BSN Portal | Savaş ve Srebrenica | Srebrenica Katliamının canlı tanığı Hasan Nuhanoviç'in Hikayesi

Srebrenica Katliamının canlı tanığı Hasan Nuhanoviç'in Hikayesi

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font

Bosna-Hersek’te yaşanan ve binlerce insanın ölümüyle neticelenen savaş hâla dünya kamuoyunun hafızalarından silinmiş değil. Bu kanlı savaşın en trajedik katliamlarından birisi Bosna’nın doğusunda bulunan Srebrenica’da yaşandı. Birleşmiş Milletler tarafından Güvenli Bölge ilan edilen Srebrenica’da binlerce insan, yine Birleşmiş Milletler’in ve tüm dünyanın gözü önünde Sırplar tarafından katledildi. Ancak Uluslararası kuruluşların özellikle de Srebrenica’da Sırp zulmünden kaçan insanları korumakla görevli olan Hollanda Askeri Birliği’nin bu katliama sadece seyirci kalmayıp Sırplara her türlü yardım ve desteği verdikleri, kendilerine sığınan Boşnakları zorla Sırplara teslim ettikleri iddiası katliamdan bu yana dünyanın gündeminden düşmeyen bir olgudur. İkinci Dünya Savaşından bu yana yaşanan bu en büyük katliam hala tam anlamıyla açıklığa kavuşturulmuş değildir. Katliamdan kurtulanlar hâla bu meşum olayın etkisiyle acı çekmekte, zor şartlar altında hayatlarını devam ettirmeye çalışmakta ve katliamın sorumlularının ceza almadan serbestçe dolaşması onları her gün bir kez daha yaralamaktadır.

Bu makalede, katliama bizzat tanıklık eden ve kendi ailesi de Sırplar tarafından katledilen Hasan Nuhanoviç’in anlattıkları etrafında, katliam bir kez daha gözler önüne serilmektedir.

GİRİŞ

Amerikalı araştırmacı ve New York Times muhabiri David Rohde’nin Ekim 1995’te The Christian Science Monitor’de yazdığı makaleler3 ve 1997’de yayınladığında ona Pulitzer Ödülü kazandıracak olan, "Son-Oyun, Srebrenica'nın Düşüşü ve İhanet, II Dünya Savaşından Sonra Avrupa’da Yaşanan En Büyük Katliam”4 isimli kitap geniş yankı uyandırmış ve tüm dünyanın dikkatini Srebrenica’da yaşanan katliam üzerine çekmişti. Katliamın tüm vahşetiyle gözler önüne serildiği ve katliamdaki sorumluluklarından dolayı Birleşmiş Milletlerin ve Hollanda hükümetinin açıkca suçlandığı bu kitap sayesinde dünya kamuoyu katliamın gerçek boyutları ve uluslararası kuruluşların bu katliamdaki rolleri konusunda haberdar oldu.

Bu yazıyı kaleme alırken çoğunlukla, 1999 yılında Birleşmiş Milletler Bosna-Hersek Polis Görev Gücü, Tuzla Polis İstasyonunda beraber çalıştığım tercümanım Hasan Nuhanoviç’ten dinlediğim ilk elden bilgileri kullandım. Hasan bizzat katliama tanık olmuş ve ailesini kaybetmiş birisi.

Şimdi Hasan bu katliamı tüm dünyaya duyurma adına onurlu bir mücadele veriyor. Her ne kadar katliam sırasından Hollandalı askerler tarafından Sırplara teslim edilen kayıp ailesinin izine ulaşmaya çalışsa da aslında onun bu mücadelesi bütün Srebrenicalılar, bütün Bosnalılar hatta hepimiz adına. Bu katliamı yaşayan insanların çektikleri ızdırabı anlatmak için kaleme alınan bu yazı, Hasan’ın şahsında tüm Boşnaklara bir vefa borcu ve bir ödev olarak görülebilir. Bu gecikmiş bir yazı da olsa okuyuculara, yaşanan acıları anlatıp, katliamdan sağ kalan insanlara bir nebze olsun desteğimizi, yardımımızı göndermemize vesile olursa amacına ulaşmış olacaktır.



