PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ben Bosna'yı seviyorum



malic
13-05-07, 15:50
Amna Emine Kocaga. 6 yaşında Boşnak bir çocuk. Annesiyle birlikte Türkiye’de yaşıyor. O da savaş nedeniyle ülkesinden, ailesinden, arkadaşlarından ayrılmak zorunda kalan binlerce Boşnak çocuktan biri. Biz onu, Bosna ile ilgili yazdığı şiirin “Çocuk Vakfı” tarafından ödüllendirilmesiyle tanıdık. Şiirinde Bosna’yı yaşadık. Vatan sevgisini, baba sevgisini gördük. Eğer Bosna’da yaşananları ve savaşın bir çocuğun hayatına etkilerini görmek istiyorsanız lütfen, Amna’nın sesine kulak verin.


Aradan iki yıl geçmişti. Bosna’nın bir çok şeyini unutmuştu. Ama, Bosna’dan kaçışlarını, annesinin onun başını torbaya sokmasını, korkudan titremesini ve Sırp askerlerin kimliklerini sormadan yanlarından geçtikten sonraki sevincini hiç unutamamıştı. Zaten yazdığı şiirde de kaçışlarının öyküsünü anlatmış Emine. (Amna, Bosna’daki adı. Emine buradaki adı. Ama o en çok Amna’yı seviyor)

Işte size Amna’nın Bosna’daki hayatının ve Türkiye’ye kaçışlarının kısa bir öyküsü...

Daha iki yıl öncesine kadar çok mutlu bir hayatları varmış. Annesi Saraybosna’da öğretmenlik yaptığı için, Amna da onunla okula giderek Boşnakça okuma yazma öğreniyormuş. Arkadaşları arasında, Boşnaklar’dan başka Sırplar da varmış. (Gerçi şimdi bir çoğunun ismini hatırlayamıyor, ama, onlarla oynadıkları sekseki, saklambaçı hiç unutamıyor.) Mahallede karşı komşularının çocuğu da Sırp’mış, onunla da çok iyi arkadaşmış.

Bir gün, babasını çok telaşlı görmüş. Savaş çıkmış(mış). Savaşı ilk defa duymuş Amna. Ama babasının sözlerinden, annesinin telaşından iyi birşey olmadığını anlamış.

Sonraki günlerde, silah ve top sesleri duymaya başlamış. (Silahın ve topun ne olduğunu da sonradan öğreniyor Amna).

Amna, artık okula gitmiyor, sokağa çıkamıyor, arkadaşlarıyla oyun oynayamıyor, vaktinin büyük bölümünü evde geçiriyormuş. Annesi her gün yanında olduğu halde, babasını göremez olmuş.

Bir akşam babası onlara “Buralar çok tehlikeli oldu. Sırp askerler, her an şehrimize girebilir. Siz Türkiye’ye akrabalarımızın yanına gidin. Ben burada kalıp, vatanımızı kurtaracağım. Sonra da gelip sizi alacağım” demiş.

Ve Türkiye’ye yolculukları başlamış. Bindikleri otobüste, annesi ve kendisinden başka bütün yolcular Sırp’mış. Yolda askerler, otobüsü durdurarak, içeride Müslüman olup olmadığını sordukları sırada, Amna kusmaya başlamış. Oturdukları yer pislenmiş. Bu sırada annesi Amna’ya bir torba vererek, ona kusmasını istemiş. Amna’da kafasını torbaya sokmuş. Işte o anda yanlarından geçmiş Sırp askerler. Etraftaki pislikten dolayı durup, kimlik sormamışlar. Buna çok sevinmiş Amna. Hayatında ilk defa kustuğu için mutlu olmuş....

Türkiye’ye geldikten sonra bir süre Boşnaklar’ın kaldığı kampta yaşamışlar. Orada bir çok arkadaşı olmuş Amna’nın. Hepsinin de babası cephede savaşıyormuş. Kamptaki günlerinden sonra, bir hayırseverin yardımıyla, eve taşınmışlar.

Amna, “Şimdiki evimizden güneşi görüyorum, Bosna’da pencereden güneşi göremezdik” diyor.

(Bosna’da insanlar, savaştan sonra, apartmanların bodrum katında yaşamayı tercih etmişler. Amna ve ailesi de yukarı katlara göre daha emniyetli olduğu için bodrumda yaşamaya başlamışlar. )

Amna, bizimle Türkçe konuşuyordu. Türkçe yazıyı da şu anda gittiği Boşnak okulunda öğrenmeye başlamış. Her cümlesinde, Bosna’ya ve babasına olan özlemi hissediyorduk. Ve konuştukça Amna’yı daha çok seviyor, saygı duyuyorduk.

Babasının adı Yasmin olduğu için, “Yasmin” kelimesinin onun dünyasında ne anlam ifade ettiğini anlamaya çalışıyoruz. Cevabı kısa ve anlamlı:

“Benim babam çok güçlü. Sırplar’ı dağlarımızdan kovacak.”

Sorularımızı sıralıyoruz:

Peki Bosna..

“Ben Bosna’yı çok seviyorum. Savaş bittikten sonra Bosna’ya gideceğim.”

Ya Sırbistan?

........

Şarkı biliyor musun?

“Evet, ama söylemeye sıkılıyorum”

Masal?...

“Biliyorum, Ama Boşnakça”

Olsun, en çok sevdiğini, bildiğin gibi anlat bize?

“Bir memleket vardı. Ne dar, ne uzun, ne geniş, ne küçük. Bir memleket var. Onu çok seviyorum. Kendi gözbebeğim gibi. Bosna’dır onun adı. Bosna’yı çok seviyorum.”

Son bir soru: Okulda en çok neyi seviyorsun? Resim yapmayı mı, müzik dinlemeyi mi?

“Oyun oynamayı...”

Ve bizi umursamaz bir halde elindeki bebeğiyle oynamaya başlıyor Amna. Birşeyler söylüyor ona, babasını anlatıyor belki de. Ya da Bosna’yı, arkadaşlarını, bodrum katındaki evlerini. Kimbilir...

Onu bebeğiyle başbaşa bıraktık. O kadar çok sevmiştik ki Amna’yı, “babasına ait sol yanağı”ndan öpmek istedik. Kırmadı bizi. Uzattı yanağını. Henüz insanlığını yitirmemiş, yüzbinler adına öptük onu... Ve özür diledik. Kendi adımıza ve bizimle beraber katliama seyirci kalan milyonlar adına. Ve şu sözleri söylemek geçti içimizden.

Seni çok sevdik Amna. Üzülme, bir gün baban Sırplar’ı dağlarınızdan kovacak ve seni almaya gelecek...

Kaynak ;http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=21250