumhuriyeti olmak üzere iki devletçikten oluşuyor. 10 kantona bölünen Bosna Hersek Federasyonu’nda 5 kanton Boşnaklar’a, üç kanton Hırvatlar’a ait. Boşnaklar’a ait kantonlar, Tuzla, Bihac, Zenika ve Bosna-Podrinje (Gorazde). Neretva (Mostar) ve Merkez Bosna (Jajce) kantonları ise Boşnak-Hırvat ortak kantonu.

Meclis üyelerinin üçte biri, devlet içinde devlet görünümündeki Bosna Sırp Cumhuriyeti’nden seçiliyor. Ortak, dönüşümlü başkanlık sistemi uygulanıyor. Kurulan karmaşık siyasi yapı, işleyişte pek çok sıkıntıya yol açıyor. Yasama, yürütme ve yargı hantal bir görünüm sergiliyor. Ne yazık ki, dünyada eşi benzeri görülmedik bu yapıya Boşnaklar razı olmak zorunda bırakıldı.

Ülke bugün toplam 4,2 milyon nüfusa sahip. Resmi verilere göre nüfusun yarısı Müslüman Boşnak. Ancak halk, bu oranın daha yüksek olduğunu belirtiyor. Geri kalan yüzde 32’lik kısım Ortodoks Sırplar, yüzde 15 ise Katolik Hırvatlardan oluşuyor. Savaşla birlikte yüzbinlerce Boşnak göçe mecbur bırakıldığı için nüfus dengesinin altüst edildiğini de unutmamak gerekiyor.

YIKIMIN İZLERİ SİLİNEMEDİ

Bosna Hersek, yaşanan soykırımının, maddi ve manevi yıkımın ardından bugün tekrar ayağa kalkmaya, tarihi, kültürü, sanatı ve ekonomisiyle var olmaya çalışıyor. Tabir yerindeyse, savaş ekonomik alanda devam ediyor. Aradan geçen 10 yılı aşkın süreye rağmen, hâlâ savaşın yaraları kapanmamış. Tahrip edilen altyapı henüz eski haline bile kavuşturulamamış. Ülke GSYİH’sı hâlâ 1990’lardaki seviyenin gerisinde. 2005 rakamlarına göre 9,2 milyar dolar seviyesinde. Kişi başına gelir yeni yeni 1990 yılındaki seviyeye ulaşıyor. İhracat ile ithalat arasında uçurum gözleniyor. 5,5 milyar dolarlık ithalata karşılık 1,8 milyar dolarlık ihracat söz konusu. Yapılan ihracat 1990 Bosna’sının yarısı seviyelerinde. Yüksek dış ticaret açığı, cari işlemler açığının (döviz açığı) yüksek olmasına yol açıyor. En büyük dış ticaret açığı, Hırvatistan, Almanya ve Sırbistan’la yapılan ticaretten kaynaklanıyor. Her yer bu ülkelerin mallarıyla dolu. Türkiye’nin payı ise küçük. 2000’de yüzde 42 olan dış borçların milli gelire oranı geçen yıl yüzde 30’a kadar gerilemiş. 2005 yılı enflasyonu yüzde 2,9.

İşsizlik oranı son derece yüksek. Özellikle de Boşnak bölgesinde. Resmi rakamlara göre, ülke genelinde 644 bin çalışana karşılık 506 bin işsiz bulunuyor. Ortalama ücret, 350 dolar dolayında. 2000 yılından önce belirsizlik, istikrarsızlık ve mevzuat yetersizliği sebebiyle yabancı yatırım oldukça düşük seviyelerde gerçekleşmiş. Son dört yılda özelleştirmenin de etkisiyle yabancı yatırımlarında artış gözleniyor. 1994’ten bu yana 2,5 milyar dolara yakın yabancı sermaye girişi sağlanmış. Ekonomi ve Dış Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre, yabancı yatırımların yarıdan fazlası imalat sanayiine gelirken, ondan sonraki en fazla yatırım çeken sektör bankacılık, ticaret ve hizmet sektörü. Yüzde 33’lük payla yabancı sermaye yatırımlarında başı Slovenya çekiyor. Ardından Avusturya (yüzde 18) ve Hırvatistan (yüzde 12) geliyor. Sırbistan’ın payı yüzde 5, Türkiye’nin ise yüzde 3.

Bosna’da 285 kayıtlı Türk şirketi görünmekle birlikte bunların 50 kadarının faal olduğu belirtiliyor. Ülkede kâğıt, bisküvi ve maya imalatı yapanların yanında ticaretle iştigal eden az sayıda Türk şirketi bulunuyor. Diğer Balkan ülkeleri ile kıyaslandığında Bosna’daki Türkiye kökenli yatırımların az oluşu dikkat çekici.