Kuşatma Altında Ölüm-kalım Mücadelesi

20 Eylül 2003'de Bosna-Hersek’te, Srebrenica katliamında hayatını kaybeden 8 binin üzerinde Boşnak’ın anısına Potoçari yakınlarında bir katliam anıt mezarının açılışı yapıldı. Bosna'nın çeşitli bölgelerinden, bir zamanlar yurtları olan kente otobüslerle giden binlerce Boşnak, kaybettikleri yakınları için dua edip gözyaşı dökerken o zulmü bir kez daha lanetledi.

Bugün Srebrenica, İkinci Dünya Savaşı'ndan beri gerçekleştirilen en büyük toplu kıyım ve etnik temizliğin yaşandığı bir yer adı olarak dünya kamuoyunun hafızalarında yer almıştır. Bir zamanlar sadece madenleriyle ve şifalı sularıyla tanınan bu küçük kasaba şimdi tüm dünyanın tanıdığı lanetli bir yer olmuştur.

16 Nisan 2003 tarihinde aradan geçen sekiz yıla rağmen Hollanda Hükümeti’nin istifasına yolaçan ve ortaya çıkarılan her toplu mezarla birlikte yeniden gündeme gelen Srebrenica'nın gerçek öyküsü neydi ve Srebrenica’da neler olmuştu?

1992 yılında başlayan Bosna Savaşı’nda, Sırplar çoğunlukla müslümanların yaşadığı Doğu Bosna'da büyük oranda etnik temizlik yapmışlardı. Bosna'nın en doğusunda, Sırbistan sınırında yer alan Srebrenica ise direnişine devam ediyor, Bosna Sırplarının Belgrat'la aralarındaki engellerden birini oluşturuyordu. Binlerce insan savaştan önce 10 bin kişilik nüfusunun 8 bin'i müslüman olan Srebrenica'ya sığınmış, böylece kasabanın nüfusu 60 bine yükselmişti. Kış ayları olmasına rağmen on binlerce insan sokaklarda yatıyor, bunun yanında açlık bütün şehri kasıp kavuruyordu. Miloşeviç'in eski korumalarından polis şefi Nasır Oriç liderliğinde Boşnaklar, Srebrenica'yı kahramanca savunuyorlardı. Ancak bir süre sonra cephane ve yiyecek tükenmeye başlayınca direniş de kırılmaya başladı.

Buraya konuşlandırılan BM Barış Gücü askerleri ise değil buradaki sığınmacıları dışarıdan gelen yardımları bile korumaktan acizdi. Bu yardımlar Sırpların bilgisi ve izni olmadan kasabaya sokulmuyordu. Sırplar kasabaya gelen tüm yardım konvoylarını engelliyor, nadiren izin verdikleri yardım konvoylarındaki yiyecek ve içecekleri zehirliyorlardı. Ancak bu yiyecekler ihtiyaç sahiplerine ulaşmak yerine kısa sürede karaborsacıların eline geçiyor ve fahiş fiyatlarla satılmaya başlıyordu. Kasaba’da her gün 20-30 kişi açlıktan ve hastalıktan ölmeye başlamıştı. BM askerlerinin burada korumakla görevli oldukları insanlara karşı takındıkları iğrenç tavır da yaşanan trajediyi bir kat daha artırıyordu. Kendilerinden yiyecek ve yardım istemeye gelen kadınları, verececekleri bir paket sigara veya bir parça yiyecek karşılığında cinsel ilişkiye zorluyorlardı. Burası adeta her türlü saldırıya açık, yardım ve destekten mahrum meşrulaştırılmış bir toplama kampına dönüşmüştü.

Sırplar dünyanın en büyük ordularından olan Yugoslavya ordusunun tüm imkanlarıyla şehri ateş altında tutarken, müslümanlar bölgeye uygulanan silah ambargosu nedeniyle hafif silahlarla, o da atacak mermi bulabilirlerse direniyorlardı.

BM’nin “Güvenli Bölgesi” Srebrenica!

1993 yılında Srebrenica'nin etrafındaki çember iyice daraltılmaya başladı. Tüm tepkilere ve uyarılarına rağmen gerekli önlemleri almamakta direnen BM Güvenlik Konseyi, nihayet 16 Nisan 1993 yılındaki olağanüstü toplantının ardından aralarında Srebrenica’nın da bulunduğu 6 bölgeyi "Güvenli Bölge" ilan etti.

