PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Boşnaklar Kimdir?



Ljepotan
25-03-06, 19:31
1950'den sonra turkiye'ye goc etmis olan aileler hem ikinci dunya savasi yillarinda kendi ulkelerinde, hem de turkiye'ye geldikten sonra en zor kosullari gormus ve yasamislardir. "yok" nedir bilirler, tecrube doludurlar. yasli olanlarin cogunun evlerinde her ihtimale karsi bir ay kadar idare edecek erzak (un, yag, seker) bulundurulur.

misafirperver insanlardir. turklerden farkli olarak, kahveyi yandan carkli icerler. sekeri yaninda gelir, icinde degil.

borekleri, dugunleri, GUZEL KIZLARI ve bir de misafirlikleri meshurdur. kendilerine has, diger balkan halklarindan farkli sekilde turemis bir turkce aksanlari vardir. hemen farkedilirler. bu aksanin beyaz'in husmen dayi tiplemesi ile benzerligi olmadigini belirtmeliyim.

sicakkanli insanlar cogunluktadir. eger kendinizi sevdirebilirseniz, ki cok kolaydir, ne kadar sakaci olduklarini farketmek zor olmayacaktir. bu sakalar genellikle orada bulunmayan, orada bulunsalar dahi buna bozulmayacak olan insanlarin bazi yanlariyla veya basina gelmis olanlarla dalga gecmek seklindedir.

slav irkindan diger halklar gibi genellikle sarisin, uzun boylu, beyaz tenli ve renkli gozludurler.

cmlc
25-03-06, 20:46
türkiyede yaşayan boşnakların çoğu 1908 yılında bosna'nın avusturya-macaristan imparatorluğuna dahil olmasıyla buraya göç edenlerin torunlarıdır
kimi boşnaklar dillerini ve adetlerini çok iyi korusalar da bazıları geçen zaman içinde türkleşmiştir, yalnız boşnak oldukları yine de tiplerinden anlaşılır
yine de boşnaklar bu ülkede kendilerini bir azınlık olarak görmezler, aha bu boşnak diye ayırt edilmeyi sevmezler, onlar kendilerince türk veya türkiyelidir, nitekim 1915'lerde, kurtuluş savaşında çok sayıda boşnak savaşa katılıp hayatını kaybetmiştir.
istanbul yıldırım mevkii küçük bosna olarak bilinir.bu mevkide yaşayan bosnalı vatandaşlarımızın hemen hemen hepsinin akrabalık bağları vardır.geldikleri toprakların havasını yakalamak adına , bir çoğunu kendilerinin inşaa ettiği evlerinin hepsi bahçelidir.bu tutkuları yıldırım mevkiine oldukça hoş bir atmosfer vermiştir.endogaminin hakim olduğu yaşamları çok renklidir ve çok eğlenceli insanlardır.

latrodectin
26-03-06, 02:30
boşnak, bütün bosnalılar için kullanılmaz, sadece müslüman olan için kullanılır. ancak batı ülkeleri inatla boşnaklara bosnalı demektedir. boşnakları diğer hırvat ve sırplarla bir tutup müslüman yanlarını örtmeye çalışmaktadırlar.

ali beg
21-04-06, 22:23
Aşağıdaki yazıyı Bosnasancak ,derneğinin sitesinden kopyaladım siteyi her ziyaretimde Tekrar Tekrar Okurum .
Kim yazmış bilmiyorum .


Biz, göçler, sürgünler, katliamlar, sonu gelmeyen keşmekeşler içinde, ortaçağın karanlıklarından Osmanlı'ya sarılarak kopan çığlığız. Tarafız. Osmanlı'nın Balkanlardaki harcıyız.

Biz, Evliya Çelebi'nin Bosna'yı anlatırken "Kılıçlarıyla yatarlar idi." sözleriyle ifade ettiği Boşnaklarız.

Biz, Avrupa ve Balkanların diline, gelenek ve inanışlarına, yaşam biçimlerine işlemiş, şekillendirmiş Osmanlı'nın üreticisi, savaşçısı, idarecisi, paşası, sadrazamıyız.

Biz, Balkanları paylaşan sömürgecilerin, bir türlü Osmanlı kültüründen koparamadıkları ve tanımlamakta güçlük çektikleri, "Türk'ten daha Türk" dedikleri Boşnaklarız.

Biz, Anayurdu savunmak için "Gönüllü Birlikleri" oluşturarak Çanakkale'de savaşan Gazi Mustafa Kemal'in askerleriyiz. Kurtuluş Savaşı'nın nüveleriyiz.

Biz, bağımsızlığa saldıran Anzavurların, Damat Feritlerin, Vahdettinlerin karşısında, Ayvalık'ta Rumlar'la savaşan Boşnak Kuvva-i Milliyecileriz.

Biz, Kurtuluş Savaşı'nda, top namlusuna sığmayan top mermilerini, ölümü göze alarak tornalayan Boşnak tornacıyız.

Biz, genç Türkiye Cumhuriyeti'nde yurdun dört bir yanına yerleştirilen, toprak reformunun yanında, ağa ve aşiret düzeninin karşısındaki çalışkan Boşnak köylüleriyiz. Adana'da, Erzincan'da, Urfa'da, Ankara'da, Erzurum'da, Aydın'da, Bursa'da, Sakarya'da, Trakya'dayız.

Bugün biz, sanatkarız, tüccarız, öğretmeniz, mühendisiz, doktoruz, subayız, işadamıyız.

Bugün biz, vatanına sımsıkı bağlı bütün vatanseverler gibi yurdun dört bir yanında Büyük Önder'in "Ne Mutlu Türküm Diyene" vecizesinin içini dolduruyoruz .

ali beg
31-05-06, 20:59
sizlere katılmlyorum. bogomil ve boşnakları iyi okumanızı öneririm. bilimsellikten uzaklaşmayalım.


Arkadaşım...kime ne anlatmak istediysen !

En azından alıntı yaparsan hepimize faydalı olur..eksik olan bilgiler tamamlanır.

Tek bir mesaj Boşnakların bütün profilini yansıtamıyacaktır...sonuçta..!

kifla
12-07-06, 19:32
BoŞnak Deyİnce ;en Karakterİstİk Özellİklerİ Olarak Bİtmek TÜkenmek Bİlmeyen Espİrİ AnlayiŞlari,eĞlencelİ OluŞlari Gelİyor Aklima..

Alban
12-07-06, 21:47
Biz, bağımsızlığa saldıran Anzavurların, Damat Feritlerin, Vahdettinlerin karşısında, Ayvalık'ta Rumlar'la savaşan Boşnak Kuvva-i Milliyecileriz.
.
Ahmet "Anzavur", 15 Nisan 1921'de Karabiga dolaylarında bir Arnavut çetesinin( Kuvay-ı Milliye) pususuna düşerek öldürüldü. Biga'nın Buzağılık köyünde gömülüdür.

Longuri
12-07-06, 22:03
Kurtuluş Savaşında Boşnağı Arnavutu bütün Balkan kökenliler cepheye koştu. Subay kadrosunun %70 i Balkan kökenliydi çoğuda şehid oldu..
Allah bütün şehidlerimize rahmet eylesin...


Köprülü'lü Hamdi Bey
(1886 - 1920)



1886 yılında Kosova'nın Köprülü kasabasında doğdu. Edremit Kaymakamlığında iken "İttihatçı" olduğu suçlamasıyla Damat Ferit Hükümeti tarafından görevinden alındı. Akbaş Cephaneliği baskınını düzenleyerek, buradaki silah ve cephaneyi Anadolu'ya gönderdi. Anzavur ve arkadaşları tarafından şehit edildi.

KÖPRÜLÜ'LÜ HAMDİ BEY
VE AKBAŞ CEPHANELİĞİ BASKINI

Yard. Doç. Dr. Zeki ÇEVİK*

Osmanlı Devleti'nin ölüm fermanı olarak değerlendirilen Mondros Mütarekesi bir bakıma İtilaf Devletleri'nin "Şark Meselesi"ni halletmeleri anlamını taşıyordu. Bu maksatla derhal Mütareke'nin hükümlerini uygulamaya koyuldular. Çünkü Batılı Devletler böyle bir fırsatı altı asır bekleyerek yakalamışlardı.

Bu Mütareke'nin en önemli maddelerine göre; İstanbul, Çanakkale boğazları ve istihkâmları İtilaf Devletleri'ne teslim edilecek, mühimmat ve taşıt vasıtalarına el konulacaktı.

Ayrıca 7. maddeye göre de herhangi bir stratejik noktayı, güvenliklerini tehdit gerekçesiyle işgal edebileceklerdi.

İşte bu hükümler gereğince Osmanlı Harbiye Nezareti de 26 Kasım 1918 akşamına kadar Gelibolu Yarımadası ile Çanakkale'nin Anadolu yakasının askeri birliklerinden arındırılmasını istedi. Bu emir uyarınca, 14.Kolordu ile 55. Tümen Gelibolu'dan Tekirdağ'a; 49. Tümen Malkara'dan Kırklareli'ye; 60. Tümen Eceâbat'tan Keşan'a yer değiştirerek, Çanakkale Boğazı savunmasız bir hale getirildi.

Çanakkale Boğazı böylece işgale hazır bir duruma geldi. İtilâf Devletleri de rahat bir şekilde boğazın iki yakasını işgal ettiler. Bu arada silah ve cephane depolarını da ele geçirdiler. Bu cephaneliklerden en önemlisi Gelibolu sahilindeki "Akbaş Deposu" idi.

Akbaş, Çanakkale Boğazı'nın Gelibolu yakasında, Gelibolu ile Eceâbad arasında kıyıda bir bölgenin adıdır. Mondros Mütarekesi imzalandığı sırada bu cephanelikte 8000 Rus tüfeği, 40 Rus ağır makineli tüfeği, 20.000 sandık cephane ile ayrıca muharebe ve istihkâm malzemesi vardı. Bu malzeme 1917 yılında Rusya'da ihtilâl çıkması sebebiyle Doğu Cephesi'nde ele geçen savaş ganimeti idi ve buraya getirilip depolanmıştı. Mütarekeden sonra burasını koruma sorumluluğunun Fransızlar devraldı. Fakat depoda Türk subay ve askerleri de vardı.

Mustafa Kemal Nutuk'ta o günleri; "Mütarekeye dahil olur olmaz, kıtaâtın muharip efrâdı terhis olunmuş, silâh ve cephanesi elinden alınmış, kıymet-i harbiyeden mahrum birtakım kadrolar haline getirilmişti," diyerek kısa ve net bir şekilde anlatmıştır.

İtilaf Devletleri Akbaş Cephaneliği'ndeki malzemeyi Rusya'da Bolşeviklere karşı çarpışan Varangel (Nikolayevig Varangel) ordusu askerlerine verip, onları güçlendirerek Kızıl Ordu'ya saldırtmayı düşünüyorlardı. Bu maksatla Osmanlı Hükümeti'ne resmen bu durumu bildirmişler, hükümet de bunu hemen kabul edivermişti. Oysa mütareke şartlarında bu Rus silah ve cephanesi ile ilgili bir hüküm yoktu. Fakat Vükelâ Heyeti (Bakanlar Kurulu) bu malzemenin İtilâf Devletleri'nin malı olması gerektiği, şeklindeki garip bir gerekçeyle bu isteğe boyun eğmiştir. Hatta bu kararın sonucu cephanelikteki silâh ve cephaneyi Rusya'ya götürmek üzere, 1920 yılı Ocak ayında Gelibolu limanına bir Rus gemisi bile gelmiştir.
Bu arada İstanbul gazetelerinde çıkan Akbaş'taki silâh ve cephanenin Rusya'ya gönderileceği haberi hem Kuva-yı Milliyecilerin, hem de Ankara'nın dikkatini çekti. Silâh ve cephane sıkıntısının had safhada olduğu bir sırada bu haberler büyük üzüntü yaratmıştır.

http://kopruluyabulcista.sitemynet.com/kopruluyabulcista/id1.htm

omco
20-09-06, 11:28
1463 yilinda bosna kralliginin osmanli tarafindan fethi sonrasinda cogunlukla karamanogullari beyliginden olmak uzere ayrica bir kisimda mugla yoresindeki menteseogullarindan beyliginden olmak uzere anadolu halkindan bir kesim bosna ve ahalisine yerlestirilmislerdir. bosnanin yerlesik ahalisinin kokeni peceneklere dayanir.


karamanogullarinin ise oguz boylarindan avsar boyuna bir kismida salur boyuna mensuptur. isin ilginci bosnadan gelenlere ( yani bizlere) gocmen denir anadoluda.lakin bu gocmen kelimesi anadoludan bosnaya goc eden karamanogullari icin rumelinde kullanilmistir esasen.. karamanogullarinin bosnaya surulmesinin nedenide en savasci anadolu beyligi olmasindan dolayidir
:
osmanlinin basina tam 250 yil bela olmuslardir. osmanlidan sonraki en guclu beyliktir. karamanogullari beyligi anadolu selcuklu devletinin gercek devamidir anadoluda.. tabiiki orda istilalar yaparken slav irklariyla karismistir.. ama is kokene gelince bosnaklar su goturmez bir sekilde oguz boylarindan avsar ve peceneklerden olusur.....

balkan savasi sirasinda anadoluya yapilan tersine goc turkiyedeki bosnaklarin en buyuk gocudur.bugun turkiyede ki bosnaklarin yuzde doksana yakin kismi bu gocun cocuklari ve torunlaridir. eger bir bosnaksaniz ve ailenizin kok soyadini biliyorsaniz emin olunki ayni soyadinizla halen orda kuzenleriniz yasamaktadir.. bu aile adlari justovic biyedic avdic gibi isimler olabilir.

bosnakcada hirvatcada sirpcada hatta ruscada bir cok kelimenin turkistanda konusulan ozturkce ile benzerlik gostermesi ilginctir.
GERÇEĞİ BUDUR KARDEŞLERİM

bosnal?_01
21-09-06, 11:36
bende burda bir bulgar milliyetçiliği sezdim bulgar asıllımısın kardeş bana öyle geldi

Bekirovi
21-09-06, 14:33
sizden bilimsel bir yazı beklerken,yazınızda milliyetçilik kokusu hissettim. milliyetçilik insanın en büyük düşmanıdır.lütfen dikkat. arama motorundan bogomil yazarak boşnakların kim olduğunu görürsünüz.