Türk şirketleri, özelleştirmede ve büyük projelerde pek görünmüyor. Bu alanda Sloven ve Hırvat şirketleri öne çıkıyor. Özel sektöre açılan kuruluşlar arasında büyük Türk şirketlerinin ilgisini çekecek tesisler bulunduğunu belirten Türk işadamı Nabi Çimen, enerji ve ulaşımdan ormancılığa kadar sayısız yatırım imkanı olduğunu söylüyor. Bosna’da yatırım planları yapan Çimen, “Türk işadamları, yaşanan ekonomik savaşta da Bosna halkının yanında olduğunu göstermeli.” diyor.

GENİŞ YATIRIM İMKANLARI

Ciddi anlamda dış ticaret açığı veren ülkenin, iç pazardan ziyade ihracatı da tetikleyecek yatırımlara ihtiyacı bulunuyor. Türkiye, eski Yugoslavya cumhuriyetleri dışında, Bosna Hersek ile serbest ticaret anlaşması (STA) imzalayan tek ülke. Buna rağmen ekonomik ve ticari ilişkiler umulanın gerisinde. Serbest ticaret anlaşması imzalayan diğer ülkelerse Hırvatistan, Sırbistan, Slovenya ve Makedonya. Bulgaristan, Romanya ve Arnavutluk da STA imzalamış fakat henüz tam işlerlik kazanmamış. Bunun yanında ABD ve Kanada, Bosna Hersek’ten ülkelerine gümrüksüz ve kotasız ihracat imkânı tanımakta.

Ulaşım ve enerji en önemli yatırım alanları olarak görülüyor. Avrupa’yı Adriyatik’e bağlayan en kısa hat Bosna üzerinden geçiyor. Ülke, zengin akarsu kaynaklarıyla, hidroelektrik enerji potansiyeli en yüksek Avrupa ülkelerinden. Coğrafi yapısı ve yıl boyunca bol yağış alması çok sayıda baraj ve santral yapımını mümkün kılıyor. Bunun dışında kimyasal ürünler ve ilaç sanayii için de önemli imkânlar mevcut. Geniş ormanlar, ahşap ve ağaç ürünleri sanayii için bulunmaz bir fırsat. İlaveten madencilik, gıda işleme, inşaat ve hizmet sektöründe de pek çok şey yapmak mümkün. Bosna’nın Adriyatik Denizi’ne açılan 21 km’lik kıyı şeridi var. Fakat bir limanı bulunmuyor. Bu şerit Hırvatistan’ı da ikiye bölüyor. Hırvatlar, bu kesimi devre dışı bırakmak için bu küçük kıyı şeridini çevreleyen yarım ada ile ana karayı birbirine bağlayacak asma köprü projesi hazırlamış. Bosna’nın dünyaya açılmasını perdeleyecek bu projeye Boşnaklar şiddetle karşı çıkıyor. Ama gördüğümüz kadarıyla Hırvatlar projenin hafriyat çalışmalarına başlamış bile.

1984 Kış Olimpiyatları’na ev sahipliği yapan ülkenin doğal güzelliği ve kış sporlarına uygun iklimi turizm sektörü için iyi bir potansiyel. Sahip olduğu tarihî ve kültürel zenginlikse eşsiz.

İstanbul’dan 10 yıl sonra 1463 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilerek Rumeli Eyaleti’ne bağlanan Bosna’nın hemen her karışı Osmanlı izleriyle dolu. Saraybosna, Mostar, Travnik daha pek çok yerleşim birimi, Anadolu’daki çoğu yerden daha fazla Osmanlı eserine sahip. Hepsi korunmuş, sahip çıkılmış. Sırpların yakıp yıktığı eserlerin bazıları restore edilmiş, yeniden yapılmış. Kimileri de yapılmayı bekliyor.

Başkent Saraybosna’da ticarî hayatın kalbi olan tarihi Baş Çarşı, Anadolu havasının bol bol teneffüs edildiği bir mekân. Bakırcılar Çarşısı’nda, bakır levhalara Anadolu desenleri nakşediliyor. 400 yıl birlikte yaşamanın verdiği pek çok ortak değer var burada. “Buyurun” diye davet edildiğiniz dükkândan, “Allah’a emanet” sözüyle uğurlanıyorsunuz.

Mostar, buram buram Osmanlı kokan bir kent. Hırvat topçularının yıktığı tarihî Osmanlı köprüsü ve yerle bir edilen minareler yeniden yükseliyor Mostar semalarında. Türkiye’nin de desteğiyle pek çok tarihî eser ayağa kaldırılmış. Adeta buna nazire yaparcasına, Hırvatlar da Mostar’a hâkim bir tepeye, şehrin her tarafından görülecek şekilde dev haç dikmiş. Şehrin sokaklarında yer yer Boşnaklar’ı hedef alan yazılara rastlıyorsunuz. Bu da gösteriyor ki, bazı kesimlerdeki ırkçı düşünce hala devam ediyor.

