Orijinalini görmek için tıklayınız : Alija İzzetbegovic'ten Tito Üzerine I-II
Tito Üzerine I
AVAZ: İzininizle biraz şaşıracağınız bir soru yöneltmek istiyorum size. Geçtiğimiz günlerde Tito'nunBoşnaklara yardım edip etmediği konusunda pek çok çelişkili fikir ortaya atıldı.Tito hayattayken ve ondan sonraki sosyalist dönemde siz hep hapisteydiniz. Sizin niteliklerinizi o dönemdeki tecrübelerinizi göz önüne aldığımızda , Tito hakkındaki yargılarınızı öğrenmemiz bizim için hayli ilginç ve gerçekten önemli olacak.
IZZETBAGOVIC : Sorunuz beni gerçekten şaşırttı, şaşırmam bu konuda daha önce hiö düşünmediğimden değil elbet. Tersine bu adama karşı hiç saklamaya çalışmadığım bir sempati beslemem. Onun ideolojisini, yaşam biçimini, Briunes'ini (Ardiyatik'teki adası), villalarını, av evlerini, seyahatlerini vs. hiç sevmediğim doğrudur. Ama onun içimde onun iyi biri olduğuna dair bir his var, yanıldığımıda sanmıyorum. Yani o insanların söylediği gibi kötü biri değildi. Komünistti ama Bolşevik değildi. Yanlış olan bir sistemin içine insani bir şeyler kattı, o sistemi çekilir kıldı. Onun yaşamayı çok seven biri olduğunu söylüyorlar, bende onu burdan insanları seven biri olduğu sonucunu çıkartıyorum. Çünki bu ikisi birbirinden yakından ilgilidir. Diğer yandaysa hayatın zevklerini kendine çeken insanlar var.Böyle inandıkları için değil, kişisel kızgınlılarından dolayı bunu yapıyorlar. Kendileri nasıl yaşanabileceğini bilmiyor yada yaşayamıyorlar, başkalarının yaşamasında izin vermek istemiyorlar. Tito'yu iyi tanıyanlar onun strateji konusunda pek de iyi olmadığını söylerler ama kimse Tito'nun büyük bir siyasetçi, hatta 20. yüzyılda bu bölgede yaşamış en büyük siyasetçilerden biri olduğu inkar edemez. Belki bu yargı Yugoslavya'nın onun ardından dağılmış olmasıyla tezat arzediyor, ama ben bunun onun kabahati olduğunu düşünmüyorum. Yugoslavya'nın temeline yerleştirilmiş olan sırp hegemonyası, Yugoslavya'yı çürüten tohum olmuştur. Tito bu hegemonyaya karşı gerçek bir savaş verdi, ama maalesef bu savaşı kazanamadı. Yinede Yugoslavya'da yaşanan iyi şeyler onun kişiliğinden kaynaklanıyordu, kötü şeylerse ya onun ideolojisinden dolayıydı, yada ondan öncekileden miras kalmıştı.
(Dnevni Avaz, 27 Aralık 1996)
Kendi Kaleminden, 2. Endülüs Soykırımına Geçit Vermeyen Bilge Adam , Alija İzetbegovic, Dergah ofset, 2003
Tito Üzerine II
Tito'yla ilgili bütün genel kanılar yanlıştır. İyiyde demek de, kötüydü demek de yanlıştır. O bunların ikiside değildi.Doğrusu şudur ki, o aynı zamanda hem iyi, hem kötüydü. Şöyle denebilir belki , o kötü bir sistemin başındaki iyi bir adamdı; yönetimde olduğu ilk dönemde kötü bir adamdı ama sonra değişti, iyi oldu. Tito 36 yıl başta kaldı (1944-1980). İlk 22 yıl boyunca Tito'nun Yugoslavya'sı, Polis kuvvetleri başkanı Akeksandr Rankovic tarafından yönetilen bir polis devletiydi. Bu uzun dönem boyunca, Bleiburg, yargısız infazlar, Dahaus süreçleri, Goli Otok, Genç Müslüman'ların infazı gibi olaylar yaşandı. Bu dönemlerde pasaport alınamıyordu, basına sansür uygulanıyordu. Kosova'da yoğun baskılar vardı ( Silah davası vs... ) bunlar ardından gelen 14 yıllık dönem daha iyiydi, hatta belli bir süre epey iyiydi (1975-1980). Standartlar yükselmiş, özgürlükler artmış, halkın büyük çoğunluğuna pasaportlar verilmişti. Yani Tito döneminin üçte ikisi kötü , üçte biri ise nispeten daha iyiydi.