Abi yapma ya,$unun $urasinda negüzel yazilar yazilmi$ illa çikip bir tarti$ma yaratacaksin.Milliyetçilik koksa bile milliyetçilik fa$istlik demek mi?Burda fa$istlik yapan mi var?Ben üstün irkim diyen mi var?
Ben Bogomillerden gelmeyim diyorsan sen de Bogomil milliyetçisimi oluyorsun?
Atalaramiz,Osmanli harplerinde,Cihan harbinde sava$mami$mi?övünmiyelimmi bununla?övünürsek fa$istlikmi yapmi$ oluruz?Arkada$lar ne dogru ve gögüs kabartan yazilar yazmi$lar, yada alinti yapmi$lar biryerlerden.Ben Bogomil degilim,slav asilli degilim,zerre kadarda kendimi slav hissetmiyorum....
$imdi ben fa$istmiyim?Ablalarima tecavüz eden,abilerimi i$kence edip bir insana degil hayvana bile yaki$miyan bir $ekilde katleden insana zeytin dali ve çiceklerle yakla$mayip kendimi bir Türk gibi görüyor ve hissediyorsam fa$ist mi oluyorum??

jusovic
21-09-06, 15:48
Aşağıdaki yazıyı Bosnasancak ,derneğinin sitesinden kopyaladım siteyi her ziyaretimde Tekrar Tekrar Okurum .
Kim yazmış bilmiyorum .


Biz, göçler, sürgünler, katliamlar, sonu gelmeyen keşmekeşler içinde, ortaçağın karanlıklarından Osmanlı'ya sarılarak kopan çığlığız. Tarafız. Osmanlı'nın Balkanlardaki harcıyız.

Biz, Evliya Çelebi'nin Bosna'yı anlatırken "Kılıçlarıyla yatarlar idi." sözleriyle ifade ettiği Boşnaklarız.

Biz, Avrupa ve Balkanların diline, gelenek ve inanışlarına, yaşam biçimlerine işlemiş, şekillendirmiş Osmanlı'nın üreticisi, savaşçısı, idarecisi, paşası, sadrazamıyız.

Biz, Balkanları paylaşan sömürgecilerin, bir türlü Osmanlı kültüründen koparamadıkları ve tanımlamakta güçlük çektikleri, "Türk'ten daha Türk" dedikleri Boşnaklarız.

Biz, Anayurdu savunmak için "Gönüllü Birlikleri" oluşturarak Çanakkale'de savaşan Gazi Mustafa Kemal'in askerleriyiz. Kurtuluş Savaşı'nın nüveleriyiz.

Biz, bağımsızlığa saldıran Anzavurların, Damat Feritlerin, Vahdettinlerin karşısında, Ayvalık'ta Rumlar'la savaşan Boşnak Kuvva-i Milliyecileriz.

Biz, Kurtuluş Savaşı'nda, top namlusuna sığmayan top mermilerini, ölümü göze alarak tornalayan Boşnak tornacıyız.

Biz, genç Türkiye Cumhuriyeti'nde yurdun dört bir yanına yerleştirilen, toprak reformunun yanında, ağa ve aşiret düzeninin karşısındaki çalışkan Boşnak köylüleriyiz. Adana'da, Erzincan'da, Urfa'da, Ankara'da, Erzurum'da, Aydın'da, Bursa'da, Sakarya'da, Trakya'dayız.

Bugün biz, sanatkarız, tüccarız, öğretmeniz, mühendisiz, doktoruz, subayız, işadamıyız.

Bugün biz, vatanına sımsıkı bağlı bütün vatanseverler gibi yurdun dört bir yanında Büyük Önder'in "Ne Mutlu Türküm Diyene" vecizesinin içini dolduruyoruz .


Sayın Arkadaşlar,

Sözkonusu yazı Pendik Bosna Sancak Derneği'nin "misyonumuz" yazısıdır. Yazı sayın Suat Kurtoğlu tarafından kaleme alınmış, yönetim kurulu toplantısında da tartışılarak oy birliği ile kabul edilmiştir. Bilgilerinize...

jasko
21-09-06, 17:47
bizler sırplar,hırvatlarla aynı etnik kökene sahip bir milletiz aslında tek bir ırkımız war slav asıllıyız ama dinlerimiz farklı olduğu için herbirimiz kendimize farklı bir isim takmışız aynı dili konuşuyoruz fakat ondada mutabakata waramıyoruz herkes kendisine göre isimlendirmekte...
türkiyedeki boşnaklar...
arkadaşlar,belki inanmicaksınız ama ben bugüne kadar hiç bosnalı bir boşnağa rastlamadım istanbulda bildiğiniz gibi bir çoğumuz sancak bölgesinden göçen ailelerin fertleriyiz.sancak(sırbistan karadağ arasında kalan müslüman bölge buna göre bizler bosanac değilde biraz srbijanac oluyoruz:D)
tahminimce ve gözlerime dayanarak belirtmeyekteyimki bizler türkiye göçtükten sonra benliğini en iyi koruyan milletiz.istisnasız hepimiz kendi dilimizi biliyoruz.aynı yerden geldiğimiz arnavutlarla karşılaştırırsak benliğimizi daha ii korumuş olduğumuz açıkça görülür.bnm biçok arnavut asıllı arkadaşım war fakat hiç biri arnavutçayı bilmio bilmek bi yana 15 kelime bile bilmiolar toplasan.

babovic
21-09-06, 18:46
sevgili jasko
biraz araştır lütfen,işkembeden atma !!!
sancak osmanlının askeri merkezi ve toplanma yeri,adı üzerinde SANCAK
slav literatüründe böyle bir kelime yok,hiç geçmiyor
onlarda sadece bölge amaçlı olarak kullanıyor sadece SANCJAK
son yapılan refarandumdan sonra yazık oda kalmadı.
o tarihte orada yaşayan askerler ne oldu buharlaşıp uçmadı ya !!!
sevgili kardeşim iyi araştır iyi ondan sonra yaz.
sevgiler.

HoKcE
21-09-06, 18:53
ya bu bizim buraya geldimiz 125 sene oluyo ama dilimizi hala unutmadık ve unutmayacagızda ;)

samozaTEBE
21-09-06, 19:10
Boşnaklar (Bosna dilinde: Bošnjaci; Bosnalılar olarak da bilinir), bir Güney Slav halkıdır. Çoğunluğu Güneydoğu Avrupa'da Bosna-Hersek'te ve Sırbistan ve Karadağ arasındaki Sancak bölgesinde yaşar. Ayrıca Hırvatistan, Slovenya,Almanya, ABD, Avusturya, İsveç, Kosova, Makedonya Cumhuriyeti ve Türkiye’de de Boşnaklar vardır.

Boşnaklar, Osmanlı Devleti döneminin ümmetçi yapısından 1960'lar Yugoslavya'sına kadar, farklı şekillerde de olsa, yüzyıllarca dine dayalı bir kimlik tanımı içinde yer almışlar, Bosna-Hersek ve Sancak'ta yaşayan Ortodoks veya Katolik Güney Slavları ise Sırp veya Hırvat milletlerinin bu bölgelerdeki uzantıları kabul edilmiştir. 1963'de Yugoslavya'nın Sosyalist Federal Cumhuriyet tanımına geçişi ile birlikte Bosna-Hersek Sosyalist Cumhuriyeti yönetiminde Sırpların egemen konumunun zayıflamaya başlaması Boşnaklar için yeni bir milli kimlik tanımının yolunu açmıştır. 1961'de ortaya atılan "Etnik Müslüman" terimi ile Boşnaklar bu isim altında Bosna-Hersek'in yönetiminde Sırpların ve Hırvatların yanısıra söz sahibi hale gelmişlerdir. 1968'de Müslüman milleti (büyük harfle), dini mensubiyeti ifade eden müslüman (küçük harfle) teriminden farklı bir anlam içerecek şekilde Yugoslavya anayasasına girmiştir. (Bu anlama göre, örneğin, Yugoslavya Arnavutları, (ekseri) müslüman olup, Müslüman değildiler.). Bosna-Hersek'in bağımsızlığını kazanmasından sonra ise, Boşnak terimi milli bir anlam kazanmış olup, evrimini halen sürdürmektedir.

Bu anlamda Sırbistan-Karadağ 2002 ve 2003 nüfus sayımı verilerine ve bireylerin kendi tanımlamalarına göre önemli bir Boşnak nüfus bulunmaktadır. Sözkonusu veriler şu şekildedir:

Sancak'ta; Boşnaklar 193,026 kişi (toplam nüfusun % 45.31'i), Sırplar 156,852 kişi (toplam nüfusun 36.82%), Karadağlılar 29,892 kişi (toplam nüfusun % 7.02'i), Müslüman milleti 27,047 kişiye (toplam nüfusun % 6.35'i);

Karadağ'da; Karadağlılar 267,669 kişi (toplam nüfusun % 43.16'i), Sırplar 198,414 kişi (toplam nüfusun % 31.99'i), Boşnaklar 48,184 kişi (toplam nüfusun % 7.77'i), Arnavutlar 31,163 kişi (toplam nüfusun % 5.03'i), Müslüman milleti 24,625 kişi (toplam nüfusun % 3.97'i), Hırvatlar 6,811 kişi (toplam nüfusun % 1.1'i).

Ayrıca, Sırbistan, Hırvatistan ve Makedonya'da % 1'ler civarında küçük bir Boşnak nüfus yaşamakta, işgücü göçü nedeniyle başta Almanya gelmek üzere Batı Avrupa ülkelerine yerleşmiş Boşnaklar da bulunmaktadır. Türkiye'de de, eğitim düzeyi yüksek ve içlerinden pek çok değerli isim çıkarmış Boşnak kökenli önemli bir nüfus mevcuttur.

Bekirovi
22-09-06, 14:43
Sayın Arkadaşlar,

Sözkonusu yazı Pendik Bosna Sancak Derneği'nin "misyonumuz" yazısıdır. Yazı sayın Suat Kurtoğlu tarafından kaleme alınmış, yönetim kurulu toplantısında da tartışılarak oy birliği ile kabul edilmiştir. Bilgilerinize...
Sayin Suat Kurtoglu'na burdan te$ekkürlerimi iletiyorum,ellerine saglik,insan okudukça içi içine sigmiyor!Bu kadar güzel ve onur verici bir tarifi "misyonumuz" yazisi olarak kabul eden Pendik Bosna Sancak yönetimini ve ba$kanini da cani gönülden tebrik ediyorum,çali$malarinizda ba$arilar dilerim,Allah yardimciniz olsun!

premenkov
22-09-06, 14:47
Boşnaklar (Bosna dilinde: Bošnjaci; Bosnalılar olarak da bilinir), bir Güney Slav halkıdır. Çoğunluğu Güneydoğu Avrupa'da Bosna-Hersek'te ve Sırbistan ve Karadağ arasındaki Sancak bölgesinde yaşar. Ayrıca Hırvatistan, Slovenya,Almanya, ABD, Avusturya, İsveç, Kosova, Makedonya Cumhuriyeti ve Türkiye’de de Boşnaklar vardır.

Boşnaklar, Osmanlı Devleti döneminin ümmetçi yapısından 1960'lar Yugoslavya'sına kadar, farklı şekillerde de olsa, yüzyıllarca dine dayalı bir kimlik tanımı içinde yer almışlar, Bosna-Hersek ve Sancak'ta yaşayan Ortodoks veya Katolik Güney Slavları ise Sırp veya Hırvat milletlerinin bu bölgelerdeki uzantıları kabul edilmiştir. 1963'de Yugoslavya'nın Sosyalist Federal Cumhuriyet tanımına geçişi ile birlikte Bosna-Hersek Sosyalist Cumhuriyeti yönetiminde Sırpların egemen konumunun zayıflamaya başlaması Boşnaklar için yeni bir milli kimlik tanımının yolunu açmıştır. 1961'de ortaya atılan "Etnik Müslüman" terimi ile Boşnaklar bu isim altında Bosna-Hersek'in yönetiminde Sırpların ve Hırvatların yanısıra söz sahibi hale gelmişlerdir. 1968'de Müslüman milleti (büyük harfle), dini mensubiyeti ifade eden müslüman (küçük harfle) teriminden farklı bir anlam içerecek şekilde Yugoslavya anayasasına girmiştir. (Bu anlama göre, örneğin, Yugoslavya Arnavutları, (ekseri) müslüman olup, Müslüman değildiler.). Bosna-Hersek'in bağımsızlığını kazanmasından sonra ise, Boşnak terimi milli bir anlam kazanmış olup, evrimini halen sürdürmektedir.