Aradan geçen onca zamana rağmen, şehirlerde de köylerde de kalbura dönmüş, harap olmuş binalara rastlamak mümkün. Çok sayıda bina imkânsızlıklar sebebiyle onarılamamış.

TÜRKİYE’DEN TURİST AKINI

Bosna’da son yıllarda turizm sektörü hızlı bir gelişme içinde. Bunda Türklerin de payı var. Yaz kış fark etmiyor. Kimisi akrabalarını görmeye, kimisi kayak yapmaya, kimisi de ülkenin eşsiz tarihî ve tabii güzelliklerini görmeye, şehitlere selam vermeye gidiyor. Bunun yanında Boşnaklar da Türkiye ile bavul turizmini son zamanlarda artırmış. Travnik’te her yıl haziran ayının son haftasında yapılan Ayvaz Dede şenlikleri, Türkiye’den en fazla turistin geldiği dönem. Bu sene 40 bin dolayında yerli ve yabancı turist izlemiş şenlikleri.

Bosna’ya düzenli turlar organize eden turizm şirketi sayısı da her geçen gün artıyor. Hey Travel da onlardan biri. Hey’e rehberlik hizmeti veren Reyhan Feyzioğlu, Balkan ülkeleri içinde en çok tercih edilenin Bosna Hersek olduğunu söylüyor. Feyzioğlu, “Bosna’ya yoğun ilgi var. Farklı şirketler tarafından düzenlenen haftada en az üç resmi tur var. Diğer özel gruplar, müstakil gelenler buna dâhil değil.” diyor.

Mardin’de fizik öğretmeni olan Ömer Faruk Törer, Bosna’yı görüp hayran kalanlardan. Hemşire olan eşi Gülistan’la çıkmış seyahate. Hemen her yıl bir ülkeye gittiklerini söylüyor. Daha önce Ortadoğu ve bazı Asya ülkelerini gezen Törer, “Buraya ilk kez geliyoruz. Kendi kültür izlerimizi görmek, Bosna şehitlerini anmak için geldik. Tarihimizin bir parçası olan bu bölgeyi, özellikle de Saraybosna’yı görmeyi çok istiyorduk. Saraybosna ve Mostar muhteşem. İnsan kendini evinde gibi hissediyor.” diyor. Eşi Gülistan Törer ise, bugüne kadar gördüğü ülkeler içinde en çok etkilendiği yerlerden birinin Bosna olduğunu belirterek, “Keşke daha uzun süre kalabilseydik.” diyor.

Kültür turizminin yanında son birkaç senedir kış turizmi için de seferler başlamış. Fiyatlar cazip olduğu için Avusturya’dan sonra Bosna tercih ediliyor. Bosna’da kış sporları için iki merkez bulunuyor. Biri Sırpların elinde diğeri de Boşnaklarda. Türkler genelde Boşnak bölgesindeki tesisleri tercih ediyor.

Air Bosna, haftanın her günü Mostar üzerinden Saraybosna’ya sefer düzenliyor. THY de haftada üç gün Saraybosna’ya uçuyor. Bosna’da Türklerin en çok geldiği şehir başkent Saraybosna, ondan sonra güneydeki Mostar ve Batı’daki Travnik. Boşnak makamlarına göre, geçen yıl sadece turistik maksatla gelen Türk vatandaşlarının sayısı 10 bini bulmuş. Buna iş ve diğer maksatlarla gidenler dâhil değil. Bu sayının önümüzdeki yıllarda daha da artması bekleniyor.

Bosna, pek çok ülkeye nasip olmayan tabii, tarihî ve kültürel zenginliğin yanında yeraltı ve yerüstü kaynaklarına da sahip. Ve bu potansiyeli bir an evvel harekete geçirmek, geçmişin acı hatıralarını unutmak değil ama en azından etkisinden kurtulmak istiyor.

aksiyon

pasha
16-12-06, 08:47
bosna gerçekten cennet gibi bir yer .sırpların cehenneme çevirmeye yönelik yoğun uğraşları bile bosnanın güzelliklerini yok edemedi.tabiat harika bizim karadeniz bölgesine benzer bir doğası var.şehirleri düzenli, insanları saygılı .bosnanın geleceği turizm dedir diye düşünüyorum.özellikle visokodaki piramitlerin çok büyük etki yapacağı kanaatindeyim.piramitlerin söylentisi bile bölgeye turist çekmeye başladı.inşaallah kısa zamanda piramitleri gün ışığına çıkarırlarda bosnada rahat bir nefes alır...............