Oysa “Güvenli Bölge” iyi tanımlanmamış, amacı belli olmayan, muğlak bir kavramdı. Bu ilanın üzerinden geçen iki yıl içerisinde değişen hiçbir şey olmadı. Bu karardan sonra Srebrenicaya konuşlanan Hollandalı Birlik, oluşturulan sözde güvencelerden sonra katliama giden yolu açacak olan ve Sırpların işlerini kolaylaştıracak tutarsız kararlarını hemen uygulamaya başladı. Buna göre Güvenli Bölge kavramı gereği Boşnakların ellerinde bulunan silahlarını Barış Gücü’ne teslim etmesi gerekiyordu. Oysa Sırplara hiçbir ciddi yaptırım uygulanmazken Boşnakların savunması kırılıyor, Sırplar için hazır hedefler haline getiriliyordu. Sırplar bu "Güvenli Bölgelere" saldırdıklarında Barış Gücü olayları sadece seyretmekle yetinecekti.

Bundan sonraki süreçte gündeme gelen hava operasyonu yapılması düşüncesi bir türlü hayata geçirilemedi. Bunun en büyük sebebi, Bosna'daki Barış Gücü'nün Komutanı Fransız General Bernard Janvier’in karşı çıkmasıydı. Bu tartışmalar yaşanırken General Mladiç komutasındaki Sırplar 6 Temmuz 1995 sabahı Srebrenica’nın etrafındaki çemberi iyice daraltarak, tank ve top ateşiyle ağır bir bombardımana başladılar.

10 Temmuz’da Sırplar ikinci bir saldırı başlattı. Bunun özerine BM Holladalı Birlik Komutanı Albay Tom Karremans NATO’dan hava desteği talep etti. Janvier buna da karşı çıkarak hava saldırısına gerek olmadığını söyledi. NATO uçakları Srebrenica üzerinde ikaz mahiyetinde bir kaç saat uçtuktan sonra hiçbirşey yapmadan geri döndüler.

Nihayet 11 Temmuz’da Srebrenica üzerinde uçan iki F16 uçağı, bir Sırp zırhlı personel taşıyıcısını vurdu ve bir tanka isabetsiz atış yaptı. BM bununla yetinmeye karar verdi. Böylece Srebrenica savunmasız ve Sırp askerlerinin insafına terkedilmiş oluyordu.

Hasan Nuhanoviç’in Anlattıkları

Bu noktada yaşanan bütün bu olaylara, kuşatma altında geçen zorlu yıllara ve ve sonrasında katliama bizzat tanıklık eden Hasan Nuhanoviç•in anlattıkları, yaşanan vahşeti ve ihaneti tüm çıplaklığıyla ortaya koymakta, oldukça çarpıcı ve ilginç bilgiler içermektedir. Savaş başladığında 27 yaşında olan ve Sarajevo’da** makine mühendisliği eğitimi görmekte olan Hasan, öğrenimini yarıda bırakarak ailesinin yanına geldi. Hasan ve ailesi savaş başladığı sırada Bosna’nın doğusunda bulunan Vlasenica adlı bir kasabada yaşamaktadır ve babası önemli mevkide görev yapan bir devlet görevlisidir. Yaşadıkları kasaba Sırp askerleri tarafından ele geçirilince Hasan ve ailesi 1992 yılında Srebrenica’ya sığınmak zorunda kaldılar. Burada terkedilmiş bir eve yerleşen Nuhanoviç ailesi uzun süre salgın hastalıkla, yiyecek ve su yokluğuyla başa çıkmaya çalıştılar. Hasan önce gönüllü olarak yaklaşık altı ay daha sonra da resmi olarak BM’de tercüman olarak görev yapmaya başladı. Bu görevini Srebrenica kuşatması sırasında ve Potoçari kampında sürdürdü. Böylece NATO için çalıştığı 3 yıl boyunca Sırp askerleriyle BM askerleri arasındaki tartışmalara, pazarlıklara ve işbirliğine birinci elden tanıklık etti.

Hasan, Srebrenica’ya ilk gelişlerinde yaşadıkları durumu şöyle anlatıyor: “Srebrenica’ya bir mülteci olarak geldik. Srebrenica’da bizim gibi evlerinden, köylerinden kaçıp sığınmış binlerce insanla karşılaştık. Evleri yerle bir edilmiş bu insanlar en azından yaşadıklarına şükrediyorlardı. En büyük problem yiyecek yokluğuydu. Alışveriş yapacak bir dükkan yoktu, elektrikler kesikti, su bulmak neredeyse imkansızdı. 1992’nin sonu ve 1993’ün başlarında insanlar açlıktan ölmeye başladılar. Ailem ve ben tarif edilmez sıkıntılar içindeydik.”