Bu anlamda Sırbistan-Karadağ 2002 ve 2003 nüfus sayımı verilerine ve bireylerin kendi tanımlamalarına göre önemli bir Boşnak nüfus bulunmaktadır. Sözkonusu veriler şu şekildedir:

Sancak'ta; Boşnaklar 193,026 kişi (toplam nüfusun % 45.31'i), Sırplar 156,852 kişi (toplam nüfusun 36.82%), Karadağlılar 29,892 kişi (toplam nüfusun % 7.02'i), Müslüman milleti 27,047 kişiye (toplam nüfusun % 6.35'i);

Karadağ'da; Karadağlılar 267,669 kişi (toplam nüfusun % 43.16'i), Sırplar 198,414 kişi (toplam nüfusun % 31.99'i), Boşnaklar 48,184 kişi (toplam nüfusun % 7.77'i), Arnavutlar 31,163 kişi (toplam nüfusun % 5.03'i), Müslüman milleti 24,625 kişi (toplam nüfusun % 3.97'i), Hırvatlar 6,811 kişi (toplam nüfusun % 1.1'i).

Ayrıca, Sırbistan, Hırvatistan ve Makedonya'da % 1'ler civarında küçük bir Boşnak nüfus yaşamakta, işgücü göçü nedeniyle başta Almanya gelmek üzere Batı Avrupa ülkelerine yerleşmiş Boşnaklar da bulunmaktadır. Türkiye'de de, eğitim düzeyi yüksek ve içlerinden pek çok değerli isim çıkarmış Boşnak kökenli önemli bir nüfus mevcuttur.
paylasım için saol serkan

Bekirovi
22-09-06, 14:54
sevgili jasko
biraz araştır lütfen,işkembeden atma !!!
sancak osmanlının askeri merkezi ve toplanma yeri,adı üzerinde SANCAK
slav literatüründe böyle bir kelime yok,hiç geçmiyor
onlarda sadece bölge amaçlı olarak kullanıyor sadece SANCJAK
son yapılan refarandumdan sonra yazık oda kalmadı.
o tarihte orada yaşayan askerler ne oldu buharlaşıp uçmadı ya !!!
sevgili kardeşim iyi araştır iyi ondan sonra yaz.
sevgiler.
Vah$iler katliam yaparken siz pis Türkler diye avazi çika çika bagirdiklari hepimize malum,madem bizler slavlardaniz onlardaniz niye böyle acimasizca i$kencelerde bulundular(güya slavlara) bizim soyda$larimiza?Niye tek kur$un sikip geçip gitmediler?Bir kendimizi örnek alalim,nekadar sava$ halinde olsak bile bu zulumlari yapabilirmiyiz insanlara, güya kendi "irkimizdan" olan bu insanlara(birak kendi "irkindan" hayvana bile yapamayiz)en kötü ihtimalde sikar kur$unu geçeriz.Olay bunlarin 500 yillik kuyruk acisi,gülermisin aglarmisin ya,onlar bizi Türk olarak görüyor bizler ise yok biz slaviz diye dayatiyoruz...

kufor
22-09-06, 15:30
arkadaşlar boşnaklar slav dır osmanlı akınları başlamadan önce kimisi hıristiyan kimiside katolikmiş osmanlı ülkeye hakim olduktan sonra müslümananlığı seçmişlerdir

jasko
22-09-06, 19:20
hayır bi dakka şimdi biz slav asıllı dil miyiz yanii....

jasko
22-09-06, 19:23
sevgili jasko
biraz araştır lütfen,işkembeden atma !!!
sancak osmanlının askeri merkezi ve toplanma yeri,adı üzerinde SANCAK
slav literatüründe böyle bir kelime yok,hiç geçmiyor
onlarda sadece bölge amaçlı olarak kullanıyor sadece SANCJAK
son yapılan refarandumdan sonra yazık oda kalmadı.
o tarihte orada yaşayan askerler ne oldu buharlaşıp uçmadı ya !!!
sevgili kardeşim iyi araştır iyi ondan sonra yaz.
sevgiler.

pardonda yazdıklarımın hangisi yanlış ben farkedemedimde ?????????????

omco
23-09-06, 21:35
eywallah sağolsunlar

slatka23
15-10-06, 10:29
**bende BO$NAGIM ve bundan GURUR DUYUYORUM**

arminjugo
15-10-06, 11:30
Boşnaklar, Osmanlı Devleti döneminin ümmetçi yapısından 1960'lar Yugoslavya'sına kadar, farklı şekillerde de olsa, yüzyıllarca dine dayalı bir kimlik tanımı içinde yer almışlar, Bosna-Hersek ve Sancak'ta yaşayan Ortodoks veya Katolik Güney Slavları ise Sırp veya Hırvat milletlerinin bu bölgelerdeki uzantıları kabul edilmiştir. 1963'de Yugoslavya'nın Sosyalist Federal Cumhuriyet tanımına geçişi ile birlikte Bosna-Hersek Sosyalist Cumhuriyeti yönetiminde Sırpların egemen konumunun zayıflamaya başlaması Boşnaklar için yeni bir milli kimlik tanımının yolunu açmıştır. 1961'de ortaya atılan "Etnik Müslüman" terimi ile Boşnaklar bu isim altında Bosna-Hersek'in yönetiminde Sırpların ve Hırvatların yanısıra söz sahibi hale gelmişlerdir. 1968'de Müslüman milleti (büyük harfle), dini mensubiyeti ifade eden müslüman (küçük harfle) teriminden farklı bir anlam içerecek şekilde Yugoslavya anayasasına girmiştir. (Bu anlama göre, örneğin, Yugoslavya Arnavutları, (ekseri) müslüman olup, Müslüman değildiler.). Bosna-Hersek'in bağımsızlığını kazanmasından sonra ise, Boşnak terimi milli bir anlam kazanmış olup, evrimini halen sürdürmektedir.

Bu anlamda Sırbistan-Karadağ 2002 ve 2003 nüfus sayımı verilerine ve bireylerin kendi tanımlamalarına göre önemli bir Boşnak nüfus bulunmaktadır. Sözkonusu veriler şu şekildedir:

Sancak'ta; Boşnaklar 193,026 kişi (toplam nüfusun % 45.31'i), Sırplar 156,852 kişi (toplam nüfusun 36.82%), Karadağlılar 29,892 kişi (toplam nüfusun % 7.02'i), Müslüman milleti 27,047 kişiye (toplam nüfusun % 6.35'i);

Karadağ'da; Karadağlılar 267,669 kişi (toplam nüfusun % 43.16'i), Sırplar 198,414 kişi (toplam nüfusun % 31.99'i), Boşnaklar 48,184 kişi (toplam nüfusun % 7.77'i), Arnavutlar 31,163 kişi (toplam nüfusun % 5.03'i), Müslüman milleti 24,625 kişi (toplam nüfusun % 3.97'i), Hırvatlar 6,811 kişi (toplam nüfusun % 1.1'i).

Ayrıca, Sırbistan, Hırvatistan ve Makedonya'da % 1'ler civarında küçük bir Boşnak nüfus yaşamakta, işgücü göçü nedeniyle başta Almanya gelmek üzere Batı Avrupa ülkelerine yerleşmiş Boşnaklar da bulunmaktadır. Türkiye'de de, eğitim düzeyi yüksek ve içlerinden pek çok değerli isim çıkarmış Boşnak kökenli önemli bir nüfus mevcuttur.

kaynak:vikipendı ozgur.......

cocorosie
15-10-06, 15:22
Boşnaklar (Bosna dilinde: Bošnjaci; Bosnalılar olarak da bilinir), bir Güney Slav halkıdır. Çoğunluğu Güneydoğu Avrupa'da Bosna-Hersek'te ve Sırbistan ve Karadağ arasındaki Sancak bölgesinde yaşar. Ayrıca Hırvatistan, Slovenya,Almanya, ABD, Avusturya, İsveç, Kosova, Makedonya Cumhuriyeti ve Türkiye’de de Boşnaklar vardır.

Boşnaklar, Osmanlı Devleti döneminin ümmetçi yapısından 1960'lar Yugoslavya'sına kadar, farklı şekillerde de olsa, yüzyıllarca dine dayalı bir kimlik tanımı içinde yer almışlar, Bosna-Hersek ve Sancak'ta yaşayan Ortodoks veya Katolik Güney Slavları ise Sırp veya Hırvat milletlerinin bu bölgelerdeki uzantıları kabul edilmiştir. 1963'de Yugoslavya'nın Sosyalist Federal Cumhuriyet tanımına geçişi ile birlikte Bosna-Hersek Sosyalist Cumhuriyeti yönetiminde Sırpların egemen konumunun zayıflamaya başlaması Boşnaklar için yeni bir milli kimlik tanımının yolunu açmıştır. 1961'de ortaya atılan "Etnik Müslüman" terimi ile Boşnaklar bu isim altında Bosna-Hersek'in yönetiminde Sırpların ve Hırvatların yanısıra söz sahibi hale gelmişlerdir. 1968'de Müslüman milleti (büyük harfle), dini mensubiyeti ifade eden müslüman (küçük harfle) teriminden farklı bir anlam içerecek şekilde Yugoslavya anayasasına girmiştir. (Bu anlama göre, örneğin, Yugoslavya Arnavutları, (ekseri) müslüman olup, Müslüman değildiler.). Bosna-Hersek'in bağımsızlığını kazanmasından sonra ise, Boşnak terimi milli bir anlam kazanmış olup, evrimini halen sürdürmektedir.

Bu anlamda Sırbistan-Karadağ 2002 ve 2003 nüfus sayımı verilerine ve bireylerin kendi tanımlamalarına göre önemli bir Boşnak nüfus bulunmaktadır. Sözkonusu veriler şu şekildedir:

Sancak'ta; Boşnaklar 193,026 kişi (toplam nüfusun % 45.31'i), Sırplar 156,852 kişi (toplam nüfusun 36.82%), Karadağlılar 29,892 kişi (toplam nüfusun % 7.02'i), Müslüman milleti 27,047 kişiye (toplam nüfusun % 6.35'i);

Karadağ'da; Karadağlılar 267,669 kişi (toplam nüfusun % 43.16'i), Sırplar 198,414 kişi (toplam nüfusun % 31.99'i), Boşnaklar 48,184 kişi (toplam nüfusun % 7.77'i), Arnavutlar 31,163 kişi (toplam nüfusun % 5.03'i), Müslüman milleti 24,625 kişi (toplam nüfusun % 3.97'i), Hırvatlar 6,811 kişi (toplam nüfusun % 1.1'i).

Ayrıca, Sırbistan, Hırvatistan ve Makedonya'da % 1'ler civarında küçük bir Boşnak nüfus yaşamakta, işgücü göçü nedeniyle başta Almanya gelmek üzere Batı Avrupa ülkelerine yerleşmiş Boşnaklar da bulunmaktadır. Türkiye'de de, eğitim düzeyi yüksek ve içlerinden pek çok değerli isim çıkarmış Boşnak kökenli önemli bir nüfus mevcuttur.

wikipedia.org

bo?nak35
19-10-06, 16:10
sana katılıyorum kardeş kendine iyi bak

cibo
19-10-06, 20:44
Boşnaklar Müslüman olmadan önce Hıristiyanlığın Bogomil mezhebine mensuptular.Bu mezheple diğer hıristiyan mezhepleri arasında temelde büyük yorum farklılıkları vardı .Kitleler halinde müslümanlığı kabul etmelerinde dini yorumlayışlarındaki bu farklılığın büyük etkisi olmuştur(toplumsal ve iktisadi etkenlerin yanında).

J a r a n e
20-10-06, 20:24
sevgili jasko
biraz araştır lütfen,işkembeden atma !!!
sancak osmanlının askeri merkezi ve toplanma yeri,adı üzerinde SANCAK
slav literatüründe böyle bir kelime yok,hiç geçmiyor
onlarda sadece bölge amaçlı olarak kullanıyor sadece SANCJAK
son yapılan refarandumdan sonra yazık oda kalmadı.
o tarihte orada yaşayan askerler ne oldu buharlaşıp uçmadı ya !!!
sevgili kardeşim iyi araştır iyi ondan sonra yaz.
sevgiler.
Sayın Baboviç neden illa Türk olduğumuz konusunda ısrar ediyorsunuz.Literatürde Sancak kelimesinin geçtiğini belirtip bu dayanağa bakarak Boşnakların Türk olduğunu söylüyorsun.Bilirsin ki Osmanlı devleti Balkanlar'da 500 sene hüküm sürmüştür.Bu 500 sene içinde kelime ve kültür olarak bazı kaynaşmalar olması kaçınılmazdır.Ben boşnağım,sancaklıyım ve bununla gurur duyuyorum.Eğer tarihe bakarsan balkanlar da Osmanlı'ya karşı ayaklanmayan tek milletin Boşnak milleti olduğunu görürsün.Bu korkak olduğumuzdan değil,nankör olmadığımızdandır.Korkak olmadığımızı bosna savaşında ıspat etmiş bulunmaktayız.
Sancakta ki Osmanlı askerlerinin hepsinin türk olduğunu sanmakla hata ediyorsun.Olsa bile hepsinin doğuştan viegralı olma ihtimali inan ki çok düşük hatta imkansız.Saygılarımla

belmak
20-10-06, 21:57
Yaptığım gerek yazılı kaynak taramaları gerekse alan araştırmalarında benim vardığım sonucu şöyle özetleyebilirim: Boşnakların etnik grup olarak en önemli ortak özellikleri en geç yaklaşık 600 senedir müslüman olmaları ve Slav kökenli dilleridir. Ancak çok uzun bir dönemden, politik olarak yaklaşık 100 yıldır bir çok kez el değiştiren, sınır değiştiren ve çok farklı dini ve etnik grupların bulunduğu bir bölgeden söz edildiğinden Slav mı Türk mü şeklinde köken sorgulanması günümüzde anlamsızlaşmıştır. Kendini Boşnak olarak ifade edenlere bakıldığında ırksal özellikleri oldukça değişiklik göstermektedir. Sarışın, açık renk gözlü uzun boylu olanlar kadar, esmer, kahverengi gözlü kısa boylu olanlar veya bu özelliklerin farklı kombinasyonları. Bu durumda tek bir kökenden gelindiğini söylemek oldukça zordur.
Günümüzde etnik grupların bu kadar söz konusu olması küreselleşmenin sonuçlarındandır. Oysa etnik grupların kalın çerçevelerle belirlenmesi birleştirici değil, ayrıştırıcıdır. Yakında babayla oğulun bile birbirinden farklı etnik gruplara ait olduğu iddia edilirse şaşırmamak gerekir.
Örneğin, baba tarafından dedesi Boşnak-babaannesi Arnavut , anne tarafından dedesi Türk-anneannesi Pomak birisi kimdir?
Sevgi ve Saygılarımla
Belma

