sercan_35
04-04-06, 10:52
SDA'daki veda konuşmasının bir bölümü şöyledir; "Selam sana ey halkım! Bu günleri gösteren yüce Allah'a hamd ediyorum. Tarihimizi kanımızla yazdık. Evlerimiz yakılıp yıkıldı. Düşmanlarımız mert değildi, alçakça katliamlar yaptılar. Yapılan katliamları dünya şimdilerde ortaya çıkartılan toplu mezarlardan anlamaktadır. Bu gerçekleri haykırmıştık, duyan olmamıştı! Tüm acılara rağmen çok şükür ayaktayız. Yıkılan ev ve camilerimizi yeniden inşa ettik. Şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Onlarla inşallah cennette buluşacağız. Onları Allah'ın ve meleklerinin huzurunda şanlı direnişlerinden dolayı kutlayacağız. Gelinen noktada hiçbir şey bitmiş değil, yeni başlıyoruz. Başlattığımız mücadelede eksiklikler olmasına rağmen bir yerlere geldik. Bundan sonra görev sizlerindir. İlerleyen yaşım ve sıhhatim nedeniyle aktif siyaseti bırakıyorum. Bir nefer olarak ömrümü halkıma hizmet etmek isteyen siyasilere destek vererek yaşayacağım. Allah'a hamd ediyorum ki bugün elimde dalgalanan bayrağı teslim edeceğim inanmış yüz binler var. Artık Bosna Hersek hür ve bayrağımız kendi topraklarımızda dalgalanıyor. Selam sana ey halkım! İmanınıza, bayrağınıza ve devletinize sımsıkı sarılın!.."
Ömrünün kalan kısmında çok sade bir hayat yaşadı. Mütevazı evinde kaldı ve sadece emekli maaşıyla geçindi. Ailesine mal-mülk bırakan biri olmadı. Bütün halkına miras olarak hürriyeti kazandıran örnek bir mücadele ve ışık tutan eserler bıraktı. O en zor şartlarda bile adâletin üstünlüğünü esas alan bir ahlâk anlayışıyla düşmanları üzerinde bile saygı uyandırmıştı. Asla kin duygusuna kapılmayan; hep iyiliğin, ahlâkın ve adâletin gerçekleşmesini isteyen bir fazîlet timsaliydi. Gizliliği, entrikayı sevmezdi. Açık ve şeffaf olmayı önerirdi. Hesap vermekten kaçınmazdı. Makam ve mevki onun için inanç ve ideallerini gerçekleştirme yolunda bir araçtı. Mutevazi ancak onurlu bir kişiliği vardı. Eleştiriye açıktı, tartışmayı severdi. Ancak haksızlığa tahammülü yoktu. Hayatı boyunca, Allah'a ve İslama göre şekillenen şahsiyetiyle, kendine olan güveniyle hep dik durdu.
"Hayat kısa değil, ben onu uzun buluyorum" sözü O'na aittir. İslam dünyası için model bir lider olan Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç, 78 yaşında 19 Ekim 2003 Pazar günü Hakka yürüdü. Ülkede yas ilan edildi. Bosna halkı onu politik bir lider değil şefkatli bir baba olarak görüyordu. Bosna halkının "BABO"suydu O. İsmet Sipahiç "Aliya bizim her şeyimizdi, kalbi tüm insanlık için atıyordu ve bu yüzden onu herkes çok seviyordu" derken halkının da hissiyatını yansıtıyordu.
Allah rahmet eylesin.
Ömrünün kalan kısmında çok sade bir hayat yaşadı. Mütevazı evinde kaldı ve sadece emekli maaşıyla geçindi. Ailesine mal-mülk bırakan biri olmadı. Bütün halkına miras olarak hürriyeti kazandıran örnek bir mücadele ve ışık tutan eserler bıraktı. O en zor şartlarda bile adâletin üstünlüğünü esas alan bir ahlâk anlayışıyla düşmanları üzerinde bile saygı uyandırmıştı. Asla kin duygusuna kapılmayan; hep iyiliğin, ahlâkın ve adâletin gerçekleşmesini isteyen bir fazîlet timsaliydi. Gizliliği, entrikayı sevmezdi. Açık ve şeffaf olmayı önerirdi. Hesap vermekten kaçınmazdı. Makam ve mevki onun için inanç ve ideallerini gerçekleştirme yolunda bir araçtı. Mutevazi ancak onurlu bir kişiliği vardı. Eleştiriye açıktı, tartışmayı severdi. Ancak haksızlığa tahammülü yoktu. Hayatı boyunca, Allah'a ve İslama göre şekillenen şahsiyetiyle, kendine olan güveniyle hep dik durdu.
"Hayat kısa değil, ben onu uzun buluyorum" sözü O'na aittir. İslam dünyası için model bir lider olan Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç, 78 yaşında 19 Ekim 2003 Pazar günü Hakka yürüdü. Ülkede yas ilan edildi. Bosna halkı onu politik bir lider değil şefkatli bir baba olarak görüyordu. Bosna halkının "BABO"suydu O. İsmet Sipahiç "Aliya bizim her şeyimizdi, kalbi tüm insanlık için atıyordu ve bu yüzden onu herkes çok seviyordu" derken halkının da hissiyatını yansıtıyordu.
Allah rahmet eylesin.