Yaşlı insanlar ilk dönemi hatırlar, daha gençler ise ikinci dönemi bilir.
Tito'nun Yugoslavya'sı hakkında bir yargılamada bulunmak, salında bir karşılaştırma yapmaktır. Eğer Avusturya ile karşılaştırırsanız bu hem insan hakları hemde hayat standartları açsından sınıfta kalır. Ama aynı karşılaştırmayı o zamanın Bulgaristan'ı Romanya'sı ile yaparsanız ( Yada Allah korusun Enver Hoca'nın Arnavutluğu ile ! ) Tito'nun Yugoslavya'sı size Amerika gibi görünür. 1968'de Sovyet Tankları tarafından çiğnenmiş ülkesinde, terör rejiminin rüzgarları esen bir Çek vatandaşı için Yugoslavya gerçekten Amerika gibiydi.,
Özetlemek gerekirse, bir yanda Rankovic terörü, Goli Otok, basına sansür, sözlü muhalefet suçu, 20 milyar dolarlık dış borç, kötü ekonomik sistem ve Sırp hegemonyası ( Yugoslavya'nın yıkılmasının iki ana sebebi), Yugoslavya'da iş bulunamadığı için yurtdışına giden 700.000 işçi vs. gibi durumlar söz konusuydu. Diğer yandan barış vardı, bir sosyal güvenlik, eğitim ve seyehat özgürlüğüne sahiptik. Her iki manzarada Tito'nun Yugoslavya'sında yaşanmıştır, bu doğrudur. Bunların ikisini karşılaştırın, iyice sallarsanız karşınızda Tito'yu bulursunuz.
( Slobodna Bosna, Mayıs 2000 )
Kendi Kaleminden, 2. Endülüs Soykırımına Geçit Vermeyen Bilge Adam , Alija İzetbegovic, Dergah ofset, 2003
...Aziziye daha sonraki yıllarda Hırvat milliyetçileri tarafından işgal edilmiş ve Müslümanlar buradan zorla göç ettirilmiş. Ailem de 1927’de Saraybosna’ya yerleşmişti. O yıllarda Saraybosna’da okuyordum. 1944 haziran ayı idi. Ustaşa’lar beni hayali Büyük Hırvat Ordusuna almak istiyorlardı. Onlardan kurtulmak için Müslümanların yoğunlukta olduğu Gradaçac kasabasına kaçmaya karar verdim. Gradaçac’a varmadan Sırp milliyetçileri tarafından yakalandım. Beni ormanlık bölgedeki karargahlarına götürdüler. Bir sürü işkencelerden sonra boğazımı keserek öldürmeye karar verdiler. O sırada karargaha dışarıda bir grup geldi. Alaylı bir şekilde beni sorguladılar. Hırvatların beni zorla orduya almak istedikleri için Gradaçac’a kaçmaya karar verdiğimi söyledim. Çentiklerin komutanı. Albay Keseroviç yüksek bir sesle “bunu öldürmeyin!” dedi. Gerekçesi ise ilginçti:”bunun dedesi Aziziye valisi iken, Avusturya askerleri tarafından suçsuz yere tutuklanan Sırpları kurtarmıştı. Bunlardan biride benim. “ Albayın bu gerçeği dile getirmesi bile gözü dönmüş canileri vazgeçirmedi. Hala beni öldürmeye kararlıydılar. Ancak Albay ısrar edince beni bıraktı.”