J a r a n e
20-10-06, 22:17
Yaptığım gerek yazılı kaynak taramaları gerekse alan araştırmalarında benim vardığım sonucu şöyle özetleyebilirim: Boşnakların etnik grup olarak en önemli ortak özellikleri en geç yaklaşık 600 senedir müslüman olmaları ve Slav kökenli dilleridir. Ancak çok uzun bir dönemden, politik olarak yaklaşık 100 yıldır bir çok kez el değiştiren, sınır değiştiren ve çok farklı dini ve etnik grupların bulunduğu bir bölgeden söz edildiğinden Slav mı Türk mü şeklinde köken sorgulanması günümüzde anlamsızlaşmıştır. Kendini Boşnak olarak ifade edenlere bakıldığında ırksal özellikleri oldukça değişiklik göstermektedir. Sarışın, açık renk gözlü uzun boylu olanlar kadar, esmer, kahverengi gözlü kısa boylu olanlar veya bu özelliklerin farklı kombinasyonları. Bu durumda tek bir kökenden gelindiğini söylemek oldukça zordur.
Günümüzde etnik grupların bu kadar söz konusu olması küreselleşmenin sonuçlarındandır. Oysa etnik grupların kalın çerçevelerle belirlenmesi birleştirici değil, ayrıştırıcıdır. Yakında babayla oğulun bile birbirinden farklı etnik gruplara ait olduğu iddia edilirse şaşırmamak gerekir.
Örneğin, baba tarafından dedesi Boşnak-babaannesi Arnavut , anne tarafından dedesi Türk-anneannesi Pomak birisi kimdir?
Sevgi ve Saygılarımla
Belma

Slav ırkında mavi gözlü olmak şart değildir.Ama biliyorum ki benim babam boşnak ve bende boşnağım.Burada bu konuya girerek ırkçılık yapma niyetinde değilim.Sadece boşnakları Türkleştirmek için yapılan çalışmalara karşıyım.Boşnak olmak ayıp birşeymi ki inkar edelim.Ben sadece Türkiye de yaşayanların içinde Türk olduklarını söylediklerini gördüm.Oysa Sancak'ta ya da Bosna'da yaşayanlar kendilerini Türk olarak görmüyorlar.Size sormak isterim,Türkiye yerine Almanya,Fransa,Vb.ülkelere giden boşnaklar kendilerini Alman,Fransız veya yaşadıkları ülkenin milleti olarak mı görüyorlar?

belmak
20-10-06, 23:39
Sanırım ne demek istediğimi anlatamadım. Ne Türk olmak, ne Boşnak ne başka isimli bir halk olmak ayıp değil tabii ki.
Benim söylemek istediğim, köklerin birbirine çok girdiği, bu yüzden köken bulmaya çalışmanın anlamsız olduğu ve kişiler kendini "kim olarak" tanımlıyorsa, diğerlerinin bunu kabul etmesi.
Türk kimliği son zamanlarda gazete köşelerinde bile çok tartışıldı.
Osmanlı zamanında müslüman=türk, cumhuriyet döneminde ise Türkiye'de yaşayan=türk. Her ikisinde de köken temellendirmesi yok. Birinde ümmet olmak diğerinde ise vatandaş olmak var.
Boşnak kimliğinde de benzer sorunlar olduğu açık. "Boşnak'ım ama Sancaklıyım" veya "Boşnak'ım ama Karadağlıyım, veya "esas Boşnaklar Saraybosna'dakilerdir" söylemleri bunu göstermiyor mu?
Karışıklıklar ve yanlış anlaşmalar sanırım aynı kelimelerin zaman içinde veya kullanıma göre farklı anlamlarla yüklenmiş olmasından kaynaklanıyor.
Sevgi ve Saygilarimla
Belma


Slav ırkında mavi gözlü olmak şart değildir.Ama biliyorum ki benim babam boşnak ve bende boşnağım.Burada bu konuya girerek ırkçılık yapma niyetinde değilim.Sadece boşnakları Türkleştirmek için yapılan çalışmalara karşıyım.Boşnak olmak ayıp birşeymi ki inkar edelim.Ben sadece Türkiye de yaşayanların içinde Türk olduklarını söylediklerini gördüm.Oysa Sancak'ta ya da Bosna'da yaşayanlar kendilerini Türk olarak görmüyorlar.Size sormak isterim,Türkiye yerine Almanya,Fransa,Vb.ülkelere giden boşnaklar kendilerini Alman,Fransız veya yaşadıkları ülkenin milleti olarak mı görüyorlar?

sejkic
21-10-06, 13:53
Artık bu konuda yazı yazılmasa daha iyi olur, en azından ben yazmayı bırakmıştım verdiğimiz cevaplar yeterli olmadı ki tartışmalar hala sürmekte, artık Bosnada ve Sancakta yaşayan Boşnaklara saygısızlık olmakta,
burada tartışılması çok saçma olan şey, koskoca bir ülke ve o ülkenin milli efradından bahsediyoruz bu ülke Bosna ve orada yaşayan Bosnanın yerli halkı Boşnaklar, Bosna ülkesi ve Bosnada yaşayan halk tarihi olan edebiyatı bir halk Boşnaklar, ya bu adamlar 1000 sene evvel krallık kurmuş siz neyden bahsediorsunuz kafam almıyor, tarihi ve edebiyatı olan her halk belli bir etnisiteye sahiptir bunu örenin artık, bahsettiğimiz Türkiyede yaşayan halkın etnisitesi değil, Türkiye'de yaşayan kim olursa olsun Türktür Türkiye'li değil büyük Atatürk bunu zamanında açıklamıştır, beğenmeyen çeker gider bende buna inanıyorum, bahsettiğimiz konu bu değil konu başka bir ülke ve halkı Bosna ve Boşnaklar, sen ben onları tanımazsak avrupanın göbeğinde adamı kıtır kıtır kestiklerinde kimse ses çıkarmaz tabi, elin çetniğinin ekmeğine yağ sürmekten başka birşey değil bu, Boşnaklara her türlü etnik kökeni yakıştıran geliyor yazıyor, bir arkadaş duymuş idi kelimesini çıkmış biz lazmıyız yoksa diyor, başkası geliyor yok şu yok bu inanılacak gibi değil, böyle saçma sapan birşey olabilirmi ya, etnik kimliklerini, özgürlüklerini ifade edebilmek için geçen onyılda binlerce şehit vermiş insanlara karşı çok ayıp etmekte olduğumuzun farkındamısınız arkadaşlar, Bosnada özgürlük mucadelesi vermiş adamın kimliğini bizler oturmuşuz, yok o yok bu aklımıza geleni yazıyoruz, o insanlar neden öldü çocuklar neden yetim kaldı hiç düşündünüzmü, Ben Boşnağım dedikleri için, yuzyıllarca sırp ve hırvat halkının asimilasyon politikalarına karşı direnen, acılar çeken, katliama uğrayan, ülkesini memleketini savunmaya çalışan bu kahraman insanlara ayıptır artık, biz bile bu insanların kimliğini sorgulamaya kalkarsak tartışırsak ne olduğu belli değil dersek tabii ki avrupanın göbeğinde koskoca bir milleti silmeye kalkarlar, ayıptır saygısızlıktır, çok merak eden varsa açsın sorsun Bosnada yaşayan birine sen kimsin desin cevabını alsın, böyle bir imkanı yoksa okusun araştırsın öğrensin, ben sordum aldım cevabımı....

Bekirovi
23-10-06, 16:05
Slav ırkında mavi gözlü olmak şart değildir.Ama biliyorum ki benim babam boşnak ve bende boşnağım.Burada bu konuya girerek ırkçılık yapma niyetinde değilim.Sadece boşnakları Türkleştirmek için yapılan çalışmalara karşıyım.Boşnak olmak ayıp birşeymi ki inkar edelim.Ben sadece Türkiye de yaşayanların içinde Türk olduklarını söylediklerini gördüm.Oysa Sancak'ta ya da Bosna'da yaşayanlar kendilerini Türk olarak görmüyorlar.Size sormak isterim,Türkiye yerine Almanya,Fransa,Vb.ülkelere giden boşnaklar kendilerini Alman,Fransız veya yaşadıkları ülkenin milleti olarak mı görüyorlar?

Evet öyle görüyorlar!!
Benim dedem buraya geleli 40 sene olmu$,ben 3.nesilim burada ve ecnebilere göreTürk asIlli bir Belçikaliyim.Türkler (Muhacirler,lazlar,kürtler,gürcüler,çerkezler,yörü kler....)arasinda Yugoslav göçmeni olarak görülsekte Türküz!Ki Almanyada örnekleri hayli çoktur,3.nesil olur Türkçeyi bilmez dogru dürüst,ba$kent neresi diye sorsan Adana,Istanbul diye cevap verebilir.Bu 40 sene zaman içinde gerçekle$mi$ bir olay,ama kalkip asla ben alman asilliyim demez,bizim bazilarin 400 sene balkan topraklarinda kalipda Türkiyeye göçüp ben slav asilliyim demez...Kimbilir $imdi demez,diyemez,ama biz de hele $urda bir 400 yil kalalim,kari$alim bazi yerlerde
hele birde buradaki öteki "Türklerle"kendimizi kar$ila$tirip aradaki daglar kadar farklari gördükten, hatta sinir olup kizabiliyoruz(bende de çok oluyor.)Biz "onlar" gibi maganda olmasakda,örf ve adetlerimiz,yemelerimiz,dilimiz her$eyimiz çok çok farkli olsada bile.Mozaik bir ülkenin, toplumun birer parçalariyiz.
Pireye kizipta yorgan yakmaya kalkiyoruz adeta,inanin çogunuzu hayretle izliyorum,illa Türküz diye diretmeyin diye çiki$iyorsunuz,sizde bizler slav asilliyiz diye diretiyorsunuz,o zaman OLSUN VARSIN sizlerde slav asilli olun!!Bizleride birakin Türk olarak görün.
400 sene sonra benim torunlarimda illaki Türkçeyi unutacaktir(Isimler bile degi$ecektir belki)burda ba$lari siki$sa,rejim tamamen ters bir duruma gelse göçüp geçecekleri yer yineTürkiye Cumhuriyetidir,müslüman ülkesi diye Suudi arabistana,iraka,Tunusa,Fasa degil!!Atalarinin, ceddinin geldigi Türkiye topraklarina göçeceklerdir,umudum ve temennim kalkipda ozaman biz aslinda Alman yada Belçika asilliyiz demezler...

besnik
09-12-06, 17:19
Boşnaklar Kimdir?

Bosna’nın Osmanlı döneminde bir “altın çağı” yaşadığı doğrudur. Ancak, Boşnaklar üzerine çalışırken, Osmanlı öncesi dönemden işe başlamak gerekmektedir. Aksi takdirde, “Bosna ve Boşnaklar tarihte hiçbir zaman var olmamıştır” diyerek, Boşnakların kimliği ile ilgili, kendi amaçları doğrultusunda yazı yazma eğiliminde olan Sırp ve Hırvat tezlerine hizmet edilecektir. Hırvatlarda ve Sırplarda, Bosna’yı kendi topraklarına dahil etme arzusu, tarih içinde sürekli var olmuştur. Bu yöndeki planlarını hayata geçirebilmenin araçlarından biri, Boşnak kimliğini bütünüyle reddetmekten geçmiştir. Özellikle milliyetçilik akımlarının ağırlık kazandığı 19. yüzyılda bu yönde daha sistematik adımlar atılmış ve tarih kitapları yeniden yazılmıştır.

Tarihsel açıdan bakıldığı zaman, Bosna devleti Orta Çağ’dan beri sürekli var olmuş ve önce Banlar, ardından krallar tarafından yönetilmiştir. Bosna toprakları bazen genişlemiş, bazen de daralmıştır. Ne var ki Bosna’nın Orta Çağ tarihi yeterince araştırılmış değildir. Bu konudaki boşluğu kapatmaya çalışan Zagreb Üniversitesi’nden Hırvat asıllı tarihçi Nada Klaiç’e göre, Orta Çağ’daki Bosna devleti, komşu Sırp ve Hırvat devletlerinden daha eskidir. Diğer taraftan, Ortaçağ Bosna devletinin, günümüze kadar bir süreklilik arz ettiği görülmektedir. Osmanlı döneminde Bosna ayrı bir birim olarak varlığını sürdürmüş, Boşnakça ise devlet dilleri arasında sayılmıştır. Bunun yanında Bosna, 1878 yılından itibaren girdiği Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun yönetimi altında da, 1918 yılında kurulan Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı’nda ve sonraki Yugoslavya devletlerinde de, hep kendi topraklarıyla ayrı bir bütünü oluşturmuştur.