vodolia
16-12-06, 08:57
bosna gerçekten cennet gibi bir yer .sırpların cehenneme çevirmeye yönelik yoğun uğraşları bile bosnanın güzelliklerini yok edemedi.tabiat harika bizim karadeniz bölgesine benzer bir doğası var.şehirleri düzenli, insanları saygılı .bosnanın geleceği turizm dedir diye düşünüyorum.özellikle visokodaki piramitlerin çok büyük etki yapacağı kanaatindeyim.piramitlerin söylentisi bile bölgeye turist çekmeye başladı.inşaallah kısa zamanda piramitleri gün ışığına çıkarırlarda bosnada rahat bir nefes alır...............

söylediklerinize katılıyorum, görme fırsatı bulduğum çok güzel bir yer..evet turizm geleceği olan bir doğası var..ormancılık ve yeraltı zenginlikleri anlamında da değerlendirilmeye açık bakir bir alan bence...şu anda hayat holding tarafından satın alınan ve şimdiki adı natron-hayat olan maglaj'daki kağıt fabrikası bir zamanlar tüm balkanların bu alandaki en büyük tesisiydi..hayat holding inşallah tekrar canlandıracak bu tesisi..ayrıca şişe cam soda sanayiinin satın aldığı tuzladaki tesisler da büyüklük anlamında aynı ölçülerdeydi...bosna'ya ve sancak' a bu iki kuruluşların perspektifiyle bakacak başka yatırımcılar çıkacağına dair şüphem yok..çünkü ekonomik güç kimin elinde ise siyasi güç de onun elindedir...bu en basit insan ilişkisinden en karmaşık uluslararası ilişkilere kadar çok önemli bir gerçek, bana göre...saygılarımla

pasha
16-12-06, 09:42
bosnada yapılması gereken yabancı sermayenin yatırım yapıp atıl durumda bulunan binlerce devasa tesisi ekonomiye kazandırmasıdır.bosnanın en beğendiğim bir tarafıda sanayinin çok güzel bir şekilde dağıtılmış olması.ülkemizdeki gibi sanayii bir kaç şehirde toplu halde kalmamış. ülkenin her şehrinde büyük fabrikalar madenler ve diğer kuruluşlar dengeli bir biçimde dağılmış vaziyette. örneğin zenica da kurulu bulunan demir çelik fabrikası zenica halkını doyuracak büyüklükte imiş .vareş bölgesinde madenler ve bu madenleri işleyen fabrikalar mevcut. visoko bölgesi kahve ve diğer gıda fabrikalarını toplamış.sarajevoda wolksvagenin golf modelini üreten fabrikası var. sanayiin dağılımı dengeli ve insanlara istihkam sağlayacak şekilde planlı yapılmış .şu anda tek problem bu tesislerin çoğu savaşta zarar görmüş veya özellikle kullanılamaz hale getirilmiş.bunların tekrar hayata dönmesi bosnayı sanayi devleri arasına sokar ama bunu bosnanın kendi imkanlarıyla yapması mümkün görülmüyor.bu aşamada türk firmalarının buradaki potansiyeli görüp hem kendi çıkarları hem de bosna halkını tekrar hayata döndürmek için buralarla ilgilenmesi gerekiyor.çünkü bosnada türk'ün her zaman yeri başka. saygılarımla.........

melayac
24-12-06, 19:29
bosnada yapılması gereken yabancı sermayenin yatırım yapıp atıl durumda bulunan binlerce devasa tesisi ekonomiye kazandırmasıdır.bosnanın en beğendiğim bir tarafıda sanayinin çok güzel bir şekilde dağıtılmış olması.ülkemizdeki gibi sanayii bir kaç şehirde toplu halde kalmamış. ülkenin her şehrinde büyük fabrikalar madenler ve diğer kuruluşlar dengeli bir biçimde dağılmış vaziyette. örneğin zenica da kurulu bulunan demir çelik fabrikası zenica halkını doyuracak büyüklükte imiş .vareş bölgesinde madenler ve bu madenleri işleyen fabrikalar mevcut. visoko bölgesi kahve ve diğer gıda fabrikalarını toplamış.sarajevoda wolksvagenin golf modelini üreten fabrikası var. sanayiin dağılımı dengeli ve insanlara istihkam sağlayacak şekilde planlı yapılmış .şu anda tek problem bu tesislerin çoğu savaşta zarar görmüş veya özellikle kullanılamaz hale getirilmiş.bunların tekrar hayata dönmesi bosnayı sanayi devleri arasına sokar ama bunu bosnanın kendi imkanlarıyla yapması mümkün görülmüyor.bu aşamada türk firmalarının buradaki potansiyeli görüp hem kendi çıkarları hem de bosna halkını tekrar hayata döndürmek için buralarla ilgilenmesi gerekiyor.çünkü bosnada türk'ün her zaman yeri başka. saygılarımla.........

Bosnada ki çelik fabrikasını Mittal satın almıştır.Keşke bosnada Türk'ün yeri dediğin gibi başka olsaydı.