“Hapiste olmasaydım…”
Tito’nun iktidara gelmesi ile birlikte Miladi Muslumani hareketi yasaklanır ve Aliya ile arkadaşları takip altına alınır. 1946’da Yugoslav polisi Aliya’nın da aralarında bulunduğu 14 kişiyi tutuklar. Aliya “kökten dincilik” suçlaması ile 3 yıl hapse mahkum edilir. Aslında Aliyanın hapse atılması hayatını kurtarmıştır. Çünkü Miladi Muslumani üzerindeki baskısını artıran Yugoslav polisi, örgütün 4 liderini ölüm cezası ile yargılar ve Aliyanın hapiste olduğu dönemde onun görevini üstlenen Halid Kaytaz idam edilir...
FeyzaTUNCA' nın kaleminden...
Benim anlayamadığım nokta şudur,TİTO yerildi ,övüldü müslümanları sevmez dendi.Pekala aileme soruyorum tersini duyuyorum,bosnada olduğum bir yıl içinde TİTO'yla ilgili ne bir sırptan ,ne bir hırvattan ne de bir boşnaktan kötü birşey duymadım.Rahmetli ALİJA İZZETBEGOVİC ne kadar seviliyorsa TİTO 'nun da aşağı kalır yanı yoktu.peki sorarım sizlere şimdi kim yalan söylüyor sizin tarih kitapları dediğiniz kaynaklarmı(bu tarih kitaplarıda dönem dönem yaşamış insanlardan yapılan alıntılarla meydana gelmektedir yoksa geçmişe dönüp birebir olaylara tanıklık edenlerinizmi var aranızda bilemem) yoksa halan orada yaşayan ve tTÜRKİYE 'ye yerleşmiş boşnak halkımı beşta kendi ailemden vede çevremizdekiler den kötü bir yorum almadım TİTO için.
Bir diğer mevzuda bir ara TİTOylailgilibir belgesel izlemiştim oradada TİTO nun son anlarında verdiği bir demeçe yer verilmişti ''ŞU ANDA ELİMDE CAMDAN BİR KÜRE VAR VE BU KÜRE YUGOSLAVYA KORKUM ŞU DURKİ BENDEN SONRA BU KÜRE YERE DÜŞER VE PARÇALANIRSA'' diye.Peki tarih kitapları bölünmenin ve parçalanmanın başladığı dönemin ne zaman denk geldiğini sölylüyormu evet TİTO'nun ölümünden sonraki yıllara denk geliyor.Yani YUGOSLAVYA adı verilen camdan küre düşmüş ve parçalanmış ve TİTO yönetimi boyunca din tanımadığınıda itiraf ediyor yalnız bunu tek bir dinlekısıtlamıyor hiç biri dini tanımadığını zaten söylüyordu.
SAYGILARIMLA**************************
Burda anlasilmicak bir sey yok. Tarih tarih olmaktan cikmis tarihi herkez kendine göre yaziyor.
Ben Jugoslavya'nin Tito zamanlarini cok iyi hatirliyorum. 1977 ler den Tito'nun ölümüne kadar Jugoslav insani altin caglarini yasadi. Her bakimdan bolluk ve refah, herseyden önce is güvencesi vardi.
Tito'nun uluslar arasi önemi ise dünyada hic kimse tarafindan rededilemez.
Uluslar arasi Bagimsizlar hareketinin Gandi ve Naser gibi en büyük liderlerinden idi.
Tito elbette sosyalist bir liderdi ve devletini kendi görüsü dogrultusunda yonetti.
Burda sunu da vurgulamak istiyorum: Jugoslavya'da Müslüman varsa bu Tito'nun ve onun patizanlarinin savasiminin meyvesidir. Rahmetli babam da bir cok yurtsever müslüman gibi bir partizandi ve vatani icin mücadele etti.
3. Sandzcka Brigada da tüm savas boyunca savasmistir. Köyde yasiyan bir cok insan Komunist komsulari tarafindan korunmus ve cetniklerden saklanmislardir.
Ünlü Bozo Bjelica bizim bölgelerin cetnik komutnidir.
Seini de dedigin gibi bugün bir kac savas suclusu ve VURGUNCU'su haric Tito'yu herkez ister ve onun zamanlarini özler.