Boşnakların kökeni araştırılmaya başlandığı zaman, genel olarak “tanrının sevdiği kulu” anlamına gelen Bogumiller karşımıza çıkmaktadır. Nitekim Boşnak tarihçiler genel olarak Bogumillik içinde kökenlerini, siyasi ve kültürel kimliklerini aramaktadırlar. Bogumiller hem Katolik, hem de Ortodoks kilisesine direnmiş ve kendi “Bosna kilisesi”ne sahip olmuştur. Bosna’da Katolik kilisesinin etkisinin zayıflamasını, kendine özgü kavramlarıyla Bosna kilisesinin yayılmasını hoş karşılamayan Papalık, Bosna’ya karşı haçlı seferleri örgütlemiştir.

Hangi ırk ve milletlerin Bosna’nın kültürel değerlerinin ilk temsilcilerinin olduğu konusunda yeterli açıklık bulunmuyor ise de, bu çerçevede Bosna’nın en eski yerlileri olarak “İlirler” anılmaktadır. Nitekim bazı tarihçiler, Orta Çağ Bosnalılarının kimliklerinde, İlir kökenine işaret etmektedir. Dahası, nadir de olsa, Bosna’da kökleri İlir kavimlerine kadar uzanan bir kültürel devamlılığın izlerine de rastlandığına işaret edilmektedir.

Tarihçi Enver İmamoviç, “Boşnak” kelimesinde 2000 yıldan fazla bir sürekliliğinin var olduğunu ileri sürmektedir. Ona göre, Antik Çağ’da Bosna’da “Poseni” (Boseni) olarak anılan bir İlir kavmi yaşamıştır. İmamoviç ayrıca, Roma İmparatorluğu döneminde Bosna’nın “Bassania” ismiyle anıldığının ispatlandığını ileri sürmektedir. Bunun dışında, 6. ve 7. yüzyıllarda Slavların Balkanlar’a gelmesiyle “Bassania”nın önce “Bosona”, ardından “Bosna” olarak ad değişikliğine uğradığını savunmaktadır. Bu tür tezlerden hareketle, Boşnak tarihçiler, Orta Çağ’da Bosna topraklarında yaşayanların genel olarak “Boşnyani” adıyla anıldıklarını belirtilmektedirler. Boşnyani’den ise “Boşnyak” (“Boşnak”) kelimesi gelişmiştir.

Görüldüğü gibi, “Bosnalı” kavramı, her şeyden önce kökleri geçmişe uzanan etnik ve siyasi bir kimliği ifade etmektedir. Enver İmamoviç’in analizinden ise Boşnakların ne “İslamlaşmış Sırplar” ne de “İslamlaşmış Hırvatlar” olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Ne var ki, bu konuda Boşnak tarihçileri arasında bile bir fikir birliği bulunmamaktadır. Örneğin, tarihçi Mustafa İmamoviç Boşnakları, etnik açıdan güney Slav kökenli, dini ve kültürel-politik deneyim açıdan ise güney Slavlardan farklı bir millet olarak tanımlamaktadır. Gerçekten de, 6. ve 7. yüzyıllardaki Slav istilaları, her şeyden önce Bosna’da yeni bir dilsel ve kültürel kimliğin oluşmasını sağlamıştır. Slavların Bosna yerlileri üzerindeki etkisi o kadar güçlü olmuştur ki, bu ülke Orta Çağ’da tipik bir Slav devleti görünümü vermiştir. Nitekim o döneme ait dilsel ve kültürel nedenlerden dolayı, Bosna’yı oluşturan nüfus Slav olarak adlandırılabilir. Ancak, Bosna nüfusundaki ırksal çeşitlilik olgusu da dikkate alınmalıdır. Tarih içinde Gotlar, Hunlar, İranlı Alanlar ve Avarlar gibi değişik ırklar Batı Balkanlar’a yerleşip, Romalılar ve Slavlar arasına karışmışlardır. Bir Türk kavmi Avarlar, 7. yüzyılda Bizans, Hırvat ve Bulgar orduları tarafından Balkanlar’dan sürülmüştür. Ancak, yapılan bazı araştırmalar, Bosna ve Karadağ’ın bazı bölgelerinde Avarlara ait uzun süreli yerleşim alanlarının mevcut olduğunu göstermiştir. Nada Klaiç, Slavların ilk politik (devlet) örgütlenmelerinde, önemli Avar unsurlarının yer aldığını savunmakta ve Avarlar’ın Bosna topraklarında yaklaşık 200 yıl sürmüş olan yönetiminden söz etmektedir. Klaiç ve diğer bazı tarihçiler, ilk Slav yöneticilerine ait “Ban” ve “Jupan” gibi unvanların, kelime olarak Avarlara ait olduğunu ve “zengin”/ “mülk sahibi” anlamlarına geldiğini de ileri sürülmektedir.

Boşnakların tarihsel merkezi ve anavatanı Bosna-Hersek 1463 yılında Osmanlı tarafından fethedilmiştir. Osmanlılar Bosna-Hersek’i sadece fethetmemiş, buraya yeni bir medeniyeti de getirmiştir. Günümüzde de gözlemlenen İslam kültürü, söz konusu medeniyetin Bosna’da oldukça benimsendiğini göstermektedir. Modern Boşnak kimliği, bu suretle, Osmanlı Devleti yönetimi sırasında bugünkü şeklini almıştır.

Boşnakların etnik kökeni ve kimliği üzerine tartışmayı daha fazla sürdürmek, bu makalenin amacını aşacaktır. Kanaatimizce, politik açıdan Bosna devletinin yok edilmesi maksadıyla Boşnak kimliğinin reddediliyor olması başlı başına bir mezalim sayılmalıdır. 1990’lardaki Bosna savaşında, Sırplar tarafından bombalanan ilk yerler arasında, zengin Osmanlı arşivine sahip olan Saraybosna Şark Enstitüsü ve Bosna-Hersek Milli Kütüphanesi yer almıştır. Bunların yok edilmesiyle, herhalde, Boşnakların tarihinin silinmesine çalışılmıştır.

http://bosnjaci.net/egt.php?id=922

Krusevlanin
10-12-06, 12:30
Sayın Baboviç neden illa Türk olduğumuz konusunda ısrar ediyorsunuz.Literatürde Sancak kelimesinin geçtiğini belirtip bu dayanağa bakarak Boşnakların Türk olduğunu söylüyorsun.Bilirsin ki Osmanlı devleti Balkanlar'da 500 sene hüküm sürmüştür.Bu 500 sene içinde kelime ve kültür olarak bazı kaynaşmalar olması kaçınılmazdır.Ben boşnağım,sancaklıyım ve bununla gurur duyuyorum.Eğer tarihe bakarsan balkanlar da Osmanlı'ya karşı ayaklanmayan tek milletin Boşnak milleti olduğunu görürsün.Bu korkak olduğumuzdan değil,nankör olmadığımızdandır.Korkak olmadığımızı bosna savaşında ıspat etmiş bulunmaktayız.
Sancakta ki Osmanlı askerlerinin hepsinin türk olduğunu sanmakla hata ediyorsun.Olsa bile hepsinin doğuştan viegralı olma ihtimali inan ki çok düşük hatta imkansız.Saygılarımla


sayın jarane ne baboviçi ne de sizi yakinen tanımam fakat yazdıklarınızın bir kısmına katılmıyorum ve şunu belirtmek isterim boşnaklara karşı balkanlarda tavır alındığı zaman boşnaklıklarına hakaret edilmemektedir direkt olarak türklüğe hakaret edilmektedir ve bunun kaçınılmaz sebeplerinden biri de boşnakların balkanlar da kendilerini türk hissetmeleri kendilerine türküz demeleridir evet bizler de boşnağız ve boşnaklığımızla gurur duyuyoruz bence yazmış olduğun yazı sadece ortamı germektedir lütfen bu şekilde yazarak konuyu farklı yönlere çekmeyelim daha seviyeli ve daha saygılı yazılar yazmak ümidiyle mesajımı burada noktalıyorum..........

saygılarımla

Krusevlanin
10-12-06, 12:39
Slav ırkında mavi gözlü olmak şart değildir.Ama biliyorum ki benim babam boşnak ve bende boşnağım.Burada bu konuya girerek ırkçılık yapma niyetinde değilim.Sadece boşnakları Türkleştirmek için yapılan çalışmalara karşıyım.Boşnak olmak ayıp birşeymi ki inkar edelim.Ben sadece Türkiye de yaşayanların içinde Türk olduklarını söylediklerini gördüm.Oysa Sancak'ta ya da Bosna'da yaşayanlar kendilerini Türk olarak görmüyorlar.Size sormak isterim,Türkiye yerine Almanya,Fransa,Vb.ülkelere giden boşnaklar kendilerini Alman,Fransız veya yaşadıkları ülkenin milleti olarak mı görüyorlar?


allahtan ırkçılık yapmıyorsunuz yani ve kimse boşnakları türkleştirmeye çalışmıyor bunu da nerden çıkardınız boşnak olmanın ayıp bi şey olduğunu kimse de söylemedi zaten siz kendiniz ortamı germek isteme çabasındasın lütfen konuyu bölmeyelim ve türkiyede yaşayanların içind egördüm diyosunuz da balkanlarda da aynı şey söylenmektedir "biz türküz" denilmektedir hatırlatırım ben size sorarım aslında almanya'ya yada fransa'ya gittiniz mi bilemem ama eminim ki onlar da aynı şeyleri söylemektedirler çünkü boşnaklar bilhassa da bosna ve sancak türkiye ve türklerin avrupa da ki son kaleleridir bunu tüm türkiye kabul ederken siz neden inkar çabaları içindesiniz ve neyin peşindesiniz anlamış değilim....................

saygılarımla

cosar
28-12-06, 12:51
Eger musade ederseniz bende bir katkida bulunayim.Ben Cosar ve esim Melahat
(kendisi Bosnak Kokenli , 3 nesil sonra , Avustralyada , Sanjak Bolgesinden ,Rosteder sulalesinden kuzenlerini buldu.) Forumdaki bahsedilenler cok ilginc geldi. Ben Turkiyeli olarak Bosnaklara Zet olmakdan cok ve cok memnunum.Gerek TC deki Bosnak akrabalardan veya gerekse Australyadaki Bosnak akrabalardan gurur duyuyorum.Foruma katilan ve bu mesajimi okuyan arkadaslarada ayrica selamlar.

izmirlimmm
10-01-07, 23:23
şunu unutmayalımki boşnaklar olmasa güneş bile doğmazdı!!! bu arada sancaklıları unutmayalım babanm novi pazarlı genellikle bugday tenli, kumral yada esmerde 185 boyundada olunuyor. karadağlıları es gecmeyelim saygılarımla...

irfan
10-01-07, 23:34
şunu unutmayalımki boşnaklar olmasa güneş bile doğmazdı!!! bu arada sancaklıları unutmayalım babanm novi pazarlı genellikle bugday tenli, kumral yada esmerde 185 boyundada olunuyor. karadağlıları es gecmeyelim saygılarımla...

izmirlii sancaklı bosnalı veya karadağ ayırmı bence yoktur balkanlar tüm yaşayan boşnaklar sağolsun ziveli gosti do zoree

SINANOVIC
26-01-07, 10:17
Boşnaklar Kimdir?

Bosna’nın Osmanlı döneminde bir “altın çağı” yaşadığı doğrudur. Ancak, Boşnaklar üzerine çalışırken, Osmanlı öncesi dönemden işe başlamak gerekmektedir. Aksi takdirde, “Bosna ve Boşnaklar tarihte hiçbir zaman var olmamıştır” diyerek, Boşnakların kimliği ile ilgili, kendi amaçları doğrultusunda yazı yazma eğiliminde olan Sırp ve Hırvat tezlerine hizmet edilecektir. Hırvatlarda ve Sırplarda, Bosna’yı kendi topraklarına dahil etme arzusu, tarih içinde sürekli var olmuştur. Bu yöndeki planlarını hayata geçirebilmenin araçlarından biri, Boşnak kimliğini bütünüyle reddetmekten geçmiştir. Özellikle milliyetçilik akımlarının ağırlık kazandığı 19. yüzyılda bu yönde daha sistematik adımlar atılmış ve tarih kitapları yeniden yazılmıştır.

Tarihsel açıdan bakıldığı zaman, Bosna devleti Orta Çağ’dan beri sürekli var olmuş ve önce Banlar, ardından krallar tarafından yönetilmiştir. Bosna toprakları bazen genişlemiş, bazen de daralmıştır. Ne var ki Bosna’nın Orta Çağ tarihi yeterince araştırılmış değildir. Bu konudaki boşluğu kapatmaya çalışan Zagreb Üniversitesi’nden Hırvat asıllı tarihçi Nada Klaiç’e göre, Orta Çağ’daki Bosna devleti, komşu Sırp ve Hırvat devletlerinden daha eskidir. Diğer taraftan, Ortaçağ Bosna devletinin, günümüze kadar bir süreklilik arz ettiği görülmektedir. Osmanlı döneminde Bosna ayrı bir birim olarak varlığını sürdürmüş, Boşnakça ise devlet dilleri arasında sayılmıştır. Bunun yanında Bosna, 1878 yılından itibaren girdiği Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun yönetimi altında da, 1918 yılında kurulan Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı’nda ve sonraki Yugoslavya devletlerinde de, hep kendi topraklarıyla ayrı bir bütünü oluşturmuştur.