1993 yılında Hasan ve ailesi Srebrenica’ya gelen Barış Koruma Misyonunun kendilerini kurtaracağına inanarak umutlandılar. Ancak 1995 yılına kadar bir gelişme olmadı hatta mültecilerin durumu gittikçe daha da kötüleşti. Hasan durumu şöyle anlatıyor: “Üç buçuk yıldır devam eden bu kuşatmadan sonra 1995 yılının baharında en dirayetli liderler bile Srebrenica’nın başka bir kasabayla değiş tokuş edilerek bu cehennemden kurtulmayı düşünmeye başladılar. Pek çokları tarafından hoş karşılanmasa da bir başka çözüm önerisi de gerekirse çok kuvvetli bir yarma harekatıyla bu çemberi kırıp buradan çıkmaktı. İnsanlar ölümü göze alıp bunu gerçekleştirmeye hazırdı. Bütün bu şartlar altında birşeyler yapmaya çalışırken 25 Mayıs’ta önemli bir olay oldu. Sırplar uzun bir aradan sonra kasabaya roket ve füze ateşine başladılar. Bir çok insan öldü ve işlerin daha da kötüleştiği anlaşıldı. Daha sonra Sırplar Srebrenica’nın güneyinde konuşlanmış olan Hollanda Askeri Gözlem Noktasına (Echo) saldırdılar. NATO bu saldırıya tepki göstermedi. Uluslararası kuruluşlar sürekli sözler veriyorlar, bizi koruyacaklarını söylüyorlardı.”

Hasan, tercümanlık yaptığı her toplantıda Hollandalı komutanlara Boşnakların şu soruyu sorduklarını söylüyor: “Sırplar Srebrenica’ya saldırdıklarında burayı nasıl savunmayı düşünüyorsunuz?” Hollandalılar her seferinde şu cevabı vermektedir: “NATO uçakları Bosna’nın her tarafında keşif uçuşları yapıyorlar ve onları çağırdığımız takdirde bir-iki dakika içinde buraya gelerek, Güvenli Bölgeyi Sırp saldırılarından koruyacaklardır.” Hasan’a göre “Hollandalılar sahip oldukları imkanlarla burasını savunamayacaklarını biliyorlardı, ancak tam hava desteğine sahip olduklarını söyleyerek bizi ikna etmeye çalışıyorlardı.” Hasan Boşnakların kendilerini koruyan BM askerlerine güvenmekle büyük hata ettiğini belirterek, “Sırplar adım adım şehre yakın köyleri alıyor, kenti bombalıyorlardı. Bunlar olurken BM komutanları ‘Korkmayın, siyasi çözüm bulununcaya kadar korumamız altındasınız. Sırplar saldırırsa uçaklarımızla onları bombalarız.’ diyordu. Ama, 6 Temmuz’da dört bir taraftan şehre saldırdılar. BM askerleri tek kurşun bile atmadı. Üstelik kendini savunmak isteyen Boşnaklara engel oldular, az sayıdaki silaha da el koydular.” demektedir. Hasan Nuhanoviç, Sırpların gelişmiş tank ve toplarına rağmen şehirdeki Boşnakların bir top ve sadece 56 mermileri olduğunu, BM askerlerinin bu topu Sırp askerlerine bildirerek imha etmelerine göz yumduğunu söylüyor.

Sırp saldırıları başlayınca Hollandalılar biraz daha gerileyerek yeni bir gözlem noktası daha kurmaktan başka birşey yapmadılar. Hasan daha sonra yaşananları şöyle anlatıyor: “Uzun bir aradan sonra kasabadakiler ilk defa silahlanmaya başladılar. Ve kendi kendilerine dediler ki, bakın BM kendi askeri gözlem noktasını korumaktan aciz ve Sırplar yavaş yavaş kasabayı ele geçirmeye başlıyorlar. Öyleyse silahlarımızı alıp çıkalım ve kendimizi savunalım.” Durum gittkçe kötüleşmektedir. “Haziran’da Sırplar Gözlem Noktasını ele geçirdiler. Bu BM’e karşı açık bir saldırıydı. Şimdiye kadar atılan roketlerle veya Sırp keskin nişancıların ateşiyle bir çok insan hayatını kaybetmişti. Fakat BM karşı yapılan bu aleni saldırı insanlara şu mesajı veriyordu: Kendi Gözlem noktasını koruyamayan BM buradaki insanları nasıl korusun.”