Selam ve sevgiler
1941-45 yıllarında bosna naziler ve italyanlar tarafından ustaşa devletine bağlanmıştır partizanlar ın savaşı kazanmasıyla beraber bosna-hersek 6 federal cumhuriyetlerden biri sayılmıştır. 1963 anayasaı ; bosna , müslüman-hırvat-sırpların bir arada eşit haklarla yaşadığı bir cumhuriyettir der.
mayıs 1968 bosna merkez komitesi toplantısından alınan karar; ''mevcut sosyalist uygulama, müslümanların ayrı bir millet olduğunu onaylamaktadır.'' belgrad da dobrica çoliç gibi sırp milliyetçi komünistlerinin şiddetli itirazlarına karşın, bu politika merkezi hükümet tarafından kabul edildi( noel malcom bosna adlı kitabını s:313)
1977 yılında Sarajevo üniversitesinde İslam İlahiyat Fakültesi kuruldu
1912-13 yıllarında sırplar tarafından fethedilmiş olan Kosova Tito tarafından sırbistan ın özerk bölgesi ilan edildi.
partizanların ülkeyi kurtarıp yönetime ele geçirdikleri dönemde dini kısıtlamalar yapılmıştır 1950 senesinde kadınların peçe takması yasaklanmıştır, bazı camiler kütüphane yada müze ye dönüştürülmüştür vakıf arazileri kamulaştırılmıştır,aynı dönemlerde hristiyanlar a da bazı dini kısıtlamalar getirilmiştir.ülkemizde cumhuriyet devrimiyle beraber laik sisteme geçilmesiyle ülkemizde de bazı dini kısıtlamalar yapılmıştır (kılık-kıyafet kanunu,tekkeler kapatılması g.b) ağalık sisteminin ortadan kaldırılması adına bazı bölgelerde topraklar kamulaştırılmıştır ayasofya camisi müze ye dönüştürülmüştür,fener-rum patrikliğinin ekümenikliği kaldırılmıştır... görüldüğü gibi sosyalist yada demokratik devrimler beraberlerinde(devrimlerin hayata geçirilmesi adına) bazı kısıtlamalar ve baskılar getirmektedir, devrime muhalif düşüncesiylebir çok insan devrimlerin ilk yıllarında bazı uygulamalara maruz kalmışlardır. bu tip uygulamalara bugünün algısıyla bakarsak yanlıştır diyebiliriz ama uygulamaya geçirildikleri dönemler açısından değerlendirirsek yerinde yapılmış kanunlardır demekte mümkün olmaktadır.
yugoslavya dan göç insanları zorlayarak yapılmamış aksine insanların kendi istekleriyle gerçekleşmiştir,ülkemizden de avrupa nın çeşitli ülkelerine insanlar çalışmak için göç etmişlerdir.yugoslavya da her etnik unsura anadillerinde eğitim hakkı tanınarak arnavut,türk ve müslüman unsurların asimile olması engellenmiştir. ayrıca Alija İzzetbegoviç 14 yıllık hapis cezasını 1983 yılında almıştır(Tito nun ölümünden 3 yıl sonra). Tito nun etnik ve politik kimliği bir yana bırakılıp bir insan olarak Tito ya baktığımızda kabul etmek gerekir ki hata insalara özgüdür ve herkes hayatının belli dönemlerinde hata yapmıştır ve buna göre Tito nun sevabı günahlarından kat be kat fazladır(bence).
1)Rankovic terörü
2)Goli Otok hapishanesi
3) basına sansür ve sözlü muhalefet suçu
4) 20 milyar dolarlık dış borç, kötü ekonomik sistem
5) Sırp hegemonyası
6)Yugoslavya'da iş bulunamadığı için yurtdışına giden 700.000 işçi vs. gibi durumlar
7) 16 17 yaşındaki çocukların irticacı suçlamasıyla idamları
Sayın büyüğüm Mustafa bej , Tito döneminin malum sonuçları olan bu uygulamaları , vs. de özlememiz mi gerekiyor ?