Boşnakların kökeni araştırılmaya başlandığı zaman, genel olarak “tanrının sevdiği kulu” anlamına gelen Bogumiller karşımıza çıkmaktadır. Nitekim Boşnak tarihçiler genel olarak Bogumillik içinde kökenlerini, siyasi ve kültürel kimliklerini aramaktadırlar. Bogumiller hem Katolik, hem de Ortodoks kilisesine direnmiş ve kendi “Bosna kilisesi”ne sahip olmuştur. Bosna’da Katolik kilisesinin etkisinin zayıflamasını, kendine özgü kavramlarıyla Bosna kilisesinin yayılmasını hoş karşılamayan Papalık, Bosna’ya karşı haçlı seferleri örgütlemiştir.

Hangi ırk ve milletlerin Bosna’nın kültürel değerlerinin ilk temsilcilerinin olduğu konusunda yeterli açıklık bulunmuyor ise de, bu çerçevede Bosna’nın en eski yerlileri olarak “İlirler” anılmaktadır. Nitekim bazı tarihçiler, Orta Çağ Bosnalılarının kimliklerinde, İlir kökenine işaret etmektedir. Dahası, nadir de olsa, Bosna’da kökleri İlir kavimlerine kadar uzanan bir kültürel devamlılığın izlerine de rastlandığına işaret edilmektedir.

Tarihçi Enver İmamoviç, “Boşnak” kelimesinde 2000 yıldan fazla bir sürekliliğinin var olduğunu ileri sürmektedir. Ona göre, Antik Çağ’da Bosna’da “Poseni” (Boseni) olarak anılan bir İlir kavmi yaşamıştır. İmamoviç ayrıca, Roma İmparatorluğu döneminde Bosna’nın “Bassania” ismiyle anıldığının ispatlandığını ileri sürmektedir. Bunun dışında, 6. ve 7. yüzyıllarda Slavların Balkanlar’a gelmesiyle “Bassania”nın önce “Bosona”, ardından “Bosna” olarak ad değişikliğine uğradığını savunmaktadır. Bu tür tezlerden hareketle, Boşnak tarihçiler, Orta Çağ’da Bosna topraklarında yaşayanların genel olarak “Boşnyani” adıyla anıldıklarını belirtilmektedirler. Boşnyani’den ise “Boşnyak” (“Boşnak”) kelimesi gelişmiştir.

Görüldüğü gibi, “Bosnalı” kavramı, her şeyden önce kökleri geçmişe uzanan etnik ve siyasi bir kimliği ifade etmektedir. Enver İmamoviç’in analizinden ise Boşnakların ne “İslamlaşmış Sırplar” ne de “İslamlaşmış Hırvatlar” olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Ne var ki, bu konuda Boşnak tarihçileri arasında bile bir fikir birliği bulunmamaktadır. Örneğin, tarihçi Mustafa İmamoviç Boşnakları, etnik açıdan güney Slav kökenli, dini ve kültürel-politik deneyim açıdan ise güney Slavlardan farklı bir millet olarak tanımlamaktadır. Gerçekten de, 6. ve 7. yüzyıllardaki Slav istilaları, her şeyden önce Bosna’da yeni bir dilsel ve kültürel kimliğin oluşmasını sağlamıştır. Slavların Bosna yerlileri üzerindeki etkisi o kadar güçlü olmuştur ki, bu ülke Orta Çağ’da tipik bir Slav devleti görünümü vermiştir. Nitekim o döneme ait dilsel ve kültürel nedenlerden dolayı, Bosna’yı oluşturan nüfus Slav olarak adlandırılabilir. Ancak, Bosna nüfusundaki ırksal çeşitlilik olgusu da dikkate alınmalıdır. Tarih içinde Gotlar, Hunlar, İranlı Alanlar ve Avarlar gibi değişik ırklar Batı Balkanlar’a yerleşip, Romalılar ve Slavlar arasına karışmışlardır. Bir Türk kavmi Avarlar, 7. yüzyılda Bizans, Hırvat ve Bulgar orduları tarafından Balkanlar’dan sürülmüştür. Ancak, yapılan bazı araştırmalar, Bosna ve Karadağ’ın bazı bölgelerinde Avarlara ait uzun süreli yerleşim alanlarının mevcut olduğunu göstermiştir. Nada Klaiç, Slavların ilk politik (devlet) örgütlenmelerinde, önemli Avar unsurlarının yer aldığını savunmakta ve Avarlar’ın Bosna topraklarında yaklaşık 200 yıl sürmüş olan yönetiminden söz etmektedir. Klaiç ve diğer bazı tarihçiler, ilk Slav yöneticilerine ait “Ban” ve “Jupan” gibi unvanların, kelime olarak Avarlara ait olduğunu ve “zengin”/ “mülk sahibi” anlamlarına geldiğini de ileri sürülmektedir.

Boşnakların tarihsel merkezi ve anavatanı Bosna-Hersek 1463 yılında Osmanlı tarafından fethedilmiştir. Osmanlılar Bosna-Hersek’i sadece fethetmemiş, buraya yeni bir medeniyeti de getirmiştir. Günümüzde de gözlemlenen İslam kültürü, söz konusu medeniyetin Bosna’da oldukça benimsendiğini göstermektedir. Modern Boşnak kimliği, bu suretle, Osmanlı Devleti yönetimi sırasında bugünkü şeklini almıştır.

Boşnakların etnik kökeni ve kimliği üzerine tartışmayı daha fazla sürdürmek, bu makalenin amacını aşacaktır. Kanaatimizce, politik açıdan Bosna devletinin yok edilmesi maksadıyla Boşnak kimliğinin reddediliyor olması başlı başına bir mezalim sayılmalıdır. 1990’lardaki Bosna savaşında, Sırplar tarafından bombalanan ilk yerler arasında, zengin Osmanlı arşivine sahip olan Saraybosna Şark Enstitüsü ve Bosna-Hersek Milli Kütüphanesi yer almıştır. Bunların yok edilmesiyle, herhalde, Boşnakların tarihinin silinmesine çalışılmıştır.

1683-1699: Katolik İttifak Güçlerinin Müslümanlara Saldırısı

Bosna’nın Osmanlı Devleti içine dahil edilmesinin ardından, Boşnaklar da bu yeni yöneticilerinin fetih ordusu içinde yer almıştır. Örneğin, Macaristan’ın işgalinin yolunu açan 1526’daki Mohaç Muharebesi’ne, Bosna’dan 20 bine yakın kişi katılmıştır. Diğer taraftan, 1711 yılında Rusya’ya karşı yürütülen seferde 1553 Bosnalı sipahinin katılmış olması da, Osmanlı ordusunda Bosna kuvvetlerinin taşıdığı önemi göstermektedir. Yapılan bir çalışmada, 15. yüzyılın ikinci yarısından 19. yüzyılın ortalarına kadar, Boşnakların Osmanlı saflarında toplam 241 silahlı çatışmaya katıldıkları belirtilmektedir.

Savaşlarda gösterdikleri başarılardan dolayı, Boşnaklar ödül olarak Avrupa’nın değişik yerlerine yerleştirilmişlerdir. Nitekim, Tsetinyska Krayina, Dalmaçya, Lika, Slavonya ve Macaristan’ın çoğu kentlerinde Boşnakların yaşadığı görülmektedir. Örneğin, Evliya Çelebi 1660 yılında kaleme aldığı seyahatnamesinde Budin (Budapeşte), Siget, Şikolş, Peçuj, Stolni Biograd, Temişvar gibi kentlerde sadece Bosnalı (Boşnak) dilinin duyulduğunu, Budin’in bütün yerlilerinin Boşnak olduklarını, Kanyija’da da çoğunluğu Boşnakların oluşturduğunu yazmıştır. 1625 yılına ait bir Hırvat kaynağından ise, o tarihlerde Dalmaçya bölgesinde de önemli miktarda Boşnak asıllı ailenin yaşadığı anlaşılmaktadır.

Boşnakların bu şekilde Avrupa’nın değişik yerlerine yerleştirilmesi, kendilerine karşı ilk mezalimin gerçekleştirilmesine de ortam hazırlamıştır. İkinci Viyana Kuşatması’ndaki bozgun, Osmanlı gücünün sona ermesinin başlangıcı olmuştur. 1683 yılında başlayan ve Avusturya, Polonya ile Venedik Cumhuriyeti ordularının ittifakı karşısında başarısızlıkla sonuçlanan İkinci Viyana Kuşatması’nın ardından, Osmanlılar Avrupa’da fethettikleri bazı bölgeleri kaybetmeye ve güneydoğuya doğru çekilmeye başlamıştır. Dahası, Osmanlı gücünün yenilebilir ve dağılabilir olduğu görülmüş, bu ise Balkan halklarının ulusçu örgütlemesini teşvik edici bir rol oynamıştır.

Macaristan, Slavonya, Lika, Krbava, Dalmaçya ve Boka Kotorska’da hakimiyetin kaybedilmesiyle birlikte, Osmanlı ordusunun geri çekildiği bölgelerden Boşnak ahali de göç etmek zorunda kalmıştır. Zira Hristiyan İttifak güçleri sadece Türklere karşı değil, İslam’ı benimseyen herkese karşı savaş açmıştı. Gönüllü göç etmeye yanaşmayanlar ya zorla göç ettirilmiş, ya öldürülmüş, ya da zorla Katolikleştirilmiştir. Sadece Lika bölgesinde 1680 yılında yaklaşık 7 bin Boşnak ailesinin (30 bin kişi) yaşamakta olduğu belirtilmektedir. 1687 yılına gelindiğinde, bunların büyük kısmı bölgeden kaçmak zorunda kalmış, geride kalan yaklaşık 1.700 kişinin ise zorla Katolik dinini kabul ettiği kaydedilmiştir. Diğer taraftan 1687 yılında Boka Kotorska bölgesindeki Müslümanların bir kısmı, özellikle de Herceg Novi ile Risan’lı olanlar, Venedikliler ile Karadağlılar tarafından öldürülmüştür. Bir yıl sonra benzer kaderi, Karadağ’ın günümüzdeki başkenti Podgoritsa’nın yakınlarında bulunan Medun kenti ve Kuç’taki Boşnaklar da yaşamıştır. Bunun yanında, Herceg Novi’den 3.500, Medun ve Kuç’tan ise 280 Müslüman sürgün edilmiştir. Bu mülteci akımlarının, Bosna’nın nüfus yapısı üzerinde büyük etkileri olmuştur. Tahminlere göre, İkinci Viyana Kuşatması ile başlayan süreç ve sonrasında, yaklaşık 130 bin Müslüman Bosna’ya sevk edilmiştir.

Bugünkü Macaristan ve Slavonya’nın belli bölgelerini kapsamış olan tarihi Kanyija bölgesindeki Boşnaklar, en kötü kaderle karşılaşmışlardır. Kanyija komutanı Piri Ahmed efendi 1689 yılında bir mektupta özetle şunları yazmıştı: “Bu mektup, kuşatılmış olanların gözyaşlarıyla yazılmış ve eline geçecek olan ilk üst düzey Osmanlı yöneticisine gönderilmiştir. Biz kendi aramızda, Kuran’ın okunduğu ve ezan sesinin duyulduğu Sultanın kalelerini, düşmana teslim etmeme konusunda anlaştık. Acil yardım bekliyoruz”. Ancak yedi yıl boyunca sultandan hiçbir yardım gelmeyince, bütün Kanyijalı Müslümanlar Hristiyan ittifak güçleri tarafından öldürülmüştür.

1683’te başlayan bu birinci mezalim dalgası, Osmanlılar ile İttifak güçleri arasında 26 Ocak 1699’da imzalanan Karlofça Antlaşması’na kadar sürmüştür. Bu antlaşmadan önce İttifak güçleri, günümüzdeki Makedonya’nın başkenti Üsküp’e kadar ilerlemiş ve Müslümanların yoğun olarak yaşadığı Saraybosna, Yeni Pazar ve Üsküp gibi kentleri harap edip, ateşe vermiştir. Örneğin, Ekim 1697’de, Savoy Prensi Eugene’nin komutası altındaki Avusturya ordusu Saraybosna’ya girip, önce talan etmiş, ardından Boşnakların çoğunu öldürüp, kenti ateşe vermiştir. Bu olay, Saraybosna’nın tarihinde yaşadığı en büyük trajedi olarak hatırlanmaktadır. Prens Eugene’nin askeri günlüğünde şu kayıt yer almaktadır:

“24 Ekim günü Saraybosna’yı ve çevresindeki bütün alanı ateşe verdik. Düşman peşine düşen hücum birliğimiz, çok sayıda Türkü öldürdükten sonra, yanlarında birçok kadın, çocuk ve ganimet getirdi”.

Eugene’nin beraberinde köle olarak götürdüğü Saraybosnalı Müslümanın sayısı yaklaşık 10 bin olarak tahmin edilmektedir.

1711: “Türkleşenlerin İmha Edilmesi”

28 Haziran 1389’da cereyan eden Birinci Kosova Savaşı, Osmanlı Devletinin Balkanlar’daki egemenliğinin kapılarını önemli ölçüde açmıştı. Bu savaşta Osmanlı’nın karşısında yenik düşen Hristiyan ittifakının liderliğini, Osmanlı güçleri tarafından öldürülen Sırp Prens Lazar Hrebelyanoviç yapmıştı. Birinci Kosova Savaşı’nı kazanmış gibi davranan Sırplar, 28 Haziran tarihini en kutsal günleri arasında saymakta ve “Vidovdan” adı altında kutlamaktadırlar. Gerçekte ise, Sırplar ve Karadağlılar bu savaştaki yenilgiyi hiçbir zaman sindiremediği için, yüzyıllar boyunca bunun intikamını Balkanlar’daki Müslümanlardan almaktadırlar.