BM’in kararsız tutumundan cesaret alan Sırplar saldırılarını iyice sıklaştırmaya başlarlar. “..Ve 20 Haziran’da ve 5 Temmuz’da Sırplardan yeni tehdit mesajları geldi. Çok güzel bir yaz sabahı kasabanın güneyinden ağır top atışı başladı. Patlama sesleri o kadar yoğundu ki, aynen savaşın tüm şiddetiyle devam ettiği 1992 yılını andırıyordu. Bu kasabayı büyük bir ihtimalle kaybedecektik... Fakat kısa zaman sonra bu cehennemden çıkacaktık. Zaten insanların kafasında burasını kurtarmak gibi bir düşünce kalmamıştı.”

Sırplar kasabayı ele geçirmek için kararlı olduklarını göstermek için saldırılarını yoğunlaştırarak sürdürüyorlardı. “İlk 2-3 gün Sırplar saldırılarını daha çok kasabanın güneyinde yoğunlaştırdılar. Bütün bölge ağır bir tank ve roket atışı altındaydı. İnsanlar sokaklarda kuş gibi öldürülüyordu. Sokakta yürümek imkansızdı.”

Srebrenica’nın etrafındaki Sırp kuşatmasını kırmak için NATO’nun gerçekleştirdiği göstermelik hava saldırılarından sonra, Hasan, geçirdikleri korkunç sabahın ürpertici havasını şu cümleyle özetliyordu: “Beklemek üzerimize ateş açılmasından çok daha berbat bir durumdu.”

Ancak Sırp güçleri Srebrenica’ya doğru hızla ilerlerken BM hâlâ bir hava saldırısı yapalım mı yapmayalım mı tartışmasını sürdürüyordu. BM Özel temsilcisi Yasuski Akaşi de Janvier gibi hava saldırısına karşı çıkıyordu.7

Kuşatma esnasında Hasan’ın şahit olduğu bir ilginç ayrıntı, Srebrenica’da yaşananların başka bir boyutunu ortaya koyması açısından anlamlı. Srebrenica’yı kuşatan Sırpların arasında Ukrayna, Romanya, Bulgaristan, Rusya ve hatta Yunanistan’dan gelerek Sırplara yardım eden ve kendi ulusal üniformalarını giymekten çekinmeyen askerler boy göstermektedirler. Gerçekten de Ratko Mladiç’in silâhlı kuvvetlerine yaklaşık yüz kişilik Yunanlı ve belli bir miktar Rus ve Ukraynalı gönüllünün yardımcı olduğu sonraki yıllarda açığa çıkmıştır.8 Asker ve silah sevkiyatı dışında, Yunanistan’dan kara yoluyla, Rusya ile Ukrayna’dan ise Tuna nehri yoluyla, o sıralarda BM ambargosu altında olan Sırbistan’a ve Bosnalı Sırplara petrol ve diğer yardımların sevkiyatı yapılmıştır.9

Şimdi bu ateş çemberinin ortasında ve dünyanın vurdumduymazlığı karşısında, Hasan ve orada bulunan insanlar şu ızdırap verici soru soruyordu: “BM neden Güvenli Bölge ilan ettiği bir yeri, içindeki 25.000 mülteci ile birlikte korumasız bir şekilde kendi kaderlerine terkediyor?” Oysa bu soruların cevabı yoktu, daha doğrusu kimse bu cevapları konuşmak istemiyordu.

Sırpların saldırıları sıklaştıkça toplanan silahların kendilerini geri verilmesini isteyen Boşnaklar’a, karşı çıkan Albay Karremans, NATO’nun uçaklarla bir hava saldırısı başlatacağını söylüyordu. Ancak bu saldırı hiç gerçekleşmediği gibi Sırpların saldırısı daha da yoğunlaştı. Sonunda Hollandalı askerler Janvier’den aldıkları emir doğrultusunda tek bir kurşun ile atmadan kasabayı boşaltarak yakındaki Potoçari kampına çekilmeye karar verdi.

Devamı....

Ekleyin:: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Bu haber için oy ver
5.00
Anket:: Dernek
Herhangi bir Balkan Derneğine Üye misiniz?
Made By BSN Her hakki saklidir.