Beğendiğiniz ve bizzat özlediğiniz bu dönemlerin bahsettiğim sonuçlarını sizde haklı mı görmektesiniz ? Eğer haklı görmüyoranız nasıl böyle bir dönemi özlememizi bekleyebilirsiniz ve özlemeyenleri niçin bir kac savas suclusu ve VURGUNCU olarak nitelendiriyorsunuz ? konuyu biraz aydınlatır mısın ?
Ben bunlari tasvip etmiyorum, Bosna'ya gitmen nasip olursa ordaki insanlarla konus bu konulari.
Türkiye'nin Tito'su yok borcumuz nekadar?
Yurt disindaki vatandasimizin sayisini biliyormusun bende dahil.
Ve ben sunu da savunuyorum insan daha iyi yasiyabilecegi ülkeyi kendisi secebilme özgürlügüne sahip olmali !
Bazi seyler abartiliyor !
Doldurusa gelmemek lazim.
Selam ve sevgiler
alija kardeşim sanırım bi yanlışın var Alija İzzetbegoviç Tito zamanında hapis cezası değil sürgün cezası almış diye biliyorum 1946 yılında. demek istediğin Alija İzzetbegoviç in Tito döneminde cezalandırıldığıysa o konuda evet haklısın
ayrıca ben yapılan kısıtlamalar için doğrudur diye bi şey söylemedim bunun doğruluğu veya yanlışlığının göreceli olduğunu vurgulamak istedim.
ayrıca yazımın sonunda insanların hata yapaliceğini ve Tito nunda insan olarak hatalarının var olduğunu belirttim. ayrıca ülkemizde de işsizlik oranı ve ekonominin durumu malumdur bu malum ortamda insanların dış ülkelere göç etmesi sence cumhuriyet devrimlerini yapanların sebebiyeti midir?
Alija İzzetbegoviç'in kitabından ;
" 1 mart 1946'da benim gibi düşünen 14 kişiyle birlikte tutuklandım ve 3 yıl hapse mahkum edildim. Biz Mahkum edilenlerin ilk gurubuyduk, sonraki dönemlerde tutuklamalar devam etti... "
HEM cevat abi hem musoski kardeşim ikinizde bugun bizimde yaşadığımız sorunlardan kimin sorumlu tutulabileceğini sormussunuz , bence ;
Yapılan dış göçlerin nedeni ekonomik buhrandır. Fakat bu buhran Mustafa Kemalin sorumluluğunda değildir zira onun döneminin ekonomik politikaları tam aksine işsizliği ülkede minimuma indirmiştir. Fakat ileriki dönemlerde başgösteren malumunuz kötü ekonomik programlar bugun yaşadığımız sorunların kaynağıdır. Sonuç olarak bugun yaşadığımız bu zorlukları Mustafa kemal sonrası Hükümetlere ve o hükümelerin yöneticilerine maletmek doğru olandır.
Tito ise zamanında yapılan yönetim hatalarının bizzat sonucu gördüğünden dolayı bahsettiğim sorunlardanda doğrudan sorumludur.
Bunun yanında birde şunu eklemek istiyorum , imkanınız olursa alıntıları yaptığım kitabı okursanız ,Tito'nun esasen demokrasi kartşıtı baskıcı ve diktatör yüzünü , basit köylü ve işçi halka imkan sunmakla birlikte ülkedeki muhalif aydınların çoğunu şiddet ve baskıyla susurduğunu çok net görürsünüz. Ben işte sırf bu yüzden Tito'nun dönemini sevda ile anmıyorum ! Ama seninde bahsettiğin gibi Musoski kardeşim , Tito temel ihtiyaçları minimumdada olsa sağlamıştır bu sebeple bu yönünüde görmemek elde değil. ( Zira balkanlar enver hoca'yı da gördü!!! )
alija tartışma biçiminden dolayı sana çok teşekkür ederim seninle bu konuda aynı fikride olmasakta seninle tartışmak benim için çok keyif veren bir şey...bahsettiğin kaynağı tedarik etmeye çalışıyorum umarım kısa zamanda elime geçer...yazılı tarihin yanı sıra bence bu konu da biraz da yaşayan tarihleride ele alsak sanırım daha doğru bi yaklaşım içinde oluruz(sende-bende).