İşte 1711 yılında Karadağ’da gerçekleştirilen katliamın, bu öç alma girişimlerinin ilki olduğu söylenebilir. İkinci Viyana Kuşatması’nda Hristiyan dünyasının Osmanlı karşısındaki galibiyetinden cesaret alan ve Rusya tarafından desteklenen Karadağ, topraklarını geri almak için planlar yapmaya başlamıştır. Bunun sonucunda, Boşnaklara yönelik ikinci mezalim 1711 yılında, Noel arifesinde gerçekleştirilmiştir. “Türkleşenlerin İmha Edilmesi (İstraga Poturica)” olarak adlandırılan bu olayda, Karadağ’ın Tsetinye kentinde Çekliçi aşiretinden ağırlıklı olmak üzere, bin civarında Boşnak katledilmiştir. Bu olaydan önce, “Eski Karadağ” olarak adlandırılan topraklarda 800 asker ile 3.500 sivil Boşnak yaşamış, ancak katliamdan kurtulmayı başaranlar göç etmek zorunda kalmıştır. Günümüzde Saraybosna’da yaşayan Mustafiç, Vraniç, Osmanagiç ve Bayramoviç gibi aileler, “Türkleşenlerin İmha Edilmesi” planından dolayı göç edenler arasında yer almaktadır.

Ancak sözünü ettiğimiz bu ikinci mezalim dalgasının yılı konusunda fikir birliği bulunmamaktadır. 1711 yılı yanında, 1702 ve 1707 yılları anılmaktadır. Bunun yanında, Müslümanların katledilmesine ilişkin kanıtlayıcı herhangi belgenin bulunmadığına, olayın halk arasındaki söylentilerle yayıldığına da dikkat çekenler vardır. Boşnak tarihçi Mustafa Memiç, 1711 yılı üzerinde ısrar etmekle birlikte, bu katliamın Rusya tarafından kışkırtıldığını da savunmaktadır.

Günümüzde Sırbistan ve Karadağ’ın okullarında öğrencilere ezberletilen, Karadağ edebiyatının başyapıtı ve aynı zamanda Sırp şiir edebiyatının şaheserlerinden “Gorski Vijenac” (Dağ Çelengi), 1711’deki Boşnak katliamına yer vermektedir. Yazarı Petar II. Petroviç Nyegoş olan ve Karadağ’ın kurtuluşundan bahseden bu eserde, nefret fetihçi Türklerden çok, “Türkleşenler” (İslam’ı benimseyenler) üzerinde yoğunlaşmaktadır. Türklerden kurtulabilmenin yolunun, “Türklerin yardımcılarından” kurtulmaktan geçtiği fikriyle, Türkleşenlerin ya Hristiyanlığa geri döndürülmeleri, ya da öldürülmeleri öngörülmüştür. Boşnaklar üzerinde gerçekleştirilen 1711 katliamını Nyegoş söz konusu eserinde, büyük bir heves ve zevkle kaleme almıştır. Ayrıca gerçekleştirilen katliamlar, kahramanlıklar olarak yansıtılmıştır.

Ban_TuRaK
29-01-07, 19:26
Karadeniz sahilinde yaşayan diğer önemli bir kavim de Mosynoek’lerdir. Herodot, Dara’nın Pers imparatorluğu içinde yaşayan milletler arasında Mosynoeki kavmini de sayar (III.94). Ksenophon, onları Sinop ile Giresun arasındaki sahil şeridinde gösterir. (V.4) Strabon, Mosynoek ve Mosyn kelimelerinde Yunanca anlamlar arar. Bizce her iki tabir de Türkçe etimolojiye sahiptir.


Mosyn(i) (< Türkçe Beçen “Peçenek”):


Yunanca’daki m=p (LiScGEL 421) ve b=p (LiScGEL 510) fonetik değişimleri göz önünde tutulursa, m<p<b ilişkisi ile. Mosyn<Posyn<Bosin<Türkçe Beçen “Peçenek” sonucuna ulaşırız. Haçlı seferleri çağında Trakya’da bir şehir adı olarak bilinen Mosynopolis kelimesi “Mosyn’ler (Beçenler) şehri” diye de tercüme edilebilir, zira bu çağlarda Beçenlerin (Peçeneklerin) Balkanlarda aktif olduğunu biliyoruz.

Mosynoek(i) (< Mosynek <Türkçe Peçenek )


Bizce Mosynoeki adı, Mosyn(i) kelimesinin başka bir şeklidir ve de Beçen kelimesinin diğer şekli olan “Peçenek” adının tam karşılığıdır: Mosynoek(i) > Mosynek > Pesynek > Türkçe Peçenek, ki bu kelime esasında, önceki bölümde de işaret ettiğimiz gibi Beçen kelimesinin bir çoğuludur. Burada –ek / -ik Ogurca (Macarca) ve Yafes dillerinde mevcut olan bir çoğul ekidir. Latince’de Peçenekler için kullanılan Bissen(us) tabiri de Kk. Mosyn ve Bithny (>Bisin) kelimelerine çok yakındır ve sonraki Yunanlılar onlar için Patzinak adını kullanmışlardır ki, bu da fonetik bakımdan Mosynek(i) kelimesinin hemen hemen aynısıdır. Dağlarda kasabalar ve köyler içinde yaşayan bu Mosynek’ler öldürdükleri düşmanlarının kafalarını keserek teşhir etmeleri (Ksenophon (V.4) gibi örf ve adetleri bakımından İskitlere benzerler.

Bilindiği gibi Peçenekler bir çok kelimenin başında "B" harfini kullanırlardı.Mosynek=Pesynek=Bosynek=Boşnak

Jusko73
05-02-07, 08:51
Boşnak biziz yahu, bizi bilen biliyo zaten cok fazla irdelemeyin altını, o zaman işler karışır, boşnakçayı konuşuyoruz o guzel melodik dili, pita yiyoruz, burek yiyoruz, çöpçatanın kralı nur yüzlü annelerimiz ve teyzelerimiz var, dillere destan kızlarımız, kökenine bağlılığımız, hakikatiliğimiz, vatan sevgimiz, spor yeteneğimiz, düzgün fiziğimiz daha nediyeyim Güzel türkiyemize her açıdan güzellik katmiş, bu vatana bağlı, ticarette başarılı bugün kendisiyle komşuluk yapan hiç kimsenin hakkında tek kötü kelime söylemediği fıstık gibi insanlarız. Bizi biz yapan değerleri, ananelerimizi bir kaç cümle dahi olsa biraz boşnakçamızı gelecek nesillere ne kadar aktarabilirsek o kadar boşnağız sevgili dostlar. Tarihi köken önemli ama belli kalıplara sığmayacak kadar kozmopolitik bir olgu bu, kafa karıştırıyor yani. Küçüktük, yugoslav göçmeni biliyorduk kendimizi, Yugoslavyaya gittik yazlari aa baktikki burada sirp, hirvat v.s. var. şivemiz de pek köylü kalmiş ordaki şehirli dostlarimiza göre, sonra baktik ortaya Bosna Hersek diye bi ülke çikti sonra olduk bosna hersek yada bosna kökenli, benim çok sevdiğim Yugoslavya oldu burda sevilmeyen sirplarin vatani, ama biz sancakliyiz dedik aaa dediler siz sirbistandan misiniz, uğraştik durduk yok canim sirbistan içinde sancak var musluman bir bölge ooof işler iyice karıştı. Bosnaya gittik turist olarak tam bir felaket herifler sancak düsmani nerdeyse her kelimemizle dalga geçiyorlar, Bre diyoruz ba diye, cesi diyoruz, gdesi diye düzeltiyorlar kardeşim ben şta hoy, ceçeş, şta işteş diyorum . Ben Türkiyedeki Boşnağım, İlla tam olarak tanımlanmam mı lazım. istemiyorum.

emirovic
17-02-07, 13:16
Bende bir bildiklerimi yazayim.Bosnaklar kimi tarihcilere gore bogomil dininden olan sonra Islami secen Slav,kimilerine gore,Muslumanlasmis Sirp veya Hirvat ,Kimilerine gore Slavlasmis pecenek Turku.Ama bana gore en dogrusu en bastaki Osmanlidan once Bogomil dininden olan Slavlardir.Bosnaklarin islami kolay secmelerinin yani Bogomil dinin Islam la olan benzerligi ve diger Hiristiyan(Ortodoks ve Katolik) mezhepleri tarafindan dislanmasidir.Onlara turk denmesinin nedenide Musluman olmalari ve Osmanlinin himayesi altinda yasamalaridir bu hata bazi cahiller tarafindan Arnavutlara da denmektedir.Ama her ne olursa olsun hepimiz T.C vatandasiyiz ve Turkiye icin canimizi vermeye haziriz.Canakkale de Bosnak ta ,Arnavut ta ,Turk te ,Arapta,Kurte ayni safta savasti ortak dusmana karsi.Arnavutlukta da veya Kosovada ben duymadim bir musluman Arnavutun ben Turkum demesini.bunlar cahiller tarafindan uydurulan sozlerdir.Macarlar Turktur Hun Turku ama Turkiyenin dostu Balkanlarda Macaristan degil Bosna ve Arnavutluktur



Bosnaya gittik turist olarak tam bir felaket herifler sancak düsmani nerdeyse her kelimemizle dalga geçiyorlar, Bre diyoruz ba diye, cesi diyoruz, gdesi diye düzeltiyorlar kardeşim ben şta hoy, ceçeş, şta işteş diyorum
Arnavutlukta da aynen Kosova ve Makedonya Arnavutlari icinde ayni diyorlar koylu ,yobaz falan dalga geciyorlar

persembeli
31-03-07, 19:11
Hangi ırk ve milletlerin Bosna’nın kültürel değerlerinin ilk temsilcilerinin olduğu konusunda yeterli açıklık bulunmuyor ise de, bu çerçevede Bosna’nın en eski yerlileri olarak “İlirler” anılmaktadır. Nitekim bazı tarihçiler, Orta Çağ Bosnalılarının kimliklerinde, İlir kökenine işaret etmektedir. Dahası, nadir de olsa, Bosna’da kökleri İlir kavimlerine kadar uzanan bir kültürel devamlılığın izlerine de rastlandığına işaret edilmektedir. ...............................................

ben Boşnakların İlir'ler ile bir bağlantısının olduğunu düşünmüyorum. İlirler Arnavutların atasıdır.Arnavutlar ise Türk'e düşmanca bakar...

?afak BONCUK
22-06-07, 16:01
>>> BOŞNAK <<<

BOŞNAK >>> Yiğittir, merttir, çalışkandır.
BOŞNAK >>> Hiç kimseye hiçbir durum ve ahvalde yalan söylemeyendir.
BOŞNAK >>> Ağır başlı, vakur ve sözü dinlenendir.
BOŞNAK >>> Özü sözü bir, beyninden ve kalbinden geçenleri bütün yalınlığı
ile ağzından dökülen sözcüklerle saptırmadan ifade edendir.
BOŞNAK >>> Delikanlılıktan ödün vermeyen ve haksızlıklar karşısında gözünü budaktan sakınmayandır.
BOŞNAK >>> Yardımsever, seven ve sevilendir.
BOŞNAK >>> Düşkünlere, mazlumlara elinden geldiğince yardım edendir.
BOŞNAK >>> Hiç kimsenin hakkına tecavüz etmiyen ve göz koymayandır.
BOŞNAK >>> Hiç kimseye kin tutmayan ve husumet beslemeyendir.
BOŞNAK >>> Kimsenin arkasından konuşmayan, kişinin yüzüne söyliyemiyeceği
sözleri gıyabında aklından dahi geçirmeyendir.
BOŞNAK >>> Yaşamı boyunca BABASI dahil kimseye minnet duymayandır.
BOŞNAK >>> Duygularının; aklının önüne geçmesine fırsat vermeyendir.
BOŞNAK >>> Bu gün ben neyim demiyen, yarın ne olacağım diyen, çeşme akarken
kovasını dolduran, kendi, ailesi ve vatanının geleceğini garanti altına alandır.
BOŞNAK >>> Yetişip büyümesinde, istikbalde kendine, ailesine ve vatanına faydalı bir nefer olmasına
emeği geçen herkese saygıda kusur etmiyen ve onları her daim hoş tutandır.
BOŞNAK >>> Çok çalışan, üreten bu vesile ile ailesine, milletine ve vatanına faydalı olandır.
BOŞNAK >>> Dini vecibelerini yerine getirirken gösterişten uzak ve yanlızca yaradan yüce
ALLAH için ibadetlerini yerine getirendir.
BOŞNAK >>> Bu vatan topraklarını kendisine kanının son damlasını vererek, bayrağına kanının
rengini vererek, bu ülkeyi bize payidar kılan yiğit atalarını saygı ve şükranla anan, aziz ruh ve
şahsiyetlerine hakaret ettirmeyen ve kötü söz söylemeyen, söylettirmeyendir.
BOŞNAK >>> Vatanına göz koyan, kasteden düşman ve vatan hainlerine aman vermeden
korkusuzca mücadele ve müdafa edendir.
BOŞNAK >>> Ülkenin yükselip yücelmesi için bedenen, ruhen ve madden tüm emeğini sarf edendir.

BOŞNAK >>> SATMAYAN, SATILAMAYAN ve SATIN ALINAMIYANDIR.

BOŞNAKLIK YİĞİTLİKTİR, ŞEREFTİR ve ASALETTİR.

sefak?yl? bo?nak
01-08-07, 11:03
Mi ni smo tako je ovako jedan narod
Mi smo prava i luta jedan narod
Mi smo svake utro kahvu pi smo
Mİ SMO BOŞNAK

awzemik
03-12-07, 22:13
türkiyede türkler azınlıktayken nasıl boşnaklar türk oluyor ? adamların hem dili farklı hem kültürü (hernakadar müslüman da olsalar-zaten ne geldiyse müslümanlıktan geldi başlarına-) hem de ırkları farklı. adamalar düpedüz slav işte. bunu kabullenmek neden o kadar zor. genlerini de araştırsanız % 90 slavdırlar. zaten sarışın tiplerden anlarsınız. şimdi biri çıkacak diyecek türkler de sarışındır. malesef asıl türkler mongol ırkındandır. yani moğollarla, çililerle vs. aynı arktandır. hiç sarışın moğol gördünüz mü?

Balki
03-12-07, 22:20
yaz yaz söle söle dilimizde tüy bitti yahuuuu

plaki?-pau?inas
04-12-07, 11:37
Boşnaklarda herkes tarafından bilinir ki sevgiye aşka saygı duyan duygusal bir halktır. Boşnak ailelerde evliliklerin büyük çoğunluğu kaçarak yapılan evliliklerdir. (aile büyüklerinin araya girerek barıştırmaları fazla uzun sürmez :D) Valla ben babamdan bile bilirim babam derdiki çingene olmasın, akraba evliliği olmasın kimi seversen sev verecem, gelsin istesin kaçma derdi. Boşnaklar dış görünüşe ve düşünce yapısına önem verir. Milliyetçilik benim düşünceme göre sonra geliyor. O yüzden boşnaklar Farklı milliyetten insanlarlada evlilikler yapmışlardır. Saf bir ırk değiller. Hiçbir zamanda olmadılar. Ama genlerinde slavlığın baskın olduğunu düşünüyorum. Çünkü slavların yoğun olduğu bir bölgede yaşıyorlar. Baksanıza İnsanlarımıza, çocuklarımıza ne kadar çok slavlara benziyolar.

@kt@n
03-01-08, 10:27
Boşnaklar Slav kökenli kendi dilini konuşuyorlar. Müslümanlar. Bosna’da, Kosova’da, Sancak’ta ve Makedonya’da yaşıyorlar. Ayrıca göçmen olarak Batı Avrupa’da ve Kuzey Amerika’da. Sırplara göre Sırp asıllılar ve Hırvatlara göre Hırvat asıllılar.

Sadece Bosna Savaşı’nda 200.000’den fazla Boşnak, Boşnak olduğu için öldürüldü. O zaman da kimse Boşnak milletinden söz etmezdi. Bugün de etmiyor. Savaş zamanı adları “Boşnak Müslümanlar” idi. Bugün de öyle. Nitekim AB de Bosna Hersek ile imzalamak istediği Ortaklık Anlaşması’nda onlara “Boşnak halkı” diyor. Sırplara “Sırp milleti” ve Hırvatlara “Hırvat milleti” dediği hâlde. Boşnaklar bugüne kadar çalışkanlıkları ile, gururları ile, kahramanlıkları ile ve verdikleri kayıpları ile millet olduklarını ispat ettiler. Ama yine de yok hükmündeler.


“Boşnak Müslüman” denildiğinde –ki hâlâ öyle deniliyor- çıkan sonuç kısaca şöyle; Sırpların Müslüman olan ve Türk etkisi altındaki bir kolu. Hatta bir ölçü de Araplar ile etkileşmiş. Kültürü, müziği, mutfağı ve mimarîsi Müslüman etkisindeki topluluk, halk grubu…


Boşnaklar Türkiye için “Mostar” demek, “Mayadağı” demek. Hatta “Hüdavendigâr” demek. “Evlâd-ı Fatihan” ve “Proşeva” demek. 1992’de Bosna’da yaşanan “ikinci Çanakkale” ve Zenica’da, Tuzla’da, Saraybosna’da, Bihaç’ta ve Srebrenica’da katliam demek.


Boşnak demek, bütün dünyanın gözü önünde yıllarca, bombardımanla yıkılan evin harabesine naylon gerilerek kurulan yuvaya, su taşırken İgman Dağları’ndan şehri kuşatan keskin nişancının arpacığından can vermek demek.


Daha beteri ise Kosova’da veya Makedonya’da Boşnak olmak. Çünkü o zaman sadece “kendisine Boşnak diyen Müslüman Slav azınlık” olursunuz. Herkes sizden daha makbûldür. Arnavutlar ve Romanlar her zaman sizin önünüzdedir. AB yetkilileri teftişe gelir, bütün rezaleti görür ve evlerine döndüklerinde –yaz tatili için Barbados’a, kış tatili için İsviçre’ye gitmeden önce “rapor” yazıp, Romanların ve Arnavutların haklarında eksiklikler olduğunu bildirirler.


Boşnak iseniz iş bulamazsınız, eğitim alamazsınız. Hatta güvenliğiniz de olmaz, geleceğiniz de. Önce siz işsiz kalırsınız, önce siz aç kalırsınız. Okula en son siz alınırsınız, en önce siz atılırsınız.


Bugün Makedonya’daki Boşnakların %60’ı işsiz. Ayda 70 YTL ile altı nüfus geçiniyor. Irkçı ve millîyetçi Makedon ve Arnavut partilerine üye olurlarsa ve etnik kökenlerini değiştirirlerse iş bulabiliyorlar.


21. Yüzyıl’dayız. Ama insanlar hâlâ Avrupa’da dili, dini ve milleti yüzünden açlığa ve yalnızlığa zorlanabiliyor. Üstelik tam üyelik müzakerelerine bando-mızıka ile dâvet edilen bir ülkede yaşasalar da.


Makedonlara ve Arnavutlara göre onlar zâten “Arnavut topraklarına” veya “Makedon topraklarına” ait değil. Onlar ya Bosna’ya gitmeli ya da Türkiye’ye. Gurbette istenmezseniz, vatanınıza dönersiniz. Ama vatanınızda da istenmezseniz ve aç bırakılarak, açıkta bırakılarak, göçe zorlanırsanız, ne yaparsınız?


Boşnaklar sokaklara çıkmıyor. Meydanları doldurmuyor, üniversiteleri, fabrikaları işgâl etmiyor. Nedenini de “biz sokaklarda bağıracak halk değiliz” diye açıklıyorlar.


Boşnaklar Bosna Savaşı sırasında Osmanlı mirası Mostar Köprüsünü yıkacak tankların önüne kendilerini attılar, ama bunu bile bir gün dahi söylemediler. Mağdur olduğunu, mazlum olduğunu söyleyen tek bir Boşnağa rastlayamazsınız. Savaş boyunca Boşnaklar “Türk oldukları” için öldürüldüler. Ama Boşnaklar bir gün “Türk değiliz” demediler.


Boşnaklar kalpleri her zaman Türkiye ile bir attı. Boşnaklar Türkiye’ye her zaman “annesini hiç görememiş bir evlâdın hasreti” ile baktı. Çünkü şunu hep bildiler, Aliya İzzetbegoviç’in Ankara’da önemli bir siyâset adamına yönelttiği “Türkiye’de kaç Boşnak var” sorusuna aldığı cevâp doğruydu; 70 milyon…


1996 yılında Balkanlarda soykırımın arkasından imzalanan Dayton’un devâmında Atlanta’da olimpiyatlar vardı. Bu olimpiyatlara yıkılmış, yakılmış, tecavüz edilmiş Bosna-Hersek de katıldı. Kada Delic Bayanlar 10.000 yürüyüş müsabakasına katıldı. Halid Gazibegoviç kızı Kada Deliç 48.47 derece ile 38. son sırayı aldı. Belki sonuncu oldu, ama bin bir zorlukla finişe girdiğinde bütün tribünler ayakta onu alkışlıyordu.


Deliç ne o gün ne de başka bir gün ülkesini kavuran Sırp faşizminden veya soykırımdan söz etmedi. Boşnakların tarihinin hiçbir döneminde hiçbir zaman savaş çıkarmadığını ve kimseye saldırmadığını da anlatmadı. Anlatmazdı, çünkü Osmanlı’dan sonra bir defa bile gün görmeyen kahraman, çalışkan, barışçı ve mağrur Boşnak kültürü buna müsaade etmezdi.


Balkanların büyük yürekli ve çıplak elli milleti Boşnaklar hiçbir zaman eğilmedi. Dilinden, dininden ve kimliğinden hiçbir taviz vermedi. Savaş sırasında takati kalmayan anneler çocuklarını kucaklayıp Saraybosna’nın merkezindeki gökdelene çıkıp kendilerini boşluğa bıraktılar, ama adaletsizliğe ve kadere teslim olmadılar. Saraybosnalılar, onlar atlarken gökdelenin önünde saygı ile durdular, ama hiçbir zaman ne kaderden ne de düşman korktular.


Savaş boyunca bir tek Boşnakın traşsız gezmediği gibi, bir tek gün çöplerin toplanmasının gecikmediği ve tramvayın bir tek gün gecikmediği gibi ve hatta bütün savaş boyunca tek bir bit vakası yaşanmadığı gibi, Boşnaklar bugün de dimdik ayakta. Bombalardan ve keskin nişancılardan korkmadıkları gibi, doğrudan ve dolaylı uygulanan baskılardan da korkmuyorlar.

Aç da kalsalar, açıkta da kalsalar vazgeçmiyorlar. Vatandaşı oldukları ülkelerde barışçı politikalarla ve Avrupa Birliği’nin savunduğunu iddia ettiği ilkeler ile sonuna kadar, bütün inatları, bütün sabırları ve bütün gururları ile birlikte ve huzur içinde yaşamak için mücâdele ediyorlar.AB raportörleri onları görmese de, görmezlikten gelse de.


Balkanlar daima sert millîyetçi rüzgârların tesirindeydi. Savaşlar da bu yüzden çıktı. Ama savaşların durdurulmasından sonra, hele ki “ulus-devletin aşıldığı” iddiaları da gündeme geldikten sonra, AB Makedonya’da ve Kosova’da “etnik demokrasiyi” savunmayabilirdi. Balkanların AB’ye katılımının, Balkan ülkelerinin AB ile ya tam üye ya ortaklık ya da komşuluk ilişkisine girmesinin bölgeye barış ve istikrar getireceği iddiası bu derecede çürük, temelsiz ve kötü niyetli olmayabilirdi.


Kosova’da Arnavutları ve Makedonya’da Arnavut-Makedon ittifakını desteklemenin, siyâsî partilerin etnik kimlikler ile biçimlenmesine yardımcı olmanın ne demokrasi ne de insan hakları ile bir ilgisi olamaz.


AB’nin Kosova’da ve Makedonya’da desteklediği sistem, millîyetçiliğe güç veriyor. Bosna Savaşı sırasında kriz çözümü ve yönetimi konusunda kabiliyetsizliğini bütün çıplaklığı ile ortaya koyan AB, o dönem için savunduğu bahanelere artık sığınamasa da, Balkanlar’a bakış açısını hiç değiştirmediğini gösteriyor.


Bunun ispatı da var. AB’nin kurduğu azınlık haklarını koruma amaçlı türlü örgütlerin arasında yer alan Eurolang’a göre Avrupa’da Türkçe ve Boşnakça konuşulmuyor. Rue St Josse,B 1210, Brüksel/Belçika adresindeki Eurolang’ı Dr Davyth A. Hicks yönetiyor.


Eurolang zayıflatılan ve az konuşulması için uğraşılan dillere destek vermeyi amaçlıyor. Ulusal azınlıkları destekliyor. Bu amaçla STK’lara, medyaya, Avrupalılara, devletlere ve üniversitelere bilgi servisi yapıyor. Eurolang bu konuda en çok EBLUL ile işbirliği yapıyor. 40.000 sadık okuyucusu ve aylık bir milyona yakın site ziyaretçisi ile övünüyor.


19 kişilik ekip baskı altında olan ve giderek daha az kullanılan lisanları şöyle tespit etmiş; ;İtalya’da Arnavutça, İspanya ve Fransa’da Baskça, Fransa’da Bretonca, İspanya, İtalya ve Fransa’da Katalanca, İngiltere’de Kornişçe, Fransa’da Korsikaca, Hollanda’da Frizyanca, İtalya’da Friulca, İngiltere’de Galce, İspanya’da Galiçce, İngiltere ve İrlanda’da İrlandaca, İtalya’da Ladince, Lüksemburg’da Lüksemburgca, Fransa’da Oksidanca, Finlandiya ve İsveç’te Samice, İtalya’da Sardunca, Avusturya ve İtalya’da Slovence, Almanya’da Sorbca ve Finlandiya’da İsveçce. Ne Türkçe ne de Boşnakça.


Boşnaklar 21. Yüzyıl Avrupa’sında “yok hükmünde” olmaya devâm ediyorlar. Ortağı oldukları devlette varlıkları kabûl ediliyor, ama orada da “millet” olmaktan feragatini istiyorlar. Kosova ve Makedonya’da ise esameleri okunmuyor.


Ama Mostar da yerinde, Mayadağı da. Hüdavedigâr’ın türbesi gibi. Boşnaklar Evlâd-ı Fatihan olarak Saraybosna’da ikinci Çanakkale’yi kazandılar ve hâlâ Hüdavendigâr’ın türbedarı

Selim Öztürk