ben yazın imkanım el verirse tüm makedonya ve bosna yı da kapsayacak bir gezi planlıyorum umarım imkanım el verir ve bu konu hakkında orda ki insanlarla da konuşabilirim. şu an için kaynak verme adına Firuzan ın ''Bir Balkan Yolcusu'' adlı kitabını tavsiye ederim Firuzan bu kitabı 94 ele almış yani savaşın devam ettiği yıllarda ilginç anekdotlar bulabileceğini düşünüyorum.
sarenalaja
05-02-07, 13:57
Burda anlasilmicak bir sey yok. Tarih tarih olmaktan cikmis tarihi herkez kendine göre yaziyor.
Ben Jugoslavya'nin Tito zamanlarini cok iyi hatirliyorum. 1977 ler den Tito'nun ölümüne kadar Jugoslav insani altin caglarini yasadi. Her bakimdan bolluk ve refah, herseyden önce is güvencesi vardi.
Tito'nun uluslar arasi önemi ise dünyada hic kimse tarafindan rededilemez.
Uluslar arasi Bagimsizlar hareketinin Gandi ve Naser gibi en büyük liderlerinden idi.
Tito elbette sosyalist bir liderdi ve devletini kendi görüsü dogrultusunda yonetti.
Burda sunu da vurgulamak istiyorum: Jugoslavya'da Müslüman varsa bu Tito'nun ve onun patizanlarinin savasiminin meyvesidir. Rahmetli babam da bir cok yurtsever müslüman gibi bir partizandi ve vatani icin mücadele etti.
3. Sandzcka Brigada da tüm savas boyunca savasmistir. Köyde yasiyan bir cok insan Komunist komsulari tarafindan korunmus ve cetniklerden saklanmislardir.
Ünlü Bozo Bjelica bizim bölgelerin cetnik komutnidir.
Seini de dedigin gibi bugün bir kac savas suclusu ve VURGUNCU'su haric Tito'yu herkez ister ve onun zamanlarini özler.
Selam ve sevgiler
kesinlikle mustafa beye katılıyorum ve teşekkür ediyorum...
sadece yugoslavya ve sonrası tarihi değil örnek olarak türkiye tarihi de saptırılarak yazılabiliyor...özellikle son dönemlerde trend nereye giderse o yöne yazan bazı kalemlere daha çok rastlanılmaya başlandı...
velhasıl kelam benim de çevremde duyduğum gördüğüm bildiğim kadarı ile tito herkes tarafından sevilir desteklenir bir liderdi...
Tito taraftarı olanlar ve Tito taraftarı olmayanlar gibi konuyu sadece iki seçenekli bir duruma indirgeyerek bilerek ya da bilmeyerek bir kısırdöngü yarattık. Bana göre daha önce de söylediğim gibi süreklilik önemli, gerçek başarıda. Benim ailemin büyükleri, Tito'nun Yugoslavya'sında partizanlarla çetniklere karşı savaştı ve kayıplar verdi. Yine aynı Tito'nun Yugoslavya'sında Türkiye'ye göç etti. Tito eğer kendi vatandaşlarının, Tito'nun Yugoslavyasında kalmalarını sağlamış olsaydı, daha açık bir ifade ile demografik yapıyı sırplar ve hırvatlar lehine çevirecek hesaplar yapmasaydı, o gelişmiş Yugoslavya'da Bosna ve Sancak'taki bölgeler de eşit bir şekilde gelişebilme fırsatı bulabilmiş olsalardı, içten içten gelişen sırp ve hırvat ırkçılığını farketmiş olsaydı ve gerekli müdahaleyi yapmış olsaydı, benim de kendisine olan sempatim artabilirdi. Ama böyle gerçekler de var, bunlara gözlerimizi nasıl kapatacağız. Son olarak, hayatın bir hayalin peşinden koşamayacak kadar acımasız olduğunu anlayabilecek kadar hayatın içindeyim..samo istina çe prepljivati, ben buna inanırım....saygılarımla
vBulletin v4.0.